İlk çatlak: Gülen kanadının, MİT Müsteşarının sorguya alınmak istemesiyle su yüzüne çıktı. Onu önlemek için, PKK lideri için çıkarılan yasalar dışında; tek kişi için çıkarılan bir yasa ile önlendi. Daha sonra bir sessizlik hüküm sürdü. Ama biliniyordu ki, bir saman yığınına giren ateş içten içe yanması, alev vermeden devam eder. Misilleme olarak Erdoğan kanadı, Gülen Cemaatın dershanelerini kapatmak için bir çalışma başlatmıştı. Bazı duyumlarımıza göre iki kanat anlaştılar. Bu son Dicle Üniversitesi’ndeki olayda anlaşamadıkları ve bilek güreşinin derinden derine devam ettiği görülüyor.
Koalisyonun Erdoğan kanadı, PKK’nin, ABD’nin ve dış konjönktürün baskısıyla Kürt sorununu çözmek için, aylardır bir girişimde bulundu. Barış takvimi, yetkililerin söylediğine göre, aksayarak yürüyor veya yürüyor gibi görünüyor. Bunu hazmedemeyen Gülen kanadı bu projeyi kadük etmek için bir çaba içerisinde. Dicle Üniversitesi’nde karşıt görüşlü öğrenciler arasında, polisin yardımı ve gözetiminde bazı olaylar çıkardı. Bunların devam edip etmeyeceği şimdilik bilinmiyor. Olayları yatıştırmakla görevlı polis Gülen Cemaatın denetiminde olduğu için seyirci kalıyor ve hatta siviller arasında polisin olduğu gazetelere yansımış bile.
Oysa ki, Barış’a susamış halklar, Barış rüzgarına kendilerini kaptırmıştı; 21 Mart Newroz günü, dünya tarihinde ilk defa iki milyonu aşkın halk bir araya geldi, Barış gelecek diye tüm halklar birlikte halaya durdular Amed’de. Bu girişimi sabote etmenin vebali çok büyüktür. Hiç kimse bu vebalin altında kalkamaz. Amerika’yı kendisine mesken eden Fethullah Gülen bile... Bu halkın vebali, annelerin gözyaşları rüyalarında yılan olup boyunlarına sarılacak, yaşamı onlara zehir edecek.
Önce bir noktayı belirteyim: Her kesin her türlü inanışına saygılıyım (Dinli, dinsiz, az dinli, çok dinli veya sosyalist).
Din adına bu “tepişmeye” alet olan gençlere seslenmek istiyorum:
Ey çok çok dine bağlı olduğunu belirten Hizbullah kardeşim. Bildiğinize emin olduğum, Sahih-i Buhari, İman, Hadis No:7 ve Sahih-i Müslim, İman, Hadis No.71de işaret buyrulur ki: Hazreti Muhammed (Saw) şöyle buyururmuş: “Kim ki kardeşi için istediği bir şeyi diğer kardeşi için de istemedikçe, gerçek anlamda iman etmiş sayılmaz.”
Müslümanlığınızdan şüphe etme hakkımız yok. Ama, imanınız tamsa, büyükleriniz Kürtlerle Türkler kardeştir diyorlar her fırsatta; Türk’ün, Fars’ın, ve Arab’ın özgür bir dili, ülkesi var. Senin niye yok? Önce bunlar özgürleşsin sonra fikri ve itikatı savunun be Kürt kardeşlerim.
Hür olmayanın imanı ve ideolojisi olur mu? Şimdilik asgari müştereklerden bir araya gelmez misin?
Böceklerin bile kitablarda isimleri var.
Ey Kürt kardeşlerim!
Sizlerin neyiniz var? Alo’nuz Ali, Mamo’nuz Mehmet, Cenne’niz Cennet yazılmıyor mu? Keza yerleşim yerlerinizin adları Türkçeleştirilmedi mi? Amed Diyarbakır, Dersim Tunceli,... ve Semsûr Adıyaman yazılmadı mı? Uluslararası literetürde yazılı Kürtçe tilkinin adı bile değiştirlmedi mi? Terörün dışında yasal olarak bir yerde Kürdün adı geçiyor mu? Biriniz kalkmış ben çok Müslümanın, öbürünüz ben sosyalistim diyorsunuz. Oysa ki, ülken dört parçaya bölünmüş. Her yerde kan gözyaşı akıyor. Ormanların, otların bile ağlıyor. Çünkü her gün bombalanıyor. Sizler birbirinizle uğraşıyorsunuz.
Türk halkın siyasi partilerinde, dindar, solcu, ateist, milliyetçisi, gelenekçisi var. Kıyasiye birbirleriyle mücadele ederler. Konu Kürtlere gelince, bunların hepsi bir inkar potasında birleşiyorlar.
Siz Kürt gençleri, Kürtlük konusunda neden birleşmiyorsunuz? Hiç olmazsa Türk halkın sahip oldukları haklara sahip oluncuya dek.
Genç kardeşlerim, yarın torunlarınız karşısında bizler gibi eziklik duymak istemiyorsanız, barıştan yana tavır koyun, birleşin ve piyon olmayın. Kürt olduğunuzu da unutmayın...
elbistanliali@fsmail.net
Gençler oyuna gelmeyin!