Yazmış mıydım bilmiyorum, ben vejetaryenim. Öyle ince kıyılmış soğanların yanında uzunca yatırılmış Adana kebabını yiyorum ama ya da itina ile kekik ve kırmızı biberle… Kuşbaşı etleri ve küçük fakat boyuna aldırmadan üstüne dizilmiş, yiyenlere vahşi lezzetler tattıran çöp şişleri filan yiyorum ama ben vejetaryenim. Çünkü bütün bu yediğim zavallı hayvanlar, tosunlar, süt kuzuları, oğlaklar hepsi ama hepsi sadece ot yiyorlar işte bu yüzden benim vejetaryenliğim. Yani bu demokrasi gibi. Biz seçiyoruz ya onları ‘kağıt kaplama sanatı’ origami ile ve bu muhteşem demokrasilerde -Allah uzun ömür versin- uzun sürerse ömrümüz ve 80 yaşına kadar yaşarsak, en iyi olasılıkla 12-14 kez oy kullanabildiğimiz bu hakkımız ile kendi kendimizi! Yönettiğimiz bu güzel genel seçim düzeni demokrasi ise ben vejetaryenliğe devam edeceğim hala. Hatta gerçekten et yemekten vazgeçebilirim ama sanırım egemenler bu karikatür düzene demokrasi demekten vazgeçmeyecekler.
Yaklaşan Meksika seçimleri de bu şowun etkileyici bir örneğini televizyonlarda sergiledi. Başkanlık için seçimlere adaylığını koyan dört adayın televizyonda ilk defa yapacakları tartışma programında herkes hangi adayın önüne çıkacağını beklerken sürpriz birisi hepsini sollayarak tartışmaların göbeğine oturdu. Bu kişi Julia Orayen’di. Bir model olan Julia göğüslerini açıkta bırakan, dar, dekolte bir elbise ile programda asistanlık yapınca hiç kimse dört başkan adayını seyretmedi. Söylenilene göre söylenenlere de odaklanamamışlar. Herkes varsa yoksa Julia’yı seyretmiş. Uyuşturucu savaşlarında resmi rakamlara göre 47.515 kişini öldüğü bu ülkede yeni seçilecek başkanlar Julia’nın dekolte elbisesinin etkisi altında kaybolup gittiler. Seçimlerde çok muhtemel ki bu model aday olmasa da bayağı bir oy alacaktır. Halkın iradesini sandığa yansıması budur zaten…
Bu dört başkan adayının içinde bir kadın da vardı ve ilk defa başkanlık seçimlerine bir kadın aday oluyordu. Onun ekranda ki imajını sarsmak için düzenlenen bir oyunda olması muhtemeldi. Her ne kadar program yapımcıları bunu reddetse de bu kadar kilometre uzaktan eminim ki, bu programa seçilirken Julia aynı tip bir elbise giymişti ve belki de aynısını. Bu tabi eğer program yapımcıları tarafından ya da seçimler için sık kullanılan deyişle seçim yarışında karşı propaganda olarak düşünülmemişse. Meksika’nın ilk kadın başkan adayı Hürriyet gazetesi deyimiyle ‘halktan zarafeti ile puan toplayacakken’ heyhat, dekolte kader onu modelin arkasına sürükledi. Model kenarda akıllı uslu sırasını beklerken, başkan adayları uyuşturucu savaşında resmi olarak ölen 47.515 kişinin ölümlerinin bir daha olmaması nasıl sağlayacaklarını anlatıyorlardı. Aslında hatırlatmalıyım ki bu sayının içinde temizlikçilerin, uyuşturucu kartellerinin gönderdikleri cesetleri küvetlerin içinde aside yatırarak yok edilenlerin dahil olmadığını düşünürseniz…
Sadece seçim düzeni değildir burada önemli olan aynı zamanda bu kararları sunma ve kullanma biçimi de temel unsurlardır. Mesela kolaycı bir bakışla eğer internetten herkes bir sürü şey hakkında oy kullansa ne güzel demokrasi olabilir diyemezsiniz. Çünkü aynı zamanda sizin tabi olduğunuz bilgi akışının, sunuş biçiminin ve size iletme ilişkisinin de sorgulanması gerekir. Yoksa kenarda hiç hesaba katılmayan bir asistanın Meksika’da olduğu gibi bütün oyunun ortasına konulması ile her şey başka tarafa savrulur ve bu durumu ortadan da kaldıramazsınız. Tam anlamıyla hegemonik bir manipülasyon aracı olan televizyon asıl olarak bir iletişim aracı değil, her saniyesinde yeni bir iktidar kurma biçimidir. Genel seçimler ve onun karikatür demokrasisi neresinden tutarsanız tutun televizyonlar için hazırlanmış bir müsamereyi geçemez.