
Cihan Barış Budak, henüz 15 yaşında gencecik bir şair adayı. Hala Mersin’de lisede okuyan Budak, aynı zamanda Uluslararası Aktivist Sanatçılar Birliği üyesi. Çocuk yaşlarından beri edebiyata ve şiire tutkun. Eleştiri ve deneme yazıları, kentteki yerel gazetelerde çıkıyor; şiirleri çeşitli dergilerde yayınlanıyor. Kimi şiirleri, Azerice ve Bulgarca’ya çevrildi. “Yitik Düşlerin Ardından” adlı ilk şiir kitabına, 13 yaşındayken imza attı. Bu yılın Mart ayında da ikinci şiir kitabı, “Sesim Boğuluyor Denizlerde” adıyla Etki Yayınları’ndan çıktı.
Cihan Barış Budak, toplumcu ve gerçekçi şiirin en genç neferlerinden biri olarak gösteriliyor. “Bu yaşta iki kitap, henüz erken değil mi” diye soranlara, şöyle yanıt veriyor Budak, “Böyle bir durum karşısında da anlaşılan ezber bozuyorum ben. Ezberi bozarken de hafızalarda etkili bir şey bırakmam gerekir. Genel anlamda benim çabam da buradan geliyor. Bu kadar kısa bir zamana iki kitap sığdırmak gibi bir çabam yok. Zamanı, ürettiklerimi ve koşulları göz önüne alarak atacağım adımın hesabını yapıyorum.”
Behram’ın etkisi
Budak’ın şiir yaşamında şair Nihat Behram’ın önemi büyük. Zira Onun şiirlerini okuyarak büyümüştür. “Yitik Bir Ütopyadan” şiirin ithaf ettiği Behram için şöyle söylüyor: “1996’dan beri yani vatandaşlıktan çıkarılıp, sürgün edildiğinden beri ülkesiyle beraber, ülkesinde yaşayan insanların ekmek kavgalarıyla, davalarıyla, kardeşlik mücadeleleriyle beraber uzaklarda yaşıyor. Bu aşamaya gelmemdeki en önemli isimlerden birisi, belki de başında gelen isim Nihat Behram’dır. Tabiî ki ben onun yüreğiyle beraber yaşıyordum. Onun şiirlerini okuyarak, dinleyerek büyüyordum. Onun şiirlerindeki özlemi, kavgayı kendimde hissediyordum. Bu anlamda şiirimde büyük yeri vardır Nihat Ağabey’imin.”
Şair Nihat Behram da, şunları belirtiyor Budak için: “Cihan Barış’ın aldığı nefesi yüreğinde sözcüklerle doldurarak hayatı soluması ne güzel... Hem de böyle erkencikten... Ben ondan daha geç, lise sonda başlamıştım yazmaya...”
Duyarlı bir genç
Genç şair adayı Budak’ın şiirlerinde, adaletsizlik, haksızlıklara isyan var. Yüreğini ezilenlerden yana koymuştur. Popülist kültüre karşı toplum sorunlarına duyarlı, sistemi eleştiren bir çocuk yüreği vardır karşımızda. Sözlerinden, yazdığı şiirlerden bunu anlamak zor değil: “Sistemin beraberinde getirdiği açlıklar, dökülen kanlar, perişanlıklar beni çok duygulandırır. Bu yüzden de sisteme yani ezenlere, sömürenlere çok kızarım. Böyle bir dünyada yaşamak bile insanı kızdırıp, duygulandırmaya yetiyor. Sözgelimi beni sokakta ayakkabı boyayan, dilenen çocuklar çok duygulandırır. Kimisi, ‘en azından emeğiyle ayakkabı boyayıp para kazanıyor’ diyor. Bıraksınlar lütfen. O çocuğun okulda olması gerekirken sokakta neden ayakkabı boyadıklarını sormazlar mı insana?”
Erdal ve Uğur için
17 yaşında idam edilen Erdal Eren de var şiirlerinde; kendi deyimiyle 12 Eylül darbesinde öldürülen yoldaşları da, 12 yaşında 13 kurşunla katledilen Uğur Kaymaz da... “12 yaşında öldürülen bir çocuğu savunmayıp faillerini savunmamı beklememeli kimse. Sonra henüz 17 yaşındayken yani hala çocukken idam edilen Erdal! Ona da tepkisiz kalamazdım. Yazmam gereken, söylemem gereken sözler vardı bu topraklarda onun için” diyen Budak, Erdal Eren için şöyle yazmış:
“Bir nehir sessizliği ülkem
Özlüyor mu / Yorulmuş mu
Tutsak mı gözleri
On yediyi yaşadım düşlerimde
Günlerim on yedide kaldı...”
Farkındalık yaratmak için
Çocukluğu, öğretmen olan babasından dolayı Mersin ile Mardin arasında geçer. Barış içinde birarada yaşamayı Mardin’de öğrendiğini belirtiyor. “Bu kardeşliğe, savaş ya da dökülen kanlar yansıyınca kalbimin tam ortasında bir şeyler yanıyor, bir şeyler batıyor, canım sızlıyor, yüreğimden yaşlar akıyor” diyor.
Budak, bir halkın kabuk bağlayan yarasına ancak şiirle merhem olunabileceğine inanıyor. Haksızlıklar karşısında susmaya, sinmeye tahammülü yok. Çocukların ezilmesi ve sömürülmesi, O’nun canını sıkıyor. Kirlenmemiş aşklarla büyümekten yana koyuyor tavrını. Her şeyin farkında ve bu sorumlulukla yaşayan, olup bitenleri sorgulayan bir halk için yazmaya devam ediyor.
“...Kim bilir?
Kaç bin kuşaktan kopup geldin
Nakış nakış işlemek için demiri
Ve paylaşmak için sevgiyi
Güvercinlerle birlikte kanat çırpmak için
Dağlarında
Kim bilir? / Kaç isyan
Ve tükenmez direnç
Ve yaşama sevinci
Daha taze bir fidan
Daha dillerde destan
Ve daha dün ölmedik mi?..”
DENİZ BİLGİN