
“Yeni bir kimlik, yeni bir yaşam” şiarıyla 13 Aralık’ta birinci olağan kongresini yapan ve Kürt Siyasal Hareketi’nin tüm gençlik örgütlerinin fedarasyon tarzında birleşimiyle oluşan DEM-GENÇ’in (Demokratik Gençlik Dernekleri Federasyonu) temsilcisi, aynı zamanda Demokratik Toplum Kongresi Gençlik Komisyonu üyesi olan Cüneyt Aslan’a göre öz yönetim, “farklılıkların bir arada yaşamasını savunan demokratik, komünal yaşam sistemini” ifade ediyor.
Tanka, topa rağmen sürüyor
Aslan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Öz yönetim, devletin reddini değil demokratikleşmesini ifade eder. Bunun için de radikal demokrasiyi ve direnişi esas alıyor. Ulus devletler halk adına karar alıyor ve toplumu sindirme, bastırma politikalarıyla yönetiyor. Toplum üzerindeki iktidarcı ve baskıcı sistem olmazsa toplum, ahlaki ve politik değerlerini koruyarak özgür yaşayacaktır. Bu durumda öz yönetim, insanca bir yaşam için kendin olabilme ve kendi adına karar almadır.”
Kürt halkının diliyle, kültürüyle, tarihiyle yeniden var olmak için Sur, Cizre, Silopi, Gever, Nusaybin ve Silvan’da tarihi bir direniş sergilediğini aktaran Aslan, gençlik öncülüğünde yürütülen mücadelenin kahramanca, tanka topa ve her türlü tekniğe karşı sürdürüldüğünü söyledi.
Düşünsenize...
Mevcut sistemin gençliğin toplumsallaşmasını, iradeleşmesini engelleyerek dinamizmini ucuz iş gücü olarak kullandığını belirten Cüneyt Aslan, buna karşı gençliğin direniş karakterini bu dönemde daha fazla açığa çıkarması gerektiğini savundu.
Aslan, “kapitalist sisteme karşı gençliğin savaşımını vermesi gereken alternatif sistemi” ise şöyle tanımladı: “Kapitalist modernitenin aksine öz yönetim, gençliğin iradesini ve toplumsallaşmasını esas alarak gençliği toplumun öncü gücü olarak görmektedir. Gençlik, emeğinin sömürülmediği, onurunun ve kimliğinin baskı altında olmadığı özgür yaşamı savunmaktadır. Her mahallede, sokakta, yaşamın bulunduğu her alanda gençliğin kendi adına karar aldığı spor, sağlık, ekonomi, ekoloji, eğitim, kültür, sanat alanlarında komün ve meclislerin olması özgür gençliğin ifadesidir. Gençlerin bu komün ve meclislerde bir araya gelip kendi geleceği hakkında karar alması kadar güzel bir şey olamaz. Düşünsenize, bir ekonomi meclisinde yirmi genç bir araya gelip kendi işlerini yapıyor. Patron yok. Emeği sömürülmeden yaşıyor. Ya da bir sağlık komününde sadece para karşılığında değil gerçekten insan yaşamına değer verdiği için çalışması, bir genci ne kadar mutlu eder? Yaşadığını hisseder, özgürlüğün kokusunu hisseder. Hani derler ya hep, ‘Başka bir dünya mümkündür’ diye. Evet, gençlerin iş gücü değil insan olduğu için değerli olduğu bir dünya mümkün!”
DEM-GENÇ inşada da, direnişte de...
Gençliğin büyük bedellere ve şehitler vermesine rağmen barikatların ön saflarında direnişi gerçekleştirdiğini ama bununla da yetinmediğini belirten Aslan, “Hem de bu direnişin toplumsal dayanağı için demokratik komünal inşa zeminini yaratma kaygısı, en çok gençlikte var. DEM-GENÇ de bu anlamda öz yönetimin hem direnişinde hem inşasında öncü güçtür” dedi.
‘Tecriti kabul edemeyiz’
7 Haziran seçimlerinden önce başlattıkları “Önderliğine, diline, kültürüne, kimliğine, tarihine, suyuna, enerjine sahip çık” sloganlı “Xwedî Derkeve” hamlesini büyüteceklerini vurgulayan Cüneyt Aslan, Kürt Halk Önderi Öcalan üzerindeki tecriti kabul etmeyeceklerini söyledi.
Aslan, Avrupa’da yaşayan Kürdistanlı gençlere de çağrı yaptı: “Kürdistan’da direnen Kürt gençliğinin ve halkın direnişine ortak olsunlar. Bu direniş bütün Kürt gençliğinin ve özgürlük isteyen halkların direnişidir. Gün bütün gençlik için her zamankinden daha güçlü mücadele etme zamanıdır.” dedi.
Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu, direnişin safında! Öz yönetim üniversiteye de lazım
Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu (SGDF), özellikle Suruç Katliamı’ndan sonra adını hafızalarımıza kazıdığımız bir gençlik örgütü. Türkiyeli gençler içinde sosyalizmi örgütlemeye çalışan örgüt, Kürdistan’ın da en aktif destekçilerinden biri.
SGDF’nin adını en son yine bir devlet operasyonu sonucu duymuştuk. ESP ve SGDF’ye yönelik operasyonda 20 kişi gözaltına alınmış, 7 Aralık’ta adli kontrolle serbest bırakılmıştı.
SGDF’li olmak suçmuş!
SGDF’nin öz yönetim tavrını öğrenmek için görüştüğümüz Doğukan Ünlü’ye önce bu gözaltı sürecini sorduk, şöyle anlattı: “SGDF üyesi olduğumuz için gözaltına alındık. Bu kapsamda düzenlediğimiz eylemler suç unsuru olarak gösterildi. Kadına şiddete dair basın açıklamasından tutalım da, Cumartesi Anneleri’nin eylemine katılaya kadar... Hepsi suçmuş! Savcı SGDF’yi yasadışı olarak tarifleyip örgütümüzün yaptığı ya da katıldığı her şeyi suç delili olarak kurgulamaya çalıştı. Gözaltı Cuma sabahından Pazartesi gününe kadar sürdü ve adli kontrol ile bırakıldık.”
Üniversiteler için öz yönetim
Doğukan Ünlü, gençliğin öz yönetimi neden desteklemesi gerekir sorumuza karşılık olarak eğitim gördüğü İstanbul üniversitesi üzerinden karşılık vererek şunu söyledi: “İstanbul Üniversitesi’nde öz yönetim olsaydı benimle ilgili alınan kararlarda ilk söz hakkının bende olmasından kaynaklı benim kabul etmediğim bir uygulamayı üniversite yönetimi kabul ettiremezdi. Çünkü öz yönetimle yönetilen bir üniversitede herkes kadar benim de eşit temsiliyet hakkım olduğu kabul edilirdi. Böylelikle yıllardır gençlik mücadelesinin üniversitelerde uğruna mücadele ettiği özerk, demokratik üniversite modelinin öz karaketeri açığa çıkacaktır. Tabii bu üniversitelerdeki öz yönetimle öğrenciler özne olacağı gibi bilim ve akademi emekçileri de özneleşecek ve bilimin özgürce gelişmesinin önü açılmış olacaktır.”
Fırat’ın batısına da öz yönetim
Kürdistan’da yaşanan “toplumsal inşa” sürecine gençliğin her aşamasında katıldığını ve gelecekte katılacağından şüpheleri olmadığını belirten Ünlü, şöyle devam etti: “Bir yandan devlet Kürt halkının demokratik kazanımlarına savaş açmışken öz savunmayı gerçekleştirmek, bir yandan da eş zamanlı olarak öz yönetimin diğer boyutlarını inşa etmeye çalışmak, çok örgütlü olmayı gerektirmektedir. SGDF ve diğer devrimci, demokrat yapıların sorumluluğu da burada açığa çıkmaktadır. 21. yüzyılın hem Kürdistan hem de Türkiye için en ilerici projesinin manipüle edilmesini engellemek için devletin yarattığı algı operasyonlarını engellememiz gerekir. Fırat’ın batısında yaratılan öz yönetim eşittir eşittir hendek algısını değiştirmemiz ve öz yönetimin halkların özgürlük, eşitlik mücadelesinin bir ürünü olduğunu anlatmamız gerekir.”
Ünlü son olarak, “Öz yönetim, Kürdistan’da ne kadar elzemse Fırat’ın batısında da o kadar elzem” dedi.
ANTİKAPİTALİST MÜSLÜMAN GENÇLİK’TEN SEDAT DOÐAN: Öz yönetim tevhidi bir talep
Sedat Doğan, Antikapitalist Müslüman Gençlik’in temsilcisi. Kapitalizmin din alanındaki tahakkümüne karşı “gerçek dinin” örgütleyicisi olma iddiasındaki örgütün temsilcisi Doğan, “muhafazakar, yoksul dindarlar arasında örgütlenmeyi hedeflediklerini” ve “parlemontoya, iktidara bulaşmak istemediklerini” söyledi.
İslam ve ortak mülkiyet
Doğan, öz yönetimlere ilişkin düşüncelerini şu sözlerle ifade etti: “Bizim için öz yönetim, iki temel esas üzerinden ele alınmalı: Birinci aşama ortak mülkiyet aşamasına geçmektir; ikinci aşama da yönetimin, o beldede yaşayan halkların, toplulukların ve bireylerin bütün taleplerinin, haklarının korunmasına yönelik bir ortak yönetim sözleşmesine dayandırılmasıdır. Bu sözleşme de bütün tarafların, bütün bireylerin imzalarının, birbirlerine karşı hukuki bir güvencelerinin olması gerekmektedir. Kürdistan’da yaşanacak öz yönetim sürecinin de bu iki temel esas üzerinden yürütülmesini bekliyoruz. İktidar ve mülkiyet ilişkilerinin ayarlanmadığı bir devrimsel süreç, burjuva demokrasisi yaratmaktan başka bir şeye yaramaz.”
Gençler dayatılanı reddediyor
“Yaşadığımız temsili demokrasi ve ulus devlet aşamasında insanlar yaradılışlarından gelen doğal kimlikleriyle kendilerini ifade edemiyorlar” diyen Doğan, şöyle devam etti: “İnsanlar ulus devletin belirlediği homojen çizgiye gelmeden dünya nimetlerinden yararlanamıyor. Bu noktada öz yönetim, herkes kendini fıtratıyla buluşturarak en maksimum derecede değerli ve anlamlı hissedeceği ve var kılacağı için desteklenmeli ve yaşamsallaştırılmalı. Gençler artık birilerinin temsiliyetine, kendi doğallığı dışındaki kavramsallaştırmalara, devlet yapılanmalarına yönelmemelidir. Gençlik bu açıdan kendini, olduğu gibi var edebileceği toplumsal koşullarda inşa etmeli. Gençler olarak biz, artık klasik modern çağdaki ulus aidiyetinden ziyade başka topluluklarla, bireylerle ortak yaşam kültürünü hayata geçirerek daha pozitif, daha adil ve gerçekçi yaşantının peşinden gitmeliyiz.”
İbrahimi çizgi
Kuran’da ilk temel itirazlardan birinin “mülkün ve otoritenin Allah’tan başkasına ait olamayacağına dair itiraz” olduğunu kaydeden Sedat Doğan, bu itirazın sonucu olarak toplumda ezilenler ve yoksulların Hz. Peygamber’in yanında saf tuttuğunu dile getirdi. Doğan, İbrahimi geleneğin temelini oluşturan ortak ve eşit yaşam kültürünün Müslümanların da, Êzîdîlerin de, Hristiyanların da, Yahudilerin de aslında kaynak kültürleri olduğunu belirtti ve dört peygamberin de aynı nefesi halklara sunduğunu hatırlattı.
“Bu kadim kültürleri bu kapitalist çağda yeniden üretebilmemiz lazım” diyen Doğan sözlerini şöyle sürdürdü: “Ortak mülkiyet ve ortak yönetim ile şekillenmiş öz yönetim projesinin Mezopotamya, Mısır, Anadolu kültürlerinin, peygamberlerin ve devrimci halkların ortak mirası olduğunu görmek gerekir. Tarihsel olarak halkların büyük bedeller vererek oluşturduğu öz yönetimlerin, her an saldırı ve tehdit altında olduğunu da unutmamak gerekir. Mesela Medine’de Muat Antlaşması‘yla ortak mülkiyet temelinde bir öz yönetimin oluşumundan sonra Mekke oligarşisi, kendisi dışındakileri tehdit olarak görmeye başladı. Ondan sonra da savaşlar, kavmiyet mülkiyetçiliğiyle (Kureyş oligarşisi) ortak mülkiyetçi Müslümanlar, halklar arasında gelişti.”
‘Öz yönetim tevhidi bir taleptir’
“100 yıl önce emperyalistler Ortadoğu’da ulus devletler kurduğunda bu coğrafyada nüfus bakımından en yoğun olarak Kürtler vardı” tespitinde bulunan Doğan, buna rağmen bugün devleti olmayan ve bu durumun acısını çeken tek topluluğun da yine Kürtler olduğunu ifade etti.
Doğan, son olarak şunları kaydetti: “Kürt halkının bu noktadaki öz yönetim taleplerini haklı ve tevhidi görüyoruz. Kuran’da ise bu konuda ‘Renkleriniz ve dilleriniz Allah’ın ayetleridir’ ifadesi kullanılmıştır. Bugün renkler, diller ve etnisite üzerinden devletler kuruluyorsa Kürtlerin de öz yönetimci bir devlet yapılanmasına girmesi, bizim için Allah’ın ayetlerinden biridir.”
SERKAN YILDIZ/HABER MERKEZİ