Herkesin bugünlerde konuştuğu Musul, kentin içinden otomobille geçen ay geçebilme imkanına sahip olduk. Musul çok çok büyük bir kent.

Basında Musul'un 1,8 ile 3 milyon arası bir nüfusu olduğu söylenir. Bizim taksi soförü 4 milyon insandan bahsediyordu. Biz bunu sorguladığımızda o ısrar ediyordu ve kendisi Musul kent ve bölgesini herkesten iyi tanıdığını ekledi. Sayıları tartışmayalım fazla, ama bir saatten fazla bir sürede bu kentin içinden ancak geçebildik.
Musul kentin büyüklüğü aklıma getirince (Amed'in rahatça iki katı), 2000 veya 3000 İŞİD silahlı elemanının bu kenti tek başına nasıl ele geçirebileceğini canlandırmaya çalıştık. Karşılaştırma yapalım: 1000-1500 silahlı bir güç tüm Amed'i kontrol edebilir mi? Musul'da yapılar genelde 2-4 kat arası olduğunu düşünürsek, bu daha da zor olması gerek.
Musul Güney Kürdistan sınırı sayılır, kentin kuzeyi ve doğusu Kürtlerin çoğunlukta yaşadığı coğrafyadır. Ama bugünkü görünümü Hewler, Dohuk ve Sülemaniye'den çok farklıdır. Yapı inşaatları neredeyse hiç yoktur. Yapılar çok daha az parlıyorlar ve kente toprak rengi hakim. Ortalıkta çöp ve dökülmüş petrol çok fazla.
Musul'a girerken şoför fotoğraf makinesini fazla yukarda tutmamaya dikkat etmemizi söylüyor. Binaların üstünde bulunan silahlı grup elemanların etrafı iyi izlediklerini ve belki atış yapabileceklerini diyor şoförümüz bize. Sürekli trafiğe yakalandığımızı da düşünerek uyuyoruz. Güvenlik karşılığında güzel fotoğraflar çekemiyoruz.
Sonra şoföre Musul'daki Kürtleri soruyorum. O an yolun sağında gördüğümüz mahallelerde ağırlıkta Kürtler olduğunu belirtiyor. Ancak son on yılda Kürtlerin yarısı, bombalı saldırılardan ve insan kaçırılmalarından dolayı göç ettiğini ve bugün nüfusun ancak yüzde 10-15'in Kürt olduğunu da belirtiyor. Asuri-Süryani-Keldanilerin de bir çoğu son yıllarda aynı nedenlerden dolayı göç ettiğini dikkate alırsak, Ortadoğu coğrafyasının adım adım kültürel farkılılığı nasıl zorla yok edildiği Musul'da güçlü şekilde aklıma geliyor.
Musul kentinden geçince üç ilginç şeyi gördük. Bir küçük tepede sadece Avrupa'da görebileceğimiz tarzda yeşillikler var. Düzeni güzel yapılan tepenin üstünde meğer bir önemli türbe varmış. Burası Musul'un içinde bir ada gibi. İkincisi, yanımızdan geçen iki bisikletçi erkek gördüm. Ortadoğu'da genelde çocukların bisiklet kullandığını ve bu iki erkeğin üzerinde tamamen 'modern' bisiklet elbiseleri ve gözlükleri olduğunu gördüğünü dikkate alırsak, bu durum göze çarpıyor. Yine Saddam Hüseyin döneminde yapımı neredeyse bitmiş bir devasa cami görüyoruz. Büyük bir alanda yapılan ve mimarisi farklı olan caminin inşaatını bugüne kadar bitirmemiş ve o hayalet yapıt orda duruyor.
Musul kentindeki en güzel an, Dicle Nehri'nin üstünde geçmemizdi. Dicle, Musul'da çok geniş ve ağır şekilde akmaktadır. T.C o kadar baraj yapıp suyu belli oranda kesmesine rağmen görkemliliği (henüz) kaybolmamış. Maalesef köprünün üzerinde duramıyoruz.
Şoför, kendisi Musul'ın batısında bulunan bir bölgeden geldiğini ve Gergeri Aşireti mensubu olduğunu belirtiyor. Musul'dan çıkınca önce Arapların ağırlıkta yaşadığı bir 30-35 km'lik alan geliyor. "Bu köylerin bazılarında İŞİD gizleniyormuş" diyor şöforumuz. Evet son 10 gün içindeki gelişmeleri düşününce bunun kesinlikle doğru olduğu kesindi. Ardından, 19 Gergeri köyünün bulunduğu ve İŞİD'in pek giremediği bir alandan geçiyoruz. Sağımız ve solumuz hep tarım alanları, henüz yeşillik çok. Bağdat tren hatıyla yolumuz da bir defa kesişiyor. Sonra tekrar Arapların ağırlıkta yaşadığı köylerden yolumuz geçiyor, ta ki Til Koçer sınır kapısına varana kadar. Yol boyunca sol tarafımızda, yani Güney'e doğru Şengal Dağı'nı görebiliyoruz. Şengal alanındaki Êzîdî Kürtlerin halen büyük oranda orada yaşadığını ve peşmergeler tarafından korunduğu öğreniyoruz.
İŞİD (ve başkaları) Musul kentini ele geçirince aklıma ilk gelen konulardan biri, bundan sonra bizim gibi artık hiç kimsenin Rojava'nın Cizirê bölgesine Til Koçer üzeri giremeyeceğidir. Cizirê üzerindeki uluslararası ambargo daha etkili oluyor. Zaten Musul ile Til Koçer yolunu Irak merkezi hükümeti zor tutuyormuş bizim şoförün dediğine göre. Rojava üzerindeki ambargo ve kuşatmanın sıklaştırılması, Musul'un terörist İŞİD'in eline düşmesi olayını daha tartışmalı ve kritik yapıyor.