İHD, devletin sivil ölümleri bir yaşam hakkı ihlali olarak görmediğini ve kayıpları meşrulaştırdığını da ekledi.  

İHD Şırnak Şubesi, Silopi ve Cizre'de ablukave işgalin yol açtığı hak ihlallerini raporlaştırdı. İHD avukatlarının Şırnak Devlet Hastanesi, Şırnak T Tipi Cezaevi, Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığı, Cizre Cumhuriyet Başsavcılığı ve Cizre ve Silopi'deki dernek üyeleriyle yaptıkları görüşmeler sonucunda hazırlanan rapor, 14-29 Aralık tarihleri arasını kapsıyor. 

Yasağın başta yaşam hakkı olmak üzere birçok hak ihlaline yol açtığı vurgulanan İHD raporunda, ilçelerde erzak sıkıntısının yaşandığı, kronik hastaların tedavi olamadığı, elektrik ve su ambargosunun uygulandığı hatırlatıldı. 


Deliller yok ediliyor

Yaşanan hak ihlalleriyle ilgili etkin soruşturmanın devam eden abluka ortamında mümkün olmadığının da altını çizen İHD şu tespitlere yer verdi: "Etkin bir soruşturma yürütülemediği için deliller yok edilmekte hatta karartılmaktadır. Sokağa çıkma yasakları devam ederken keskin nişancılar tarafından veya şarapnel parçalarıyla yaralanan veya bu yaralıları hastaneye götüren siviller, hastanelerde şüpheli muamelesi görmüş ve birçoğu gözaltına alınmıştır. 

Cizre ve Silopi’de can güvenliği olmadığı için CMK avukatları adliyelere gidememiştir. Nöbetçi hakimlik hukuksuz bir şekilde ve hiçbir somut delil olmadan ve şüphelileri avukat yardımı olmaksızın tutuklamıştır. Bu durum adil yargılanma hakkı, masumiyet karinesi ve savunma hakkının açık ihlalidir."

İHD, ölüm ve yaralanmaların büyük bir bölümünün de keskin nişancı ateşi veya top atışları sonucu vücuda isabet eden şarapnel parçalarından kaynaklandığını tespit etti. 

Raporda, "Sokağa Çıkma Yasağı esnasında ilçelerde yaşayan yurttaşlar tarafından dile getirilen kayıt dışı (resmi görevli olmayan) kişilerin çatışmalarda yer aldığı yönündeki iddia hala geçerliliğini korumaktadır" bilgisine de yer verildi. 

Katledilen sivillerin otopsi raporlarını Şırnak Cumhuriyet Savcılığı'ndan talep edilmesine rağmen sözlü olarak olumsuz cevap alındığına da işaret eden İHD, cenazelerin ailelere verilmemesine de tepki gösterdi. İHD raporunda, "Cenazeler defnedilemediği için çürümektedir. Sokağa çıkma yasaklarından ötürü memleketlerine götürülüp defnedilememektedirler. Bu durum hem insanlık onuruyla bağdaşmamaktadır hem de ölünün hatırasına hakarettir" denildi. 

"Cezasızlık politikası, devletin suç işlemesindeki en büyük dayanağını oluşturmaktadır" diyen İHD, bu politikanın yeni katliamlar ve hak ihlallerini cesaretlendirdiğini de belirterek, bir an önce sokağa çıkma yasaklarının kaldırılarak etkin bir soruşturma yürütülmesini talep etti. 


Gerçek bilanço net değil

Devletin sivil kayıpları bir yaşam hakkı ihlali olarak görmeyip kayıpları meşrulaştırdığını da ifade eden İHD, yasak nedeniyle ölüm ve yaralanma olaylarının gerçek bilançosunun yapılamadığını belirtti. 

Her iki ilçede katledilen, yaralanan ve gözaltına alınan sivillerle ilgili de bilgi veren İHD raporuna göre Cizre'de 15 gün içinde 22 kişi katledildi, 17 kişi yaralandı. 15 Aralık tarihinde sağ gözüne isabet eden ateşli silah sonucu ağır yaralanan Ferat Tanış'ın durumu ciddiyetini koruyor. Silopi'de ise 14 kişi katledildi, 9 kişi yaralandı. Cizre'de yaralanan İsmail Acay, Agit Tetik ile Kahraman Caba yaralı olmalarına rağmen tutuklanarak cezaevine gönderildi.


 HABER MERKEZİ