Nasıl yapmalı’ya verilen cevap: Öz yönetim oldu.
Pilot Proje: Varto ve Bulanık.
Tarihçesi:
1984’teki başlangıçla birlikte, daḡlardan kentlere ulaşanlar, şimdilerde kırlardan merkezlere yürüyecekler.
Unutulmamalı:
İki sistemin çatışması şiddetleniyor.
Kürdistan’daki halkların hiç işine yaramayan, Türkiye’deki halkların hiç mi hiç işine yaramayan ve yaramayacak sermaye ve militarizme dair sistem, yerini insana terketmemek için şiddeti tırmandırıyor.
İnsan ve sömürülenlere dayanan sistemler, merkezi sistemi daḡıtmak üzere yola çıktılar.
Bu amansız bir kavgadır.
Geçmişi var.
Ne kantonlar sistemi yeni, ne de özyönetim sistemi ilk kez telaffuz ediliyor.
Ancak!
Yeni bir sessizlik döneminin faili, adına “global sistem” denen kapitalizm, dünyayı küçük bir köy haline getirip yönetmeye başladıḡı günden bu yana, yeni bir “sessizlik dönemi” dikte edildi.
Sessizliḡi bozanlar, Afrika, Asya ve Ortadoḡu’dan koparak gelen, adına mülteci denen “en alttakiler”.
Demografik bir hareketlenme bekleniyordu ve şimdi çıḡ bibi büyüyen ve Avrupa ve ABD’yi hedefleyen önü tutulmayacak bir “mülteci salgını” başladı.
Bu günlerde Türkiye’den Yunanistan’ın adalarına yarı canlı gelen binlerce “Suriyeli” mülteci kamplarında yaşıyorlar.
Molina kampında çalışan, Fransa kökenli bir Unicef çalışanı, bu kampın, “dünyanın en kötü hapishanesi” olduḡunu söylerken, benim bunu yazıya dökeceḡimden habersizdi.
Ortadoğu’daki karmaşa ve kaos, Irak, Afganistan, Libya ve Suriye’de halkları yaşadıkları mekanlar dışına savuruyor.
Kurbanlar, kaosun sorumlusu Hükümetler’in iktidarda oldukları ülkelere akın etmeye başladılar.
Kürdistan’da yaşayanlar, kaosa karşı yaşam ve insan güvenliğini alacak tedbirlere başvurdular.
Rojava, hepimizin bilincini ve “ulusa hapsedilmiş bilinci”ni silkeleyerek işe başladı.
Sonrasındaki devasa adım Kobanê’deki direniş odakları oldu.
Erdoğan’a dayalı sistem, Kürdistan’da ve Türkiye’de barbarlığa boyun eğmeyi dikte etti.
Silah ve namlular cephenin önüne geçti.
Oyunu bozan ve “silahlara elveda” diyecek sinyalin ilk müjdecileri Varto ve Bulanık’da ilan edilen “özyönetim”ler oldu.
Halkın, o topraklarda, kentlerde, sokaklarda yaşayan insanların müdahalesi.
Bu biraz da: “Kavga etmesini bilen, kavga etmek mecburiyetinde değildir” hipotezini doğrulayan yeni bir müjde gibi.
Kendi sinirlerine ve ihtiraslarına hükmedemeyen, “çılgınlar çetesi” tarafından ablukaya alınmamak için direniş odakları oluşacak.
Sömürgeci sistemden kurtulan bilinç, militarizmden kurtulabilir.
Türk kolonyalist sisteminin yarattığı kolonileştirilenler, sömügeci sistemin yarattığı bilinçten kurtuldukları ölçüde, özgür alanlar ve özgür insanlar topluluğu yaratabilirler.
Şengal Hewler’den yönetilmez doğru bir çıkış oldu.
Varto ve Bulanık, Ankara’dan asla yönetilemez, daha başka doğru bir çıkış.
Ümit ederim ki bu, bir sosyal salgın gibi yayılsın.
Varto’ya yapılan askeri müdahale, beyhude bir infaz girişimi olacak; ve yakın bir gelecekte, komşu kent ve vilayetlerle, öz yönetim birimleri ilan edilecek.
Sonra Diyarbekir’de de öz yönetim konseyleri kurulacak, bundan kuşku duymuyorum.
Ve Kürdistan’da başlatılan bu hamle, Ankara’da, insanı yok sayan sisteme sadece intihar seçeneği bıraksın!