Kongre sonrası ilk değerlendirmeleri DİHA’ya yapan BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, önemli mesajlar verdi. Müzakereye ve çözüme hizmet istediklerini belirten Demirtaş, sundukları “demokratik çözüm protokolü”nün sadece BDP adına sunulduğunu ve „Biz muhatabız“ mesajının verildiğini ifade etti. Demirtaş, kongrede açıkladıkları protokol ile diyalog teklifi beklediklerini ama bunu bir şart olarak ileri sürmediklerini söyledi. Hükümetin, Meclis açıldığında „Parlamentoda çözülmeyecek sorun yok, tutuklu milletvekillerinden hazırlanan fezlekelere kadar her şeyi tartışabiliriz“ mesajını vermesini isteyen Demirtaş, ama dönmek için AKP’nin tutumuna bakmayacaklarını yenileyerek, „Dönme kararı versek döneriz, illa Başbakan bunu söyledi diye dönmeme gibi bir durum yok. Hükümet dönmemizi zorlaştırmaya çalışıyor ama kararı parti kurullarımız verecek“ dedi.
Anayasa konusunda da hükümetin BDP’yi devre dışı bırakmak istediğini ifade eden Demirtaş, Meclis Başkanı Cemil Çiçek’in bu konuda siyasi partilere yapacağı ziyaretlere atıfta bulunarak, „Cemil Çiçek ne yapacak göreceğiz, resmi olarak varız, grup başkanıyım, oluşacak komisyona biz üye veririz“ açıklamasında bulundu. Meclis Başkanı da dahil bütün çevrelerin yaşananlardan BDP’yi sorumlu tutmasına tepki gösteren Demirtaş, „Bu yaklaşım büyük haksızlık. PKK’nin eylem kararını, ateşkes kararını biz almıyoruz. AKP, PKK planlarından ve kararlarından ne kadar haberdarsa biz de o kadar haberdarız. Hatta onların elinde istihbarat olduğu için onlar daha iyi biliyor.“ şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı ve CHP ile görüşme
Anayasa konusunda kendilerinin yaptığı bir çalışma bulunduğunu ve yepyeni bir anayasa taslağı hazırladıklarını işaret eden Demirtaş, „Katkı sunmaya hazırız“ dedi. Hafta sonu PM toplantısında Merkez Yürütme Kurulu’nu (MYK) belirleyeceklerini ve bazı kararlar alacaklarını belirten Demirtaş, „Yeni yönetim olarak Cumhurbaşkanı’nı ziyaret edebiliriz, bu konuda randevu istedik“ dedi. Kongrede sundukları protokolü anlatmak için gazetelerin genel yayın yönetmenleri ve aydınlarla bir araya gelebileceklerini dile getiren Demirtaş, CHP ile görüşmek istediklerini dile getirdi. Demirtaş, şöyle devam etti: „Sırf AKP’den beklememek lazım. Kılıçdaroğlu, ‘AKP çıksın projesini açıklasın’ diyor da, biz ortaklaşa gidebiliyorsak, biz hükümete ortak çözüm sunalım. Protokolümüzü CHP ile de paylaşmak isteriz. Söylemleri yeterli değil ama ‘Sorun şiddetle çözülmez’ demek önemlidir. Ve bunu Aktütün Karakolu’na yaptığı ziyaretten sonra söylüyor. Karakola takviye yapalım demiyor bunu geçmişte söyleyenler oldu. Kendisinin şiddet dışı yöntemler bulmalıyız demesi önemli. Bu söylemleri yabana atmamak lazım. Ana muhalefetin belirleyici etkisi var onun için ortaklaşmak isteriz.“
Benzer bir görüşme için „hükümetin de arayış içinde olması” halinde AKP ile de yapabileceklerine işaret eden Demirtaş, „Hükümete çözüm önerilerimizi anlatırız. Protokol çerçevesinde ne yapmak istiyoruz bunu anlatabiliriz ama hükümet şiddete sarılmış durumdadır“ dedi.

Açılımdan beklenen PKK’nin bitmesiydi
Artan operasyonlar, can kayıpları ve çatışmalara da değinen Demirtaş, PKK’ye geçmişte ateşkes çağrıları yaptıklarını ve PKK’nin de bunları dikkate alarak ateşkes ilan ettiğini anımsattı. „Kimseye kurbanlık koyun gibi ölün diyemeyiz ama kimseye birbirinizi öldürün de diyemeyiz“ diyen Demirtaş, Işık Koşaner’in „Biz ateşkesi dinlemeyiz“ sözlerine dikkat çekerek, „Hükmet, devlet ateşkes falan dinlemiyor. ‘Dağdaki insanı bulurum, öldürürüm’ diyorsa. Biz PKK’ye siz durun, gelip sizi öldürsünler mi diyeyim“ şeklinde konuştu. Hükümetin sertlik yanlısı son söylemlerinin bir politika değişikliğinden değil, gerçek politikası bu olmasından kaynaklandığını ifade eden Demirtaş, „Açılım buydu zaten, açılımdan beklediği PKK’nin bitmesiydi, bitmeyince de açılım bitmiş oldu. Kürtlere dönük tek bir adım atılmadı, tamamı PKK’nin silah bırakmasına dönüktü, olmayınca da açılım bitmiş oldu. Açılımı Kürtlere yapacaksınız“ ifadelerini kullandı.

Ne yapılacaksa son olacak
AKP hükümetinin büyük bir savaşa hazırlandığını dile getiren Demirtaş, bu konuda ABD ve İran ile anlaşmaya varıldığını belirterek, şu değerlendirmede bulundu: „Hükümetin şu anda elinde yetki var. Kara harekâtı yapacaklardır. İran’la ortak yapılacaktır. ABD destekleyecektir. ABD-İran-Türkiye arasındaki çelişkiye rağmen birlikte hareket edeceklerini düşünüyorum. Güney Kürdistan hükümetinin de doğrudan kara harekâtına katılmazsa bile, farklı şekillerde desteleyeceğini düşünüyorum. Fakat bu her ne olacaksa, bugüne kadar yapılmış, kara operasyonlarının en büyüğü en kapsamlısı olacaktır. Fakat şunu unutuyorlar, Kürt sorununu çözmeye Kandil’e gidilmez, karadan da havadan da gitseniz Kürt sorunu orda çözülmez. İkincisi,  sonuç alınmaz, sadece iki taraftan da büyük can kaybı olur, iki taraf da birbirini geriletemez. Üçüncüsü, PKK dediğimiz şey arkasında 10 milyondan fazla halk desteğinin olduğu yapıdır. Siz Kandil’i dümdüz etseniz, düz ovaya çevirseniz bile ne Kürt sorunun bitirmiş olursunuz ne PKK’yi. Bu yüzden yapılacak kara operasyonu, hava harekâtlarının tamamı da can, mal ve zaman kaybına yol açmaktan başka işe yaramaz. Ama her ne yapılacaksa son olacak. Yani bu seferkinden sonra hiç kimse artık yeni bir savaşı yeni bir çatışmayı göze alamaz. Bundan sonar PKK’yi bitirememişlerse oturup PKK ile konuşmak zorunda kalırlar. Kürtlerin de olası kara harekatına tepkisi çok büyük olur. Hükümet bütün bunları hesaplamalıdır. Siyasi operasyonu da her zaman yapabilirler. Hükümetin önünde hiç engel yok, uydurma delil yaratma da deneyimlidir hükümet. Diyarbakır’a yeni cezaevi de yapıyor, böyle dolduracak. Herkesi alabilirler, bu konuda yapabilecek güce sahipler. Ama siyasi operasyonu yapacak kadar meşruiyetleri yok. Bizi içeri attıkça, kendileri tükeniyor. Onu da kendileri bilirler. Bu savaşı durdurabilecek tek şey Kürt ve Türk kamuoyunun barış sesini yükseltmesidir.“

Kesinlikle kaybedecekler

Her bir BDP’li her bir Kürt yurtseverinin meşru bir davanın temsilcisi olduğunu dile getiren Demirtaş, kendilerine karşı her türlü yönelimin sonuçsuz kalacağını belirterek, „Yönelim ne kadar sert olursa olsun biz buna karşı duracağız. Çünkü biz kazanacak düzeydeyiz. Ne kadar operasyonlar, tutuklama olursa olsun kesinlikle kaybedecekler. O yüzden bütün arkadaşlarımız bulundukları şartlar ne olursa olsun tek bir adım geri atmadan bu halka yakışır şekilde direnmelidirler. Geçmişte bize kaybettiremediler diz çöktüremediler bugün de diz çöktüremeyecekler“ şeklinde konuştu.


‘ Kirlenme önceliğini beyaza verdiler’


Bengi Yıldız üzerinden bir kampanya yürütülmesiyle ilgili olarak partililerine, „Herkes dikkatli olmalı“ diyen Demirtaş, „Yaptıklarım kimseyi ilgilendirmez diyemezsiniz. Siz kamunun malısınız. Özdemir Asaf, ‘Bütün renkler hızla kirleniyordu ama kirlenme önceliğini beyaza verdiler’ diyordu. Beyazsanız daha dikkat edeceksiniz“ dedi.

Arda Turan korkmasın

Arda Turan meselesine açıklık getiren ve „Biz BDP Kongresi’ne Arda’yı sokmuş değiliz, konuk arkadaşımızdan birinin anmasıdır. Ama insani çıkış üzerine linç edilmesi doğru değil. Arda, BDP’li değildir, olmadığını da biliyoruz“ diyen Demirtaş, Arda’ya korkma çağrısında bulundu: „Bizim kongremizde barış tavrı alkışlanmıştır. Ölümler karşısında aynı acıyı duyduğunu söylemesine bu kadar hayasızca cezalandırılması çok yanlıştır. Bence Arda da bu insani duygularından dolayı geri adım atmamalıdır.“

ANKARA