Dünyadaki barış süreçleri deneyimleri bize kalıcı barış için silahların susmasının gerekli ama yeterli olmadığını gösteriyor. Bu gerçeklikten hareketle olacak; Newroz mesajında "tek cümleyle tarihimizin ve güncelliğimizin toplum olarak yeniden revizyonu, restorasyonu ve yeniden inşası için" yapılan çağrıda nedense hep göz ardı edilen ve gündeme getirilmeyen ama "teşkil edilmesi gereken bir Hakikat ve Yüzleşme Komisyonu"na da vurgu yapılıyordu. Doğaldır ki toplumsal bilincin köklü demokratik dönüşümünü, demokratik bilincin atılımını, toplumsal güvenin gelişimini ve adalet talebini ancak böyle bir yüzleşme ve hesaplaşma bütünlüğü sağlayabilir.

'Bir daha asla' diyebilmek için; yüzleşmek ve hesaplaşmak zorundayız. Geçmişin bütün hukuksuzluğunu toplumsal belleğin unutkanlığına havale ederek demokratik bir yapı oluşturmak imkansızdır. Gerçek bir demokrasi ve onun iradesi, geçmişle yüzleşme ve hesaplaşma iradesidir aynı zamanda. Bu yüzleşme elbette sadece devlet için değil aynı zamanda örgüt için de geçerlidir.

***

Barıştan söz eden bir iktidarın devletçe işlenmiş tüm insanlık suçlarının özrünü kabul etmeden ve gerekli tepkiyi vermeden ‘çözüm’ konusundaki söylemleri hamasetin ötesine geçemeyecektir.

'Hesaplaşmayı kapsamayan bir yüzleşme; sınırlı, yüzeysel ve biçimseldir. Toplumun demokratik bilincinin köklü değişim ve atılımına yol açamayacağı için biçimsel, yatıştırıcı ve uyuşturucudur.

Elbette affedilmesi gereken olaylar kusurlar vardır. İnsan salt kendine yapılmış bir haksızlığı affedebilir ama öyle suçlar vardır ki özünde tüm insanlığa yapılmıştır. 

İşlenen insanlık suçuysa hiç kimse, hiçbir kurum bunu affetme lüksüne sahip değildir.

"Demokratikleşme" ve "toplumsal yüzleşme" için hakikatlerin araştırılması gerekir. Yaşanan acıların onarılmasına yönelik etkin programların uygulamaya geçirilmesi gerekiyor. Bu belki bir zamanlama gerektiriyor olabilir ama Erdoğan daha başbakanlığı döneminde bunu başından itibaren reddediyor ve "Benim sözüm şudur geçmişteki bazı yargısız infazlara bizim iktidarımız girmez. Hakikatleri Araştırma Komisyonu ifadesi bizim kabul edeceğimiz yaklaşım değil" diyordu.

Bu ‘geçmişteki’ ifadesi bizden önceki dönem anlamında kullanılıyorsa hadi buyrun tam da bu hükümet dönemine tekabül eden ve turnusol işlevi görebilecek Roboski Katliamı...

***

Hakikat Komisyonları, ağır insan hakları ihlallerinin gerçekleştiği savaş, soykırım ve diktatörlük dönemlerinden sonra demokrasiye geçiş süreçlerinde hayata geçirilen mekanizmalardan birisi. Temel hedefleri toplumun hakikatleri öğrenmesi, yapısal reformların hayata geçmesi, adaletin tesisi, mağduriyetlerin onarımı ve toplumsal mutabakatın sağlanmasıdır. Farklı ülkelerdeki pratikler değişkenlik gösterse de bu konuda değişik ülkelerde yaşanmış yeterince örnek var.

Hakkaniyet dediğimiz şey biraz da hayatın sağlamasını yapma cesareti ve erdemidir. Yüzleştirebilmektir, araştırıp hakikatleri ortaya dökebilmektir. Yüzleştirip doğruyu bilebilmektir. Yüzleşmeyen hayatın kibri, pervasızlığı, acımasızlığı ve bencilliği ortadadır.