Efendim 2 Aralık 1967’de (bilim insanları öyle kıyametin kopması için sallama tarihlere ihtiyaç duymazlar) Colgate adlı bir uydu çok büyük miktarda gamma ışını saptadı. Yeryüzünde gönderilen verileri inceleyen bilim insanlarının akıllarında tek bir şey vardı: “hepimiz ayvayı yedik.”

Colgate uydusu aslında uzaya dünya üzerindeki bir hidrojen bombası ya da nükleer bir bombanın patlamasını tespit etmek için gönderilmişti. Ama o gün dünyaya gönderdiği sinyaller onbinlerce nükleer bombasının bir anda patladığına işaret ediyordu.
Başta Stirling Colgate olmak üzere projede yer alan bilim insanları patlamanın büyüklüğü karşısında dehşete düşmüştü. İşin kötü tarafı sinyaller sürekli olarak tekrarlanıyordu. Colgate ve ekibi bundan ne sonuç çıkaracakları konusunda hiçbir fikre sahip değildi. (O günlerde galaksiler, süpernovalar, nötron yıldızları konusunda bugünkü kadar ayrıntılı bilgiler yoktu.)
O gün kimi gamma ışınlarının atmosferi bir anda alıp götürmesinden ürktü, kimi “dışarıda uzaylılar birbirlerine sıkıyorlar, biz onun yansımalarını görüyoruz” dedi, kimi de “kesin bir kuyrukluyıldız bir şeylere çarptı” diye yorumlarda bulundu. Sonunda baktılar ki dünya yok olmuyor teleskoplarını patlamanın gerçekleştiğini düşündükleri noktaya doğru çevirdiler, bir şey çıkmadı. Arından tespit edilen gamma ışınlarını ölçüp biçtiler, ne kadar uzaktan geldiklerini anlamaya çalıştılar ve sonuçta patlamanın kütle olarak küçük sayılabilecek bir nötron yıldızında yaşandığını tespit ettiler.
***
Bilim insanları “uzaylılar birbirlerine sıkıyor” tespiti dışındaki endişeleri ciddiyetle üzerlerinde durulması gereken endişelerdi. Gerçekten de yoğun bir gamma ışını dalgası dünyanın sonunu getirebilirdi. (Bir gün tahmin edemeyeceğimiz uzaklıktaki bir yıldızın patlaması sonucu oluşan gamma ışınları saniyeden daha kısa bir süre içinde dünyanın tüm atmosferini alıp uzayın derinliklerine savurabilir. Sonuç: dünyadaki tüm canlı yaşamı için kesin ölüm. En azından birkaç milyon yıl.)
O gün bilim insanlarının elinde kıyametin kopacağı konusunda endişe sahibi olacak kadar veri vardı. Korkuyorlardı ve korkmakta haklıydılar.
Yıl oldu 2012, insan evren, güneş sistemimiz ve dünya konusunda 45 yıl öncesine kıyasla kat be kat daha fazla bilgi sahibi olmasına rağmen hala Maya kıyametine inanıp 100 bin dolarlık kıyamet sığınağına kendini kapatan var.
“Geyikti geçti; bu kadar ciddiye almayın” diyenler aslında hata yapıyor. Bütün bu olup bitenler bilimin, dogmalara, boş inançlara, hurafelere karşı olan zaferleri.
Bilimin söylediklerin daha dehşet verici aslında: Güneş’in bir gün dev kızıl bir yıldıza dönüşüp dünyayı yutacağı, evrenin sonunda kara deliklerin hükmettiği kozmik bir karanlık çağa gireceği vs vs.
***
Ne yazık ki yakın gelecekte hiçbirimizin kendi ölümümüzü ya da yokoluşumuzu kesin bir şekilde öngörebileceği bir kozmik olayın yaşanması beklenmiyor. Yani büyük bir ihtimalle birçoğumuz bizde önce yaşayan yaklaşık 100 milyar insan gibi primitif bir şekilde öleceğiz. Görüp görebileceğimiz en kral kozmik olay da güneş ve ay tutulmaları olacak.