YEKO ARDIL / BERLİN 


Geçtiğimiz ayın ortalarında Almanya'nın başkentinde eşi Mehmet Emin Pehlivan tarafından katledilen 5 çocuk annesi Yeter Polat’ın hikayesi, Gabriel Garcia Marquez’in ‘Kırmızı Pazartesi‘ kitabındaki Santiago Nazar’ınkine benziyor. Bir sabah vakti iki kardeş kasabayı boydan boya dolaşarak, Santiago Nazar’ı öldüreceğini ilan eder. Ancak Santiago Nazar öldürüldüğünde herkes ‘yahu bu adamlar bağıra çağıra bu cinayeti haber verdi, nasıl oldu da kimse bir tedbir almadı‘ diye söylenmeye başlar. 

Polat ile ilgili konuştuğumuz herkes, bağıra bağıra gelen sonuçtan bir şekilde haberdar. 

Görüşlerine başvurduğumuz kadın aktivistler ise ‘Yeter’in ölüme terkedilmesi hepimizin ayıbıdır’ diyerek, şiddete uğrayan kadınların yaşamlarını güvence altına alabilmeleri için kendilerine başvurmalarını istedi. 

‘Kuzenimizdir, ayıp olur‘

Yeter Polat’ın kardeşi Murat Polat, şiddetli geçimsizlikten dolayı kızkardeşinin zaman zaman kendilerine sığındığını, ancak ‘aile içinde bu tür şeyler normaldir‘ diyerek, her defasında eve dönmeye ikna ettiklerini itiraf etti. Yeter’in alışveriş için bile dışarı çıkamadığını hatta kardeşleriyle bile görüşmesine izin verilmediğini söyleyen Polat, “Katil, kuzenimiz olduğu için ‘ayıp olur’ diyerek polise hiç intikal ettirmedik. Olayın buraya kadar varacağını tahmin etmemiştik. Katilin cezasını çekmesini istiyorum“ dedi. 

‘Ancak tavsiye verebiliriz‘

İbrahim Xelil Camisi’nin hocası Mele Seid de katilin sürekli camiye gelip gittiğini, kendisiyle kimi sohbetlerinin de olduğunu ancak sürekli sorun çıkaran bir kişilik olduğundan bahsetti. Eşiyle olan ilişkilerinin oldukça sıkıntılı olduğunun bilindiğini ifade eden Mele Seid, “Allah’ın emrettiği yaşam biçimi iyilik ve güzelliktedir. Ama erkek görevini yapmıyorsa ve zulüm varsa kadının ayrılma hakkı doğar. Biz ancak dini kurallar çerçevesinde tavsiyelerde bulunabiliriz“ diye konuştu. 

‘Bir şey olmaz, idare et‘

Yeter Polat’ın ismini vermek istemeyen bir akrabası ise Mehmet Emin Pehlivan’ın aşırı kıskanç ve asosyal bir kişilik olduğunu, eşi Yeter Polat’a şiddet uyguladığını ve onu sosyal çevre edinmekten alıkoyduğunu anlattı. Bütün bunların kendileri tarafından bilindiğini ifade eden adı saklı kişi, Yeter’in ‘bu adam beni öldürecek‘ demesine rağmen herkesin, "çocuklarınız var, bir şey olmaz, idare edin“ tavsiyesinde bulunduğunu aktardı. 

Akraba, son olarak bir zalime 18 yıl katlanan Yeter Polat’ın katledilmesinden dolayı vicdan azabı duyduğunu kaydetti. 


‘Hepimizin ayıbı’

Avrupa Kürt Kadın Hareketi üyesi Nupel Munzur, 18 yıldır işkence gören Yeter Polat'ın durumundan haberlerinin olmamasını kendi ayıpları olarak değerlendirdi. 



Munzur, şöyle konuştu: "Yeter şiddet gördüğünü hep söylemiş ve hissettirmiş ama toplumdaki sessizlik gerçekten ürkütücüdür. Halen kadına şiddet uygulamak ve katletmek bir hakmış gibi algılanabiliyor. Bu biraz da çarpık dini anlayışların doğurduğu bir sonuçtur. Biz bu katliama herkesin ortak olduğunu ve herkesin de suçlu olduğunu söyledik. Ölüme terkedilmesi aslında hepimizin ayıbıdır. Hepimizin de utanç duyması ve sonuç çıkarması gereken bir olaydır."


Polat'ın ardından öz savunma eğitimleri

Çevredeki herkesin Yeter Polat'ın baştan beri şiddet gördüğünden haberdar olduğu halde herhangi bir önlem almamasını eleştiren Munzur, “Yeter olayında da net bir şekilde açığa çıkıyor ki insan örgütsüz olunca katliama, şiddete ve tecavüze açık bir pozisyonda kalıyor" dedi.  

Bütün kadınların örgütlenmesi ve bilinçlenmesinin çok önemli olduğunun altını çizen Nupel Munzur, "Bu kadar kadın kurumunun olduğu bir kentte kadınların böylesi geleneksel bir vahşeti kabullenmeleri kabul edilemezdir" diye konuştu. 

Olaydan sonra yapılan toplantıda kadınlara daha çabuk ulaşmanın yöntemleri üzerinde durdukları bilgisini veren Munzur, buna göre semt toplantıları, öz savunma eğitimleri vermeyi, kadınları daha da bilinçlendirmeyi planladıklarını da aktardı. 

Ülkeden gelenler erkeğe mahkum

Nûpel Munzur, Avrupa göçmenleri sözkonusu olduğunda şiddetin en büyük nedenlerinden birinin ülkeden gelen eşlerden birinin dil bilmemesi, çevreyi tanımaması ve diğerine bağımlı olmasından ortaya çıkan sonuçların yansıması olduğunu belirtti. Devamla ise ithal gelinlerin tam bir cehennem yaşamına mahkum olduğunu kaydetti. 

‘Bize başvurun’

Kürt Kadın Hareketi olarak her halktan, dilden ve ülkeden tüm şiddet gören ve haksızlığa uğrayan kadınların yanında olduklarını söyleyen Munzur, kadınların şiddete uğraması halinde kendilerine başvurmasını istedi. Munzur, “Bu konuda net tavrı ile bilinen bir hareketiz. Kadınların yaşamını güvenceye alabiliriz. Bürokratik sorunlardan barınma sorunlarına kadar ne gerekiyorsa yapabiliriz. Buna gücümüz var’ diye konuştu. 

Munzur son olarak katilin en ağır cezaya çarptırılması için hukuksal mücadeleyi vereceklerini belirtti. 

Eşbaşkan: ’Kendimi suçlu görüyorum’


“Çok üzgünüm ve kendimi suçlu görüyorum“ diyen Berlin Halk Meclisi Eşbaşkanı Pervin Kaplan ise bu konuda özel bir komisyon kurulmuş olsaydı ve gereken bilinç verilseydi, belki bu cinayet işlenmeyebilirdi görüşünde. Kimi meclis üyelerinin durumdan haberdar olduğu halde gündeme getirmemesini eleştiren Kaplan, “en büyük eksiklik bizimdir“ dedi. 

‘Yeter’e kırgınım’

Kaplan, cenazesine gittiğinde Yeter Polat’a hitaben söylediği şeyleri, “İsterdim ki sen onca acıyı çekerken yanında olaydım. Sana kırgınım, benden yardım istemediğin, tek başına bu acıyı yaşadığın ve benimle paylaşmadığın için. Keşke bütün bunları ona yaşarken söyleyebilseydim. Ama olmadı. Çok üzgünüm" sözleriyle paylaştı. 

Kaplan da ısrar ederek, şiddet gören kadınların kendilerine başvurmasını istedi.