Toplumda birçok çelişki iç içe var olduğu için, birçok gündem de iç içe geçer. Bazen herkesin gündemi farklı olsa da, hepsini de etkileyen ve belirleyen temel çelişkiyi görmek önemlidir.

Türkiye’de ise gerçek gündemden çok suni gündem maddeleri vardır. Gerçek gündemi bastırmak hatta çarpıtmak ve saptırmak için bir dizi sahte gündem maddesi depoda beklemektedir. Bu maddeler hiç beklenmedik bir zamanda gündeme gelir, gerçek gündemi alabora eder.

Kudüs’ü geçelim, Ayasofya niye hala cami olmuyor deseniz hemen alevli bir tartışma başlar.

Kaç yaşındaki kızlar evlenebilir konusu da gündeme gelebilir.

Onları da geçelim, ne oldu Arakan’daki Müslümanların hali?

Ya Bulgaristan’daki, Batı Trakya’daki Türklere yapılan zulüm?

Hani Yeni Osmanlı kurulup hilafet geri gelecekti?

Kerkük ve Musul için hazırlanan plakalar ne oldu? Siyasiler birbirlerinin boynuna ne takacaklarını düşünürken bu plakaları nereye takacaklarını da düşünseler.

Şam’da kılınacak diye ilan edilen Cuma namazı niye kaçtı? Kaçırdığımız bu Cuma namazının vebali kimin boynuna asılacak?

Rusya ile neredeyse savaşa girecektik, sonra da içtiğimiz su ayrı gitmez oldu. “Uçağı düşürme emrini ben verdim, gerekirse gene düşürürüz” diye efelenen siyasetçiler nerede? Yaralı pilotu öldüren ve günlerce TV’lerde boy gösteren “kahraman”a ne oldu?

Kardak kayalıklarına ne oldu? Yunanistan’a mı verdik, TV savaşlarıyla biz mi fethettik?

Lozan zafer mi, hezimet mi?

Bakın ne Zarrab konusu, ne Man adası belgeleri, ne de diğer soygunlar aklımıza geliyor.

Bir de başka konular var:

Binlerce cinayet “faili meçhul” mü kalacak?

Ya Ceylan, Uğur, Niyazi, Nihat ve devlet tarafından katledilen yüzlerce çocuk?

Gezi direnişi, Suruç, Ankara, Amed katliamlarının failleri nerede?

“Unutursak kalbimiz kurusun” diyorduk, Roboskî katliamı da mı unutuldu?

Tahir Elçi’yi kim-niçin öldürdü?

Ya son iki yıldaki katliamlarla Cizre’de, Şırnak’ta, Sur’da, Nusaybin’de bodrumlarda yakılan ve daha kanları kurumayan, cenazeleri bulunamayan insanlar?

Şimdi Erdoğan da “Yok, yok, idam cezası geri gelmeli, bu sorunlar başka türlü çözülmez” derse haydi bakalım ateşli bir tartışma daha...

Tarih boyunca Ortadoğu birçok güç tarafından işgal edildi. İskender’den Cengiz Han’a, Romalılardan Haçlılardan Osmanlılara kadar bölgeyi işgal etmeyen güç kalmadı. Üç semavi din de burada doğdu. Üçü da tek tanrı dedi ama hiç birisi Ortadoğu toplumlarını tekleştiremedi. Tam tersine, milliyet-din-mezhep bakımından dünyanın en çeşitli-en karışık bölgesi olarak kaldı. Yapılan bütün katliamlara-soy kırımlara rağmen bu gerçek değişmedi.

O zaman gerçek gündem ne?

Gerçek gündem bütün bu farklılıkların, bu çeşitliliğin eşit ve özgür olarak barış içinde bir arada yaşayabilmesidir. Kendi tekçi diktasını dayatanlar bugüne kadar diktalarını sürdürebilmek için halkları birbirine kırdırmayı başardılar. Onların diktası yıkılmadıkça çözüm olmaz.

Bu kadar farklılığın bir arada, eşit ve özgür olarak yaşamasını savunan ve bu yaklaşımını Rojava devrimiyle zafere götüren tek lider Sayın Öcalan oldu. Çoğunlukçu değil çoğulcu, merkezci ulus devlet değil, özerk ve özyönetimci, emeğe dayalı Rojava devrimi Türkiye gibi sömürgeci devletler tarafından şimdi bastırılmak isteniyor.

Kürdistan halkının ve tüm ezilenlerin eşitliğine özgürlüğüne dayalı yeni bir Ortadoğu kurulmadıkça kimse özgür olamaz. Ne Kudüs sorunu ne de diğer birikmiş sorunlar çözülebilir.

Halkın seçtiği HDP’li eşbaşkanlar ve vekiller hala zindanlarda.

Öcalan ise hukuk ve insanlık dışı bir tecritte tutuluyor.

Kudüs için koparılan boş yaygaralar bu gerçeği ve gerçek gündemi örtmek, halkları uyutmak için yapılan çırpınıştan başka bir şey değildir