Seçimlere az kaldı. Saat işliyor. Dünyanın gözü üstümüzde. Nasıl olmasın ki, Newyork’un, Brüksel’in, Berlin’in, Paris’in, Londra’nın, Moskova’nın, Pekin’in kulağı bizde.Seçimlerden sonra, karteller, tröstler, gizli servisler, stratejistler, başkanlar, hangi hamlede bulunacaklarını, hangi figüru oynatacaklarını biraz da bize göre belirleyeceklerdir; köylerimizin, şehirlerimizin, kadınlarımızın, erkeklerimizin, tercihine göre hareket edeceklerdir.
İŞİD nerede desteklenip nerede, törpüllenecek? Türkiye, Arabistan, Kuveyt, Katar denklemine; Rusya ve İran’ın ilişikte olduğu Şii fayı ne ölçüde ezdirilecektir?Irak-İran yakınlaşmasına ne ölçüde izin verilecek, İŞİD’le korkutulan Kürtlerin, ehlileştirilme süreci nasıl işleyecek? Ön asya, Asya, Afrika, uzak ve yakın Doğu’nun irili ufaklı ülkelerine nasıl bir ayar verilecek, hangi mezhep, hangi aşiret haritadan silinecek, kime ne ölçüde “yardım” edilecek? Neresi karıştırılıp, neresi bölünecek, kim silinecek, kim parlatılacak? Seçimler; kuzeylilerin planlarını gözden geçirdikleri, suikast-sabotaj timlerinin, savaş filolarının, savaş uçaklarının, viskilerini yudumlayan savaş ağalarının işaretini beklediği zamanlardır. Ortadoğu’da boyutlanan bu savaşta evler, apartmanlar, fabrikalar, raylar, köprüler, müzeler, okullar, zahmetle yapılan hastaneler, içindekilerle birlikte havaya uçurulacak. Bağıranlar çağıranlar, direnenler, yerinden yurdundan edilenler, açlık, susuzluk, hastalık çekenler, tekbir getirenler, yukarıda, cansız, kırmızı birer nokta olarak izleneceklerdir.
7 Haziran seçimlerde savaş yanlısı egemen güçler ile barış yanlısı demokrasi güçleri çatışıyor. Bu yönüyle önümüzdeki seçimlerin iki favorisi var: HDP ve AKP.
HDP’nin önemi; barajı aşar aşmaz güçler dengesindeki değişimle açıklanabilir. Barajı aşmış bir HDP; AKP’yi mevzilerinden söküp atacak, saçı sakalı ağarmış, cahil cüheyla takımını kovacak, diktatörlüğü yerle bir edecektir. Suudi, Kuveyt, Katar, Türkiye denklemi bozulacak, İŞİD desteksiz kalacaktır. Kürtlerle Alevilerin hakları güvence altına alınacak, içte ve dışta barış sağlanacak, askeri harcamalar kısıtlanacak, tanklar ve TOMA’lar sosyal projelerle yer değiştirecektir.Aksini düşünmek bile istemiyoruz. Ekonomik çöküntü, Suriyeli göçmenler, öldürülmüş kadınlar, sindirilmiş gençler, Ayetullahvari bir yönetim, sadakaya muhtaç bir halk, molla eğitimi, asimilasyon, katliam, gözyaşı... Afrika, Aganistan ve Türkiye’ye kadar sızmış bir İŞİD, emperyalizme bağımlılık, Esad’ın egemenlik alanlarına saldırı...HDP’nin başarısı; suskunların ayaklanması, Mısır’da Mursi’yi boğan halk hareketinin, Erdoğan’a yönelmesi, Kürt Sorunu’nun emperyalist merkezlerden alınıp, Ankara’ya taşınması, çoğulcu, eşit, zengin, onurlu bir ülke olmamız demektir...
Kürt Özgürlük Hareketi’nin sabırla açığa çıkardığı bu enerji, barajları yıkacak, iktidarı zorlayacaktır.Ancak, bizi bekleyen iki tehlike var: Kontrollü bir kaosla HDP’nin aşağı çekilmesi, oylarımızın çalınması ve barajla açığa çıkan halk gücünün, ordu (darbe) ile kontrol edilmesi...Bu ikincisini; coşmuş, kenetlenmiş bir ülkeden çekinenler, yani Amerika yapabilir. Çünkü o saatten sonra, yukarıdan bombalanacak, yerden IŞİD sürülerince tekbir getirtirilecek bir alan olmaktan çıkmış olacağız.O halde cansız kırmızı bir nokta ya da yeni yaşamın canlı bir filizi olmak elimizde… Bunu seçimdeki oylarımız belirleyecek.