Türkiye’de ekonominin iyi gitmediği herkesin malumu ve ortada insanları iyimserliğe itecek her hangi bir emare de gözükmüyor. Belirsizliğin yoğunlaşması özellikle iç ve dış yatırımcıyı tedirgin eden ve yatırım kararlarını ötelemelerine yol açan fiili bir durum yaratıyor. Bu durum zaten son yılların en yüksek oranlarına ulaşmış işsizliğin daha da artmasına sebep olacaktır. Buna bağlı olarak tüketim daralması ve alım gücü düşüklüğü de ekonomiyi daha da daraltacaktır.
İktidarın yıllarca övündüğü ekonomik büyüme masalının sonuna çoktan gelindi ama bu gerçeğin sindirilmesi konusunda hem iktidar çevrelerinde hem de kitlesinde ciddi bir direnç var. Amerikalı ekonomist W.P. Gramm, “Büyümenin yaratıcısı hükümetler değil, çalışan insanlardır“ derken basit bir gerçeği dile getiriyordu. Büyümenin mimarı sihirbaz hükümetler değil sahada çalışan, üreten insanladır.
İktidarın elinde satacak bir büyüme masalı kalmayınca, topluma mehter marşı dinletme aşamasına geçti. İşsizler ordusu mehter marşı, başka toplumlara karşı hamasi duygular ve tarihi bükerek yeniden yazmak üzerinden konsolide ediliyor.
Referandum süreci yönetim zafiyetini hem ayyuka çıkaran hem de tetikleyen bir katalizör görevi görüyor. “EVET” için kriz çağıran hatta krize zemin hazırlayan bir ekonomiyi yönetememe sorunu var artık. Ki yine bu zafiyet tam da turizm rezervasyon dönemindeyken Almanya ve Hollanda ile kavga edip Avrupa ile diplomatik kriz yaşatacak bir ruh haline büründü. Turist dövizleri ile alakalı yapılmış onca iyimser senaryo yine bir başka yaza kaldı.
Referandumda arzulanan sistem değişikliğini gerilim senaryosu üzerinden kuran iktidar, referandum sonucundan bağımsız bunun yaratacağı sistemsel çelişkilere göğüs germek zorunda kalacak. Gerilen bu kadar ilişkiyi restorasyona tabi tutmak için göğüsleyeceği maliyet hiç de az değil. Ki Rusya geriliminden biliyoruz siyasi ve askeri ilişkiler yumuşasa da ekonomik ilişkilerin düzelmesi zaman alıyor. Ve bir daha eski haline dönmesi çok olası gözükmüyor.
Olaylara komplo ve büyük resim gözlüğünden bakanlar bütün bu yaşananları bir büyük planın parçasıymış gibi görme eğiliminde iken gerçek ise çok farklı. Yönetim zafiyeti içinde bir devletin ekonomiyi yönetememe ve bir sarkaç gibi sağa sola savrulması diye okumak gerekir. Türkiye’nin karmaşık bir oyun stratejisi yok hatta basit bir planı bile yok.
Senelik iş piyasasına yaklaşık 600 bin işsiz pompalayan bu sistemi Körfez paraları ne kadar daha ayakta tutabilir? Sorusunun cevabı her ne kadar meçhul olsa da gidişat çok fazla sürdürülemeyeceğini gösteriyor.