Protest müziğin güzel seslerinden Selda Bağcan Sabah’a uzun bir röportaj vermiş ve özetle şöyle demiş:

“Filistin’in yanındayım, Kürt devletine karşıyım!”

Bağcan kırk yedi (47) yıldır müzik ve siyaset hayatımızda.

Deniz Gezmiş’in yoldaşı, Ahmet Kaya’nın dostu ve kadim bir sosyalist!

Bunu ben demiyorum, kendisi söylüyor.

Bir sosyalist Kürt devletine neden karşı olur?

Bütün devletlere karşı olduğu için olabilir mesela. Bağca bütün devletlere karşı mı?

Yok.

Filistin devletini savunuyor, Türk devleti ile gurur duyuyor!

Eeee o zaman neden Kürt devletine karşı?

Çünkü ırkçı!

Irkçı olmazsa Esad’ın zulmüne uğrayan ve DAİŞ denilen barbarlığın saldırıları nedeniyle binlerce evladını yitiren Rojava Kürtlerine karşı olur mu?

Olmaz!

Lakin o olmuş çünkü adil değil!

Adil olsa birini savunurken diğerini yok saymaz... Filistin halkına hak gördüğünü Kürtlere hak görmüyor.

Bağcan’ın yorumu çevik, arzulu ve derin... Onun yorumu bir çölde hava gibi.

“Yaprak döker bir yanımız, bir yanımız bahar bahçe.”

Selda Bağcan’ın yaprak döken yanı karanlık gecelerde görünmeyen dikenlerin üstüne yürüyen çocukları yaralıyor.

Sözü ne ışık oldu ne de ısı...

bir soğuk ki...

Deniz’in dalgasında yükselen o sesi kendinde boğdu!

“Bir yanım mavi yosun dalgalanır sularda. Bu ne beter çizgidir bu, bu ne çıldırtan denge…”

Kudüs’e uzanan sesi Efrîn’de yitik.

“Yedi bıçak yarasına dayanmaz oldum.

Mağusa’ya vardım kan kusa kusa.

“Düşen hep yerde mi kalır?”

Taybet Anam tam 7 gün 7 gece bir sokak başında öylece yerde kaldı, ne kaldıran oldu ne de yarasına mendil bağlayan...

Bağcan, Gülistan’ı o yaralı haliyle tam 71 gün Cizre bodrumlarında yalnız bıraktı. Sivas’taki duygusu Cizre’de yoktu...

Efrîn’in kapısında tanklar süngü takmış bekliyor ve Bağcan yine kayıp...

“Gecenin yarısı dağın başında, / siperde beklerken ay ışığında, / hedef oldu geldi. / Onun da yolunu bekleyen vardır, sevdiği vardır. / Kıyamadım vurmaya, ağladım anne…”

Bir sınır boyunca süngülü gençler, siperde bekliyor ay ışığında hadi gel ne olur tut ellerini. Hepsinin yolunu bekleyen vardır...

“Dön gel bir tanem./ Güneşe, yıldızlara seni ararım. / Yağmura, bulutlara seni ararım./ Yorgunum aramaktan,/ gördüğüme sormaktan./ Dön gel bir tanem, dön gel…/ gözlerim yaş olmadan sen yine de dön gel...”

‘Fikrinden geceler yatabilirsen, bu fikri başından atabilirsen’ dön gel bir tanem.

Efrîn’de, Cizre’de ince ince bir kar yağar üstüme.

Gel ne olursun, tut ellerimi...