
Mitingin yapıldığı Newroz Alanı’na yürüyen kadınlar, „Kadın kırımına hayır“, „KESK’li kadınlar onurumuzdur“, „Siyasi operasyonlara hayır“ ve 340 tutuklu kadının isminin yazılı olduğu büyük bir pankart, Kürtçe ve Türkçe dövizler, cinayetler sonucunda hayatını kaybeden Şemse Allak, Necla Yıldız, Pippa Bacca başta olmak üzere çok sayıda kadının fotoğraflarını ellerinde taşıdı. Yürüyüş esnasında panzerler eşliğinde çok sayıda polisin de önlem alması dikkat çekti. Alana gelen kadınlar, 4 arama noktasında arandı. Tutuklu 340 kadının isminin yazılı olduğu „Siyasi operasyonlara hayır“ pankartı ile üzerinde Eğitim Sen üyesi Prof. Dr. Büşra Ersanlı’nın fotoğrafının olduğu „KESK’li kadınlar onurumuzdur“ pankartının içeri alınmaması tepkilere neden oldu. Kadınların alana girmesinden sonra miting konuşmalarla başladı.
„Kadın Kırımına Hayır“ mitinginde ilk konuşmayı Kürtçe yapan Tertip Komitesi Başkanı Gülhan Tekin, eril zihniyetle hesaplaşmak için Sêrt’te olduklarını ifade etti. Tekin’in ardından Kürtçe konuşan Amed Barış Anneleri İnisiyatifi üyesi Havva Kıran, mazlum bir halka zulüm yapanların hiçbir zaman mutlu olamayacaklarını belirti. Kıran, dört aydır Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ile görüşmenin olmamasına dikkat çekerek, sistemin kirli ellerini çekmesini istedi. Kimyasal, taciz, tecavüz, tutuklamalar ile Kürt halkının bitirilemeyeceğini ifade eden Kıran, „Varız, buradayız, burada olmaya devam edeceğiz“ diye konuştu.
Geleceğimizin üzerinden ellerinizi çekin!
KESK Kadın Sekreteri Canan Çalağan da, AKP iktidarının tecavüzleri meşrulaştıran zihniyetine dikkat çekerek, sistemin topyekün bir şekilde kadınların, emekçilerin, Kürtlerin, direnen tüm kesimlerin üzerine geldiğini belirtti. Çalağan, tutuklu kadınların fotoğraflarının olduğu pankartların içeri alınmamasını sert bir dille eleştirerek, „Arkadaşlarımızı tutuklayabilirsiniz. Fotoğraflarına dahi tahammül etmiyorsunuz. Pankartlarını içeri almayabilirsiniz. Ama onları asla yüreğimizden sökemezsiniz“ dedi. Çatışmalı ortamlarda kadınların daha çok ezildiğine dikkat çeken Çalağan, 30 yıldır yürütülen kirli savaşta çok sayıda kadının mağdur olduğunun altını çizdi. Sêrt’te olmalarının anlamına da değinen Çalağan, „Geleceğimizin, çocuklarımızın üzerinden ellerinizi çekin, diye buradayız. 16 yaşında bir kızın tecavüzcüsü aramızda dolaşıyor. Biz suçlunun kim olduğunu biliyoruz. Suçlu erkek egemen sistem, eril zihniyettir“ ifadesinde bulundu.
‘Her kadının bir öyküsü var’
„Direnişçi kadınlar merhaba“ diyerek konuşmasına başlayan BDP Amed Milletvekili Emine Ayna ise, bugünün kadının eşitlik ve özgürlük mücadelesinin yıldönümü olduğunu söyledi. Alanda taşınan ve cinayetlere kurban giden kadınların fotoğraflarına atfen konuşan Ayna, söz konusu fotoğrafların birer hikayesi olduğunu kaydetti. Pîran (Dicle) İlçesi’nde 19 yaşında Fatma adında bir kadının 71 yaşında biri ile evlendirildiğini anlatan Ayna, „Bir hafta sonra cenazeye gittiğimde feryatları dinledim. Fatma tabuttaydı. Ailesi 71 yaşında birine verdiği için isyan etmişti. O bir intihar değil bir isyandı. Ölürüm ama asla bana dayatılanı kabul etmiyorum haykırışıydı. Fatma’yı ve Fatma’ları burada anıyorum“ dedi.
Kim taş kalpli?
Erdoğan’ın kadın vekiller için kullandığı „Taş kalpli“ sözlerini hatırlatan Ayna, „Bir-iki haykırışım, bir-iki isyanım olacak. Başbakan, biz kadın vekillere ‘taş kalpli’ dedi. Taş kalpliymişiz, sefahat içinde yaşıyormuşuz. Bunu söylediği zaman biz Malatya morgunun önündeydik. Orada annelerin yanındaydık. Sizlerin çocuklarının cenazelerine katılıyor olmakmış taş kalplilik. Bayram seyran demeden sizlerle cenaze törenlerinde gaz yemek taş kalplilikmiş. Kendisi öl-öldür emrini verirken, içinde en ufak bir rahatsızlık hissetmiyor. 19 yaşındaki askerlere öl ya da öldür diyor, ama o taş kalpli değil! Böyle bir mantık olabilir mi? diye konuştu. Malatya’da morgun önünde bekleyen bir annenin, „Ben çocuğumu tırnağından tanırım“ diyerek, parçalanmış cenazelere baktığını ve çocuğunun tırnağının dahi parçalandığı gerçeği ile karşılaştığı olayı anlatan Ayna, „Kim yaptı? Bu katliamın emrini kim verdi? Abdullah Gül verdi. Bir başka yerde yine kadınlar toplanmışlar bir toplu mezarın önünde, elleriyle kemikleri çıkarıyorlar. Ve o kadınlar diyor ki inşallah bu benim çocuğumdur. Bu bir dua. Annelere bu duaları ettirenler mi taş kalpli yoksa biz mi?“ dedi.
Erdoğan, Gül, Gülen ölecek ama Kürtler bitmeyecek
Durmadan devam eden operasyon ve tutuklamalara da işaret eden Ayna, „Tutuklu sayısı 6 bini geçti. Hadi bugün de gelin bizi tutuklayın. 8 bin olsun bir milyon olsun, 5 milyon olsun. Ee sonra ne olacak? Nereye gidecek bu işin sonu? Hitler milyonları kamplarda, gaz odalarında, fırınlarda öldürdü. Hitler öldü, Yahudiler hala var“ şeklinde konuştu. Türkiye’nin kurulduğundan beri bu tür uygulamaların süregeldiğini sözlerine ekleyen Ayna, „Bugün katliamları yapanlar nasıl anılıyor? O gün katliamı yapanlar yurtseverdiler. Diğerleri eşkıyaydı, şakiydi. İşte ‘Türk askeri damgasını vurdu’ diyor. Bugün aynı şeyleri yine yazıyorlar. Bugün de direnenler ‘terörist’. Ama direnenleri katledenler ‘vatanperver.’ Sonra ne olacak? Bir gün Gül, Erdoğan, Gülen yaşlanacak, Allah’ın emri ile ölecek. Yeşil Ergenekon’un, katliamların bir numaralı adamı olacak. Ama Kürtler olacak, bitmeyecek. İktidarlar gidicidir, yaptıkları kalıcıdır. Lanetli bir tarih yazıyorlar. Yarın Türkiye’ye miras olarak lanetli bir tarih bırakacaklar! Çocukları utanacak! Gelin yarını yakın edelim! Gelin, yarın sizin çocuklarınız sizin yazacağınız tarihten utanmasın! Bunun tek yolu Kürt halkının özgürlüğünü, dilini, kültürünü kabul etmektir“ ifadesinde bulundu. Dün liderleri olmadığı için Lozan’dan elleri boş dönen Kürtlerin artık liderleri olduğunu belirten Ayna, „Ama bugün Lozan’daki Kürtler yok. Liderleri vardır, örgütlü bir halktır. Diğer halklar nasıl masada taleplerini konuşmuşlarsa, Türkiye devleti de o noktaya gelecektir. O masaya oturmaya bu ülkeyi yönetenleri çağırıyoruz. Barışın elçisi İmralı’dadır Sayın Abdullah Öcalan’dır“ dedi. Son olarak konuşan BDP MYK Üyesi Yıldız Aktaş ise, sonuna kadar mücadelelerini sürdürdüklerini belirterek, „Eskiden cadı kazanlarında yakılıyorduk, bugün de öldürülüyoruz. Bir şey değişmedi“ dedi.
DİHA/SÊRT
İHD’den 25 Kasım eylemi
İHD İzmir Şubesi, 25 Kasım nedeniyle gözaltında kaybedilen kadınlara dikkat çekmek için birçok siyasi ve insan hakları savunucularının katılımıyla basın açıklaması yaptı. „Kayıplar belli failler nerede“ pankartı yanında kayıpların fotoğraflarının taşındığı eylemde İHD İzmir yöneticisi Meryem Çağ basın metnini okudu. Çağ, gözaltında kaybedilen kadınlara ilişkin devlet arşivinde yer alan her türlü belgenin açıklanmasını isteyeceklerini ve kadınların kaybedilmesinde sorumluluğu bulunan asker, sivil tüm görevlilerin derhal tutuklanmasını talep edeceklerini duyurdu. Yetkili mercilerin „failleri yakalayacağız“ beyanlarının sadece günü kurtarmaya yönelik ve samimiyetsiz olarak değerlendiren Çağ, „Ayhan Çarkın ve Abdulkadir Aygan’ın itiraflarında bahsettiği gibi binlerce kişi yasadışı yollarla kaçırılıp JİTEM’e götürülüp sorgulandıktan sonra infaz edildi“ dedi. Çağ son olarak 23-24 Eylül 1994 tarihinde Dersim’de Tuğgeneral Yavuz Ertürk’ün görev yaptığı dönemde yapılan operasyonla gözaltına alınan ve bir daha kendilerinden haber alınamayan Hatun Işık, Yeter Işık, Hıdır Işık, Elif Işık, Düzali Serin, Gülüzar Serin ve 3 yaşındaki kızları Dilek’in akıbetini sordu. İHD Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan ise, „Her yerde kayıplarını arayan insanlar var. Samimi olalım ve insanların acılarını siyasi polemiklere kurban etmeyelim. Eğer samimiyseniz Hakikatleri Araştırma Komisyonu kuralım ve geçmişimizle yüzleşelim. Geçmişimizle yüzleşmediğimiz takdirde acılarımız yerini sevince bırakmayacaktır“ dedi. Konuşmaların ardından 5 dakikalık oturma eylemi yapıldı.
İZMİR
Kadına şiddet erkeklikse...
Eşitlik ve Demokrasi Partisi (EDP) ve Yeşiller Partisi üyesi bir grup erkek, „25 Kasım Dünya Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele Günü“ nedeniyle hemcinslerinin şiddetini kınamak için Galatasaray Meydanı‘nda bir araya geldi. Basın açıklamasını okuyan Cahit Ataş, „Erkekler, namus, töre, ahlak vb. bahanelerle günde 5 kadın öldürüyor. Halen sürmekte olan bu katliamın, bu nefretin failleri hemcinslerimizdir“ dedi. Erkekliğin toplumsal olarak koca, baba, kardeş, ağabey, sevgili asker adı altında kadının koruyucusu, namusun bekçisi olarak biçimlendirildiğini söyleyen Ataş, N.Ç davasını hatırlatarak, „Yargı-devlet-polis; cinayetlerin, tecavüzün failleridir, suç ortaklarıdır. Biz bu suça ortak olmayacağız“ şeklinde konuştu. Eylem sloganlarla son buldu.
İSTANBUL