21 Ocak’da Rojava Kürdistan’ı ilk ve en büyük kantonu olan Cizîrê kantonundan başlayarak geçici halk hükümetini ilan etti. Rojava Kürdistan’ı Cizîrê, Kobanê ve Efrîn kantonları olmak üzere üç kanton biçiminde örgütleniyor. Her birinin özerk bir meclisi bulunmakta. Bu meclisler gerçek halk meclisleri. Bu meclisler şu anda geçici hükümetlerini oluşturdu. Üç dört aylık bir süre zarfında kalıcı hükümetini demokratik halk seçimleriyle belirleyecek.
Çok değil, daha üç yıl önce bile Rojava Kürdistan’ında bu gelişmelerin yaşanacağını kim tahmin edebilirdi ki. Tahmin edememiş olacak ki, AKP şimdi öngörüsüzlüğüne hayıflanıyor. Dün öngöremediğine hayıflanarak yarın olabileceklerin tedbirini şimdiden almaya başlayarak, sınırın öte yanına tırlar dolusu cephane gönderip depoluyor. Orda her an hazırda bekleyen adamlarını, zamanı gelince çatıştırabilmek için. Belki hemen şimdi şu anda, belki de ilerde, kim bilir. Zaten şimdiye kadar Kürtlerle çatıştırılan çetelere cephane en fazla nereden geliyordu ki?
Kürtler, Rojava’da gelişme üzerine gelişme ortaya çıkararak her kesi şaşırtmaya devam ediyorlar. 19 Temmuz 2011’de Demokratik Özerklik'i ilan ettiklerinde nereye kadar kendilerini ayakta tutacaklar diye şüpheyle bakılıyordu. Karşılarına beklenmedik bir şekilde uluslararası güçlerce desteklenen çeteler çıkarıldı. Esad rejiminin halklara yaptıkları yetmiyormuş gibi bir de daha beter bir çete savaşı peydahlandı Kürtlerin başına. Kürtler, bir taraftan bu berbat çetelerle savaşırken, bir taraftan başı dertte olduğu için her an kimi sokacağı belli olmayan Esad rejimi karşısında kendisini ayakta tutmaya, halkını savunmaya çalıştı. Bir yandan da artık denetimine aldığı özerk alanları hem savunmaya, hem doyurmaya hem de barındırmaya çalıştı. Yani yönetmeye ve yapılandırmaya çalıştı. Gelinen aşamada, henüz geçici de olsa yaptığı hükümet ilanından sonra artık Kürtlerin kendi kendilerini yönetebileceklerine dair şüpheye yer kalmamıştır. İlk yaptıkları Demokratik Özerklik ilanı nasıl ki bu gün geçici hükümet ilanına vardıysa, geçici hükümet de kalıcı demokratik bir hükümet ilanına hızla varacaktır. Kim bilir oradan da nereye varılacak. Belki de demokratik bir Suriye için, büyük gelişmelere varılacak.
Gözden kaçırılmaması gereken önemli bir ayrıntı, ilan edilmiş özerkliğin ön ekindeki "demokratiklik” sıfatıdır. Bir bölgenin iktidarını ele geçirip, kendi klasik devletçi iktidarını icra eden, tanıdık bir özerklik değildir bu. Demokratik toplumsal bir sistem olarak, yerele dayalı konfederalizmin yavaş yavaş hayat bulması sürecidir. Temsili demokrasi yerine, toplumun kendi kendini direk yönetmesinin modern denemesidir bu. Ortadoğu halklarının tarihinde, hatta Kürtlerin tarihinde, kendi kendini yönetme deneyimleri yaşanmıştır. Böyle bir deniyim ve hafıza vardır. Kendi ahlaki dünyasını ve politik iradesini geliştiren devletsiz toplumların anıları, üzerinde yaşadığımız toprakların altında dipdiri durmaktadır. Rojava Kürdistan’ında inşa edilmeye çalışılan demokratik, kollektivist toplum sisteminin ilham kaynağı, bu günün devlet ve iktidar rejimleri değil, Mezopotamya topraklarına gömülü olan bu toplumsal hakikatlerdir.
Tüm toplumun komünalist bir toplumsal sistem içerisinde, kollektevist bir ruhla, kaybettiği özgür toplum anlamsallığını yeniden yaratmanın imkanları oluşturulmaya çalışılıyor. Bir yandan, iyice vahşileştirilmiş berbat çetelerle çetin bir savaş yürütürken, diğer yandan tüm insani yardımlar üzerinden kesilmişken, sınır kapıları kapatılmışken, toplumu doyurma ısıtma sorunu nu çözmeye çalışırken, bir yandan da gecesini gündüzüne katarak toplumunu eğitmeye, demokratik kültürünü, tarih bilincini, politik tecrübesini, zihinsel felsefik değişimini geliştirmeye çalışmaktadır. Tüm bunların arasından toplumunu; ilkel veya modern milliyetçilikten, dincilikten, cinsiyetçilikten ve bilimcilikten arındırmanın mücadelesini yürütmeye çabalamaktadır.
Kısacası Rojava kürdistan’ı; Demokratik, ekolojik ve kadın özgürlükçü bir bilinci, bir bakışı, bir kültürü ve bir yapılanmayı oluşturmaya çabalamaktadır. Tüm imkansızlıkların içinden bu temiz amaçlar için temiz araçlarla büyük bir mücadele vermektedir.
Kürtlerin, en savaşlı süreçlerinde bile tüm bunları bir arada yapma yeteneğini gösteriyorken, savaşsız süreçlerinde neler yapabileceklerini kimse düşünüyor mu acaba? Günümüzün Kürdü kesinlikle dünün Kürdü değildir. Önemli oranda politik bilinç ve örgütlü demokratik bir kültür edinmiş. Özgürlük refleksi çok gelişmiş. Şayet günümüz Kürdü, sürekli savaş halinden kurtulabilirse, kısa sürede Ortadoğu’nun yükselen model toplumu haline gelecektir.
Geleceğin model toplumu yükseliyor
Öncelikle Rojava Kürdistan’ında ilan edilen geçici hükümeti, derin bir coşkuyla selamlıyorum. Rojava’da bu devrimsel gelişmelerin yaşanması uğruna, hayatını adayan tüm şehitleri saygıyla anıyorum. Hayatını adayanlar olmazsa, hayatın bu devrimsel gelişmeleri de yaşanmazdı. Hayatın kaybettiği anlamına yeniden kavuşmasının, anlam arayışındaki bazı hayatlara mal olması, acı da olsa bir hakikat. Saygıyla anılmayı hak eden gerçek hakikat arayışçıları, onlar olsa gerek. Her biri halkının gönlüne taht kurmuş, birer hakikat bilgesi.