Kürdistan Özgürlük Hareketinin legal alandaki kronik kaderi olan dokunulmazlıkların kaldırılması Türkiye gündemini yeniden işgal etmektedir. Dokunulmazlıkların kaldırılacağı duyumları alınır alınmaz T.C.’nin tüm sistem sensörleri kırmızı alarmı seslendirip tek ağızla (bazı AKP’liler dahil) “yapma Başbakan, dokundukça büyüyorlar” diye feryada kalkıştılar. Ama Özgürlük Hareketinin 2012 hamleleri R.T. Erdoğan’ın oyun alanını iyice daraltmış olmalı ki Türk Başbakanı her gün coplanan, hakarete uğrayan ve gaz yiyen milletvekillerine “bak size dokunurum” diye tehdit savurmaktadır. Daha nerelerine dokunacak bu Başbakan? Cezaevine mi gönderecek? Cezaevinde daha mı az siyaset yapacak bu milletvekilleri? Bir Başbakan ancak bu kadar ders çıkartamaz hale gelebilir. Cezaevindeki PKK’lilerin siyasetin en alasını yapıp kendisini nasıl köşeye sıkıştırdığını çok çabuk unutmuş görünüyor bu Başbakan.

Birçok köşe bu durumun 94 örneğini akla getirdiğini ve benzer sonuçlar doğurabileceği uyarılarında bulunuyorlar. Evet, bu durum devlet için öyle olduğu doğru olabilir, nitekim devlet tarafında 94’ten bu yana bir faşizmin rengi değişmiş – eskiden beyazken bugün yeşil olmuş – bir de Başbakanın cinsiyeti değişmiş. Ama Kürdistan Özgürlük Hareketi açısından hiç de öyle değil. 94’te Kürdistan Özgürlük Hareketi her alanda büyük bir direniş içerisinde olup varlık savaşı verirken, bugünlerde demokratik moderniteyi adım adım Kürdistan’ın her tarafında inşa etmekle meşgul. Bundan dolayıdır ki bu son durum hiç de öyle 94 ile kıyaslanacak bir durum değil.
Bugünlerde Kürdistan Özgürlük Hareketi çok özgüvenli bir şekilde halkların mücadele birliğine olan bağlılığından ötürü Türkiye halklarının ortak geleceğini önemseyerek çözüm önerilerini halkların özgür, eşit ve ortak geleceği için formüle edip onun için mücadele yürütmektedir. BDP’li milletvekillerin temel görevi ve varlık nedeni de zaten bu formülasyonları Türkiye halklarının ortak platformu olarak değerlendirilen TBMM’de dillendirmektir. Ama eğer sen kalkıp da bir ortak gelecek uğruna orada olan 35 milletvekilline “sizin burada işiniz yok” deyip ve hatta “Kandil’e kadar yolunuz var” diyeceksen o zaman Diyarbakır’ın, Hakkari’nin, Van’ın, Batman’ın yani Kürdistan’ın da başını alıp gitmesi durumunda bir şey diyemeyecek halde olursun.
AKP’liler diyor ki “toplumun nabzını yoklayarak dokunulmazlıkların kaldırılıp kaldırılmayacağıyla ilgili karar vereceğiz”. Bu durumda şimdiden olası sonuçları sezebilen AKP’li bir takım “öngörülü” siyasi şahsiyetler sorumluluğu kendilerince halkla paylaşmış oluyorlar. Bu kararları kimlerin vereceği veya sorumluluğunu kimlerin üstleneceği Kürt tarafını çok da ilgilendirmez. Kürt tarafının halkların ortak geleceğine olan sorumluluğu gereği dokunulmazlıkların kaldırılması kararının ne anlama geleceğini belirtmek durumundadır. BDP’li vekiller Kürt halkının Türkiye halklarıyla olan iç içeliği temsil etmektedir. Bu o kadar güçlü ve köklü bir tarihsel geçmişe sahip ki devletin doksan yıllık imha ve inkar siyaseti bu bağı ciddi bir şekilde zedelemiş olsa da kopartmaya henüz gücü yetmemiştir.
Başbakan dokunulmazlıkların kaldırılmasındaki ısrarını sürdürebilecek cesareti gösterebilse reel olarak Kürdistan Özgürlük Hareketinin yükünü hafifletmiş olacağı kesindir. Halkların ortak geleceğinin yükünü kaldırmak, hele hele çoğunlukla diğer halklardan belirgin bir destek almaksızın bunu azimli bir şekilde sürdürmek ciddi sorumluluk gerektiren bir durumdur. Bu bakımdan PKK öncülüğündeki Kürdistan Özgürlük Hareketi’nin halkların mücadele birliğine verdiği değeri kimse görmemezlikten gelemez. Ve bunu her şart altında da sürdürmeye kararlı bir harekettir PKK. Ama her şeyin bir sınırı vardır ve nitekim Kürt halkının kendisini gerçekleştirebilmesi için Ankara Kürtlerin tek alametifarikası değildir.
Ama ne hikmetse bu kadar zorbalığa karşı gemilerini yakmayan Kürt halkının gemilerine Başbakan kendi eliyle benzini bolca döküyor ve çakmakla da fazlaca oynamaya başladı. Bundan yalnızca bir kaç hafta önce idamı gündemleştirerek Kürtlerin tahammül sınırlarıyla oynayan Başbakan ikide bir üfürerek milliyetçi oyları kapıp Cumhurbaşkanlık koltuğunu sağlama alacağını düşünüyor olsa gerek. Bu durumda Başbakan Sivas’ın batısında kalan coğrafya ile yetinebileceğine inanmış olması gerekiyor, çünkü Başbakan Sivas’ın Doğu’sundan umudu kestiğinin işaretlerini çoktan vermeye başlamış bile.
Kürt halkının gemilerinin yerleri bellidir, Başbakan buyursun yaksın...