Direnişin kalesi Şırnak’ta Kürdistanlı gençlerin gösterdiği direniş karşısında AKP ardı ardına büyük darbeler alıyor. Direngen Botan kültürünün ortaya çıkardığı bugünkü Şırnak tablosu tüm dünyaya özyönetim direnişçilerinin kararlılığına dair bir şeyler söylüyor. Tabii ki en başta da AKP’ye… Cizre’de direnen ve kahramanca şehadete yürüyen Mehmet Tunçlar ve Pakize Nayırların bir çizgiye dönüşen duruşları doğrultusunda ortaya çıkan Şırnak öz yönetim direnişi, her geçen gün saraya ve saray çetelerine büyük darbeler vuruyor.
90’ların gerillalaşan halk sloganı "Gençler Botan’a özgür vatana" şeklindeydi. Ve ilginç bir şekilde bugün de bu slogan tüm çıplaklığıyla canlılığını, geçerliliğini ve gerçekliğini koruyor. İster dağ olsun, ister gerilla, ister şehir... Neresi olursa olsun, Botan’a yürümenin özgür vatana yürümek olduğu gerçeği bir kez daha yüzümüzü, yüreğimizi direniş kültürüne yöneltiyor.
Gençler Botan’da yeni bir özgür vatan inşa etmenin terini döküyor, bunun emeğini veriyor. Adım adım kendi yaşamlarını inşa ediyorlar. Yeni bir vatan ve yeni bir yaşam inşa etmenin eskiyi yıkmakla başladığını en iyi gençler biliyor. Beğenmiyorlar eskiyi ve eskiye dair hiçbir şeyi. Eskiyi yıkmanın yeniyi inşa etmek için bir ilk adım olduğu kadar eskiyi zihinlerde de yıkacak bir güç yaratacağının da farkındalar. Kürt düşmanlığı yaparak, her şeyi soykırım planı çerçevesinde yıka yıka saldıran ve ezmeye çalışan AKP’nin ve sarayın kanlı planları çöktürme hayalleri gençlerin yıktığı eskinin altında can çekişiyor.
Enkaz altında kalıyor. PÖH’ler, JÖH’ler, askerler, çöktürme planları, aktüalize edilen Islahat fermanları ve tüm diğer sömürü hayalleri, soykırım projeleri… Hepsi enkaz altında kalıyor. Enkaz altında kalarak yerleri boşalan saray çetelerinin yerini, televizyon kanallarında reklam yaparak Türkiyeli gençleri kandırmaya çalışarak doldurmak istiyor AKP. Devlet kanalları katliamın ve katillerin reklamını yapıyor, bu insanlık dışı durumu özendirmeye çalışıyor, bu yolla para kazanmayı herhangi bir çalışma alanı reklamı yapar gibi sunuyor, açlığa ve işsizliğe mahkum ettiği insanları bu alana mecbur ediyor ve kirli soykırım saldırılarını yapacak insan kitlesi oluşturmaya çalışıyor.
Böyle bir zamanda zor ve hile ile, kirli oyunlarla, kiminde satın alarak kiminde çalarak kendini iktidara taşımış bir zorba partinin ne kadar iktidar olduğu tartışılır. Şırnak başta olmak üzere Nusaybin, Gever ve Sur gibi tüm öz yönetim direnişinin sürdüğü Kürdistan kentlerinde AKP’nin aldığı darbeler, AKP’nin ve kendini bu zorba partinin babası kılmış olan cumhurbaşkanının iktidarsızlaşmasının göstergeleridir.
Türkiye cumhurbaşkanı kendi ülkesinde askerlere, polislere, kendini gazeteci sananlara ya da satın aldığı başka kişilere kendini övdürme ihtiyacı duymaktadır. Bu vizyonun gerçek olmadığını unutacak kadar kendinden geçse de dünya kamuoyu bu gerçeği ona hatırlatmaktan geri durmamaktadır. Dünya kamuoyunda söylenenler, yazılanlar, çizilen karikatürler de AKP iktidarının ve cumhurbaşkanının kimliğini ve uluslararası kamuoyunun beklentilerini, bakış açısını ortaya koymaktadır. Sonuç itibariyle Türkiye cumhurbaşkanı, kirli sarayı ve AKP, dünya kamuoyu nazarında iktidarsızlaşmıştır. Ve bunu başaran da, özgür vatan ülküsüyle yönünü Botan’a çeviren, ev ev, sokak sokak kendini-kentini ve yaşamını savunmayı esas alan, işgal güçlerine tahammül etmeyen gençlerdir. Şırnak’ta, Nusaybin’de direnen ve direnişleriyle yeni bir tarih yaratmanın öncülüğünü yaparak, kendilerini tüm Kürdistan halkının yüreğinde bir kez daha inşa eden kutsallaşan ve bizi direnişleriyle kutsayan gençlerdir. Ve aynı zamanda kutlamayı binlerce kez hak eden gençlerdir.
YPS ve YPS-Jin adıyla kendilerini örgütleyen gençler kendi yaşamlarını inşa etmeyi örgütlenmeyle başlatıyorlar. Sivil savunma birlikleri adıyla örgütlenen gençlerin eylemleri, sömürüde durmak bilmeyen faşist Türk zihniyetinin durdurulmasının tek yolu olarak bırakılandır.
Sadece AKP iktidarını yıkmakla kalmayacak bu gençler. Öyle görünüyor ki daha çok şey yıkacaklar. Ve eskinin gövdesini yıktıkları gibi eskinin izlerini de yaşamlarından, zihinlerinden söküp atana kadar, kapitalist sistemin parçaladığı hakikatlerini bütünleştirene kadar, demokratik öz yönetim temelinde bir sistem inşa edene kadar ve Önderlikle birlikte yaşamayı sağlayana kadar da durmayacaklar.