Sloganı biliyorsunuz, “Senle değişir”… Gerçekten sizinle değişecek. Biz sadece buna aracı olmaya çalışacağız.
Barış Atay Mengüllüoğlu, 22 Eylül 1981 tarihinde Almanya’da doğdu. Doğumundan kısa bir süre sonra Türkiye’ye gelen ailesiyle birlikte 1999 yılına kadar Antakya’da yaşadı. 18 yaşındayken 1999 yılında üniversitede okumak için Adana’ya gitti. Çukurova Üniversitesi Biyoloji bölümünde öğrenimine devam etti. Son yılında okulu bıraktı ve İstanbul’a gitti. Yeditepe Üniversitesi Tiyatro bölümü sınavlarını geçerek bu üniversitenin tiyatro bölümünden 2004 yılında mezun oldu. 2011 yılında Kadir Has Üniversitesi Sinema-Tv ölümü yüksek lisans öğrencisi oldu.
Arka Sıradakiler dizisindeki Saffet rolüyle ünlendi. Ardından 2011 yılında Mahsun Kırmızıgül’ün senaryosunu yazdığı “Hayat Devam Ediyor” dizisinde oynadı. 22 Kasım 2013 tarihinde Redhack soruşturması kapsamında gözaltına alındı, 3 gün sonra serbest bırakıldı. 17 Nisan 2015 tarihinde vizyona giren “Eksik” adlı sinema filminin yönetmenliğini Barış Atay Mengüllüoğlu yaparken aynı zamanda oyuncu olarak da görev aldı. Diğer rollerde Nur Sürer, Özgür Emre Yıldırım, Toprak Sağlam, Uğur Polat, Şebnem Sönmez, Sarp Akkaya oynadı.
16 Mayıs 2018 sabahı ise, erken saatlerde evine gelen polisler tarafından gözaltına alındı. “Halkı kin ve düşmanlığa sevk etme” gerekçesiyle gözaltına alınan Atay, emniyetteki işlemlerin ardından adliyeye sevk edildi ardından yeniden emniyete götürüldü. Gözaltına alınmasına gerekçe olarak ise şu Tweet’i gösterildi: “Hepiniz ağlayarak özür dileyeceksiniz. O gün geldiğinde; affedeni, acıyanı, yargılamaktan vazgeçeni de unutmayacağız! Yok öyle ‘torunlarla emeklilik, hepimiz kardeşiz, kavga istemiyoruz’ falan. Her şey yeni başlıyor. Bu ülkeye, insanına yaptıklarınızın hesabını vereceksiniz.” Tabii, öncesinde tetikçi gazeteci Ahmet Hakan’ın “Bu adama haddini bildirin!” çıkışıyla hedef gösterildi.
Türkiye İşçi Partisi (TİP) mensubu Atay, 24 Haziran seçimlerinde Halkların Demokratik Partisi’nden Hatay milletvekili adayı olarak listelere girdi. Milletvekili gösterildikten sonra Hatay’ı ziyarete giden Atay Gezi Direnişi’nde yaşamlarını kaybeden Ali İsmail Korkmaz, Ahmet Atakan ve Abdullah Cömert’in mezar ziyaretlerinden sonra HDP Antakya’da bir konuşma yaptı. Barış Atay, mezarlıktaki konuşmasında ise şöyle diyordu: “16 yıllık gerici bir iktidarın bütün baskısını üzerimizde hissediyoruz. Bunu değiştirmek için bir fırsatımız var. Gerçekten zorlu bir viraj. Artık sistem değişiyor. Bizim bu darbeyi vurabilmemiz için en son şansımız. Bunu beraber başaracağız. Zaten sloganı biliyorsunuz, “Senle değişir”… Gerçekten sizinle değişecek. Biz sadece buna aracı olmaya çalışacağız.”
HDP cephesini DESTEKLEYELİM
Grup Munzur: Ülke gündeminin kasırga gibi tepemizden geçtiği bir süreçten geçiyoruz. KHK’lar, OHAL, baskın rejimler tutuklamalar vesaire derken bizi köşeye sıkıştırmaya çalışan bir rejim karşımızda. Biz; emek cephesine, ezilenlere, çeşitli etnik gruplara, inanç gruplarına sosyalistlere, devrimcilere düşen görev; bu faşist düzene karşı bir bütünlük içerisinden emekten yana, haktan yana, ezilenden yana oluşturulmuş HDP cephesini desteklemek kalıyor. Bu rejim karşısında tek tipi yıkmak, tek adam rejimine karşı koymak için bu süreçteki birlikteliğin çok önemli olduğunu düşünüyoruz. HDP çatısı altında ezilenlerin, sömürülenlerin büyük bir kesimin bir arada olduğu bir cephe var. Herkesin bu cepheye destek vermeleri, çevrelerinde bu cephenin propagandalarını yapmaları gerekiyor. Avrupa’da yaşayan halkımızın ülkedeki akrabalarını, eş ve dostlarını aramalarını, HDP ve Demirtaş’a oy vermeleri gerektiği noktasında bir ikna çalışmaları yürütmeleri gerekiyor.
Nefes borusu oldu
Teknik olarak bakıldığında CHP’nin yüzde 25, yüzde 30 almaları yerine 5 puan az almaları bir şeyi değiştirmeyecek. Ama HDP’nin yüzde 10’un üzerinde alacağı oylar Türkiye’deki mevcut sistem anlamında birçok şeyi değiştirecek. HDP, geçmiş dönemlerde parlamentoda halkların ötekileştirilirmiş, ezilmiş insanlar için bir nefes borusu oldu. Bu seçimlerde herkes HDP’ye oy vermeli. Kitleleri HDP’ye kanalize etmeleri gerekiyor. Seçim sürecinde de gerek müşahit olarak, gerek sandık görevlisi, gerek insanların oy merkezlerine taşınması konusunda herkesin kendini sorumlu hissetmesi gerekiyor.
Seyda Perinçek: Em dikarin
7 Haziran 2015 seçimlerinde Sara Perinçek ile birlikte büyük beğeni toplayan “Bejin Na” isimli şarkıyı besteleyip seslendiren sanatçı Seyda Perinçek, 24 Haziran baskın seçimleri için HDP’nin kullandığı seçim parçası müziği Koma Denge Azadi’ye ait “Em Dikarin/Biz Yapabiliriz” isimli parçanın da sözlerini yazdı. HDP parçası ardından hedef gösterilen ve hakkında verilen cezalar nedeniyle sürgünde yaşamak zorunda kalan sanatçı Perinçek halkı sandığa giderek oy kullanmaya çağırdı. Gazetemize konuşan Perinçek’in erken seçim ve “neden HDP” sorusuna yanıtı şöyle: “24 Haziran seçimleri Türkiye’nin ve Ortadoğu haklarının kaderini belirleyecek bir süreci beraberinde getirecektir. Büyük bir çığır açma sansı ve imkânıdır. Kürtler, ezilen halklar, Aleviler, demokratlar, yurtseverler, Türk, Kürt, Arap, Çerkes fark etmiyor; din, dil, ırk farkı görmeksizin kendine ben insanım diyen herkesin bu diktatörlüğe, bu barbarlığa karşı bir duruş sahibi olması gerekiyor. Sadece sanatçılar değil, anneler, çocuklar, yaşlılar; adaletsizce, ahlaksızca yürütülen bu kirli savaşın mağdurlarıdır. Biz de bu halkın çocuklarıyız, mirasçıyız, biz de savaş mağduruyuz. Herkesin artık kölelikten kurtulup, özgür ve onurlu bir yaşam için en onurlu yerde direnişin içinde olması gerekir. Tavrını en ciddi şekilde ortaya koyması gerekir. Avrupa’daki halkımız sandığa giderek HDP ve Selahattin Demirtaş’a oy vermelidir.
Cezalarla engelleyemezsiniz
Daha önceki seçim için Sara Perinçek ile birlikte “Bejin Na” adlı parçayı besteleyip, seslendirdik. Türkiye’de demokrasi dışında kalan, tahammül gücü olmayan, niteliği olmayan zihniyetin temsilcileri resmi düzeyde bu şarkıyı yasakladılar. “Bejin Na” şahsında beni mahkum ettiler. Eski devam eden ve dondurulmuş olan tüm davalarımı ceza almamla neticelenecek bir siyasi karar tahakkümü içerisinde bulundular ve yargıya müdahale edip benim bütün davalarımda ceza almamı sağladılar. Aslında bunlar kendi halklarına, kendi dillerine en büyük haksızlığı saygısızlığı yapıyorlar. Bir dil paylaşıldıkça anlam kazanır. Bir tarih paylaşıldıkça anlam kazanır. Bu şekilde sevdirilir. Bir şeyi öcü olarak gösterdiğiniz zaman, tek devlet, tek bayrak, tek millet, tek vatan argümanları ile hiçbir halkın sevgisini, hiçbir halkın sempatisini kazanamazsınız. Dolayısı ile ben olmasam da demokrasi mücadelesini yürüten insanlarımızdan, sanatçısından tutun siyasetçisine, çocuğundan tutun yaşlısına kadar herkes bu zihniyete karşı bir duruş sahibi olacaktır.
Sokak sokak, EV EV
Hıdır Kutan: Onurlu bir yaşam için hep birlikte bir arada olmamız lazım. Gün birlik günü. Tabiki bütün oylarımız Selahattin Demirtaş başkanımıza. HDP çatısı altında özgürlük ve mücadeleyi, o meşaleyi yakmamız lazım. O meşaleyi parlatmamız lazım. O da yakın bir zamandır diye düşünüyorum. Ama şu gerçeği de vurgulamak istiyorum; öylesine olağanüstü bir dönemde geçiyoruz ki, ben oyumu kullandım, görevimi yerine getirdim diye kimse düşünmemeli. HDP’yi desteklemek için oy kullanmak bir görevdir ama bu görev burada bitmez. Hiç kimse sorumluluktan kaçınmamalı. Çevresini HDP’ye oy vermeleri için ikna etmeli. HDP’nin bir çalışanı gibi görev yapmalı. Sokak sokak, ev ev, hane hane dolaşmalı. İnsanları HDP’ye oy vermeleri için ikna etmeli. İmkanları olmayan insanları sandığa taşıma noktasında sorumluluk almalı. Ve en önemlisi de her birey sandıkların korunması, oy hırsızlarına geçit vermemesi için sandıkları korumak için gönüllü birer görevli olmalı.
Kendinize sahip çıkın
Ben Dersimli bir Alevi Kızılbaşım. 1915’ten itibaren Dersim’de katliam var. Bugün de hala bu katliam devam ediyor. Bu katliam sadece Dersim ve Aleviler için geçerli değil. Bu Türkiye devletinin bir felsefesidir. Türkiye’de yaşayan ötekileştirilen Kürdü, Alevisi, Ermenisi ve kendini sitemin içinde görülemeyen her birey, toplum hor görüldü, dışlandı, yok sayıldı, katliamlara tabi tutuldu. Biz kendi celladımızı alıp bayraklaştırmamalıyız. Kendimizden, bizi temsil eden, bizim içimizde çıkan HDP bileşenlerini iktidara getirmemiz gerekiyor. Dersimli bir Alevi olarak özellikle de Avrupa’daki Alevilere çağrım kendilerine sahip çıksınlar, oy verirken Dersim, Sivas, Çorum, Maraş katliamını düşünerek oy versinler. Geçmişte Mustafa Kemal vardıysa bugün de Tayip Erdoğan var.
HDP bir şanstır
Ragıp Zarakolu (Araştırmacı yazar): Bir baskın seçim olmakla birlikte eğer iyi hazırlanılırsa muhalif güçler arasında birlik sağlanabilirse bir beladan daha erken kurtulmanın şansını yakalayabiliriz. Bence Erdoğan bir Rus ruleti oynuyor. Bunun yolunu da Devlet Bahçeli açtı. Devlet Bahçeli nasıl ki 2002’de erken seçime gidilmesini sağlayarak bir beladan kurtulmamızı sağladıysa hiç istemediği halde bu kez de bir beladan kurtulmamızın olanağını sağlıyor ama bunu sadece Devlet Bahçeli’den beklemememiz lazım. Hepimizin çalışması gerekiyor. Şu anda Türkiye’nin demokratik dinamikleri Kürtler ve sol sosyalist çevrelerdir. Kürtlerin ve solun birliği Türkiye’de kalıcı bir demokrasinin oluşmasına imkan sunuyor. Bunun için herkesin bir çaba içerisinde olması gerekiyor.
Orhan Çelik (Yazar): Temennim ve arzum HDP’nin büyük bir başarı elde ederek seçim barajını aşıp parlementoya girmesi. Tabii bu başarının elde edilmesi içinde herkesin özerine düşen görev ve sorumlulukları yerine getirmesi gerekiyor. Ulaşılabilen her kesime HDP projesinin Türkiye’de yaşayan insanlar için ne kadar elzem olduğunun altının çizilmesi lazım. HDP, Türkiye demokrasisi içinde bir şanstır. Seçilmesi halinde demokrasiye büyük bir katkı sunacağına inanıyorum.
Nurcan Keskin (Tiyatro Sanatçısı): Seçimlerde oyumu HDP’ye vereceğim. Neden HDP’ye oyumu veriyorum? Çünkü bütün halkların, bütün inançların ortak sesi. Tek ses olmamak adına, sesleri çoğaltmak adına, renkleri çoğaltmak adına desteklenmesi gerekir HDP’nin. Renkler hayatı güzeleştiriyor. O yüzden HDP’ye oy veriyorum. Demokrasiye, barışa, kardeşliğe inanan tüm insanları HDP’ye oy vermeye çağırıyorum. Ulaşabildiğim tüm akrabalarımdan HDP’ye oy vermelerini istiyorum. Bazıları kararsız. O kararsızların da bunu bilmesi gerekiyor. Sandık başına gitmedikleri zaman bu AKP rejimine yarayacaktır. HDP’nin mutlaka seçimde büyük bir başarı elde etmesi gerekiyor. Hayatımızı yenileştirmek için, güzeleştirmek için, gençleştirmek için HDP diyorum.
Sevgi Polat (Ses ve Tiyatro Sanatçısı): Dersimliyim, Aleviyim, Kürdüm ve aynı zamanda kadınım. Tüm bu kimliklerimizden dolayı tarih boyunca ezildik. Bu ezilme geleneği bugün de AKP iktidarı döneminde devam ediyor. Bu baskılardan dolayı rahatsızım. Bize bir kadermiş gibi dayatılan bu yaşamı kabullenmiyorum. HDP ezilen, sömürülen ve dışlanan herkesin partisi. Bu parti ile geleceğimizi şekilendirmek istiyoruz. HDP bütün renkleri içinde barındırıyor. Onun için AKP’den mağdur olan ve bunun yanı sıra gelecek güzel yarınlara inanan herkesi HDP’ye oy vermeye çağırıyorum.
Ferman Karayiğit (Oyun Yazarı ve Tiyatro Sanatçısı): 16 yıldır Türkiye halklarının başına bela olmuş bir diktatörle karşı karşıyayız. Bu diktatörün hayatımızdan çıkması gerekiyor. Bunun içinde alternatifsiz degiliz. Kürtlerin, Türklerin, Ermenilerin, Êzîdîlerin bir araya gelip kurdukları geniş bir demokrasi çevresi var. Herkesin HDP çatısı altında birleşerek buna destek vermesi gerekiyor. Gidişattan memnun olmayan birçok insan var. AKP’nin geleceğimizle oynamasına izin vermiyoruz. Onun için tek alternatifin HDP olduğunu ve mutlaka desteklenmesi gerektiğini düşünüyorum.
HDP sanatın da güvencesi
Ozan Cömert: Tabii ki bizler özgürlük ve demokrasi için, herkesin insanca yaşayabileceği bir coğrafya için, oyumuzu HDP’den yana kullanacağız. Sadece oyumuzu kullanmakla kalmayıp HDP’nin seçim başarısı için de çevremizi duyarlı kılmamız gerekiyor. Kürt halkı uzun bir süredir imha, inkar ve asimilasyon politikalarına karşı mücadele veriyor. Bu uğurda binlerce evladını şehit verdi. HDP’nin seçimlerde başarılı olması Ortadoğu’da yeni bir rönesansın başlangıcı olabilir. Bizler de gerçeğe ikrar vermek için HDP’nin başarısı için elimizden gelen her şeyi yapmamız gerekir. Sosyalist, çevreci, ekolojik bir dünya için ben de HDP diyorum. Çünkü HDP aynı zamanda sanatın da güvencesi.
Amele: İnanıyorumki 24 Haziran seçiminde HDP büyük bir başarı elde edecek ve tekçi, faşist zihniyetleri tarihin çöplüğüne atacak. Türkiye’ye barış ve demokrasi gelecekse HDP ile geleceğine inanıyorum. Onun için başta sanatçılar, aydınlar olmak üzere tüm ilerici kesimlerin HDP’nin başarısı için ter dökmesi gerekir.
Yasin Boyraz: HDP benim için özgürlüğü ifade ediyor. Toplumun yeniden nefes alması için mutlaka HDP’nin barajı geçmesi gerekiyor. Bu da bizim çalışmalarımıza bağlı bir şey. Biz Kürdistanlı sanatçılar sanatımızı hiç bir baskı ile karşılaşmadan özgür bir şekilde kendi ülkemizde yapmak istiyoruz. HDP’nin barajı aşması lazım. Onun için hepimizin el ele vererek HDP’nin başarısı için çalışmamız gerekiyor.
Diktatörü devirmek elimizde
Mehmet Ekici: 24 Haziran seçimleri bu kirli tarihi ters çevirmemiz için bize bir fırsat verdi. Seçimler dolayısı ile örgütler, toplumlar ve halklar aralarındaki sorunları bir tarafa bırakmalı. Şu ana kadar birbirimize yönelttiğimiz eleştirilere bir dur demeliyiz. Gün birleşme günüdür. 24 Haziran’da ortak bir paydamız var. Ortak paydamız nedir? Türkiye’deki bütün halkların özgür bir şekilde onurlu bir yaşam sürdürmesidir. Herkes ben bir oy veriyorum görevimi yaptım dememeli. Sadece destek bazında kalmamalı. Alanlara inmeli, sokaklara çıkmalı. Dostunu, akrabasını, arkadaşını ve komşusunu ikna etmelidir. Halkların onurlu bir şekilde bir arada yaşamasının yolunun parlamento seçimlerinde HDP ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Selahattin Demirtaş’a oy vermekten geçtiğine ikna etmeliyiz. Şöyle bir algı yaratılmaya çalışılıyor. Biz ne yapsak da AKP iktidarda kalacaktır. Bu algı çok yanlıştır. Dönem başka bir dönem. Bu iktidarı devirmek bizim elimizde. Ve bu iktidarı devirmek hiçbir dönem bu kadar gerçek boyuta ulaşmamıştı. Bu vesile ile Avrupa’da yaşayan halkımıza çağrım şudur: Elimizdeki bu tarihi fırsatı heba etmemek için güçlü bir şekilde seçime katılarak, HDP ve Selahattin başkanı hak ettikleri noktaya getirelim.
24 Haziran dönüm noktası
Taylan Yıldız: 24 Haziranın Türkiye için bir dönüm noktası olacağına inanıyorum. Halkımız, kurtuluşun yolunun HDP etrafında birleşmekten geçtiğini görmeli. Özgürlüğe, eşitliğe, barışa ve insan haklarına saygılı ve bu uğurda politika yürüten HDP bu anlamda desteklenmeli. Farklı kesimleri içinde barındıran, halkların ve bireylerin haklarını ön planda tutan HDP’yi meclise taşıdığımız oranda bir nefes alabiliriz. Avrupa’daki halkımız HDP’nin etrafında kenetlenmeli. Oylarını HDP ve Selahattin Demirtaş’a vermeliler. Avrupa oyları HDP için belirleyici olabilir. Ülkedeki yakınlarını da ikna etsinler. Avrupa’daki oy sayısı sınırlı ama Türkiye’de HDP’ye oy vermeleri için ikna edilmeyi bekleyen çok büyük bir kitle var. Avrupa’daki halkımızın bu noktada rolünü oynayacağına inanıyorum.
Oyum Demirtaş’a
Erdal Bayraktaroğlu: Ben şunu çok açık söyleyebilirim; oyumu Selahattin Demirtaş’a vereceğim. Ben Demirtaş’ı çok dürüst ve adaletli buluyorum. Bazıları boykot çağrısı yapıyorlar. Boykot bundan beş, altı sene önce benim görüşüme göre geçerli olan bir tercihti. Fakat bu dönemde en azından, oyumuzu vererek bir şey yapmak gerekiyor. Yoksa nefes alacak alanımız kalmayacak. Barış Atay düşüncelerinden dolayı göz altına alındı ve ertesi gün serbest bırakıldı. Bu halka bir göz dağı verme yöntemidir. Selahattin Demirtaş’ın güzel bir adam olduğunu, aydın olduğunu, temiz olduğunu, dürüst olduğunu, genç ve dinamik olduğunu biliyorum. Oy yüzden beni yönetmesi için O’na oyumu verecem. Cezaevinde cumhurbaşkanı adayımız vicdanlara sesleniyor. İnsanlar onu çıkartmak adına bile olsa oy vermelidir diye düşünüyorum. Ve herkes gidip oyunu kullansın. Herkesin bir oy hakkı var. Ve bir oy ile belki bir şeyler değişebilir. Artık umutlanmak istiyoruz.
