- Frankenstein adlı eserinde yazar, kendi toplumsal yükselişini sağlamak amacıyla bir ‘canavar’ yaratarak, Batı’nın kapitalizme sorgusuz uyum sağlama sürecini ve o zihniyeti temsil eden bir karaktere dönüşen Victor Frankenstein’ın durumunu betimleyerek yeni sistemin bireyin üzerindeki toplumsal ve psikolojik etkilerini anlatır.
- Mary Shelley’nin eleştiri oklarının hedefi kapitalizmin bizzat kendisidir, yeni görünen ve bize farklı gelenin aslında sistem tarafından yaratıldığını ve ardından da, yine sistemin bu yeni varlığı yok etme özelliğine sahip olduğunu gösterir. İnsanlığın serüveninin, kapitalist düzende başımıza ne tür felaketler gelebileceğini derinlikle anlatır.
Frankenstein ya da Modern Prometheus romanının yazarı Mary Shelley, 1797 yılı 30 Ağustos’unda Londra’da doğdu. Babası, William Godwin, politik görüşleriyle tanınan bir yazar, annesi Mary Wollstonecraft ise dönemin etkili kadın hakları savunucusuydu. Shelly, doğumundan on gün sonra annesini kaybettiği için babası tarafından büyütüldü.
İçinde bulunduğu ortam gereği edebiyat ve felsefe başlıca ilgi alanını oldu. İngiltere’nin önemli romantik şairlerinden Percy Shelley ile olan evliliklerinden dünyaya gelen dört çocuklarından sadece biri yaşadı. Sekiz yıllık bir birliktelikten sonra Percy Shelley 1822’de geçirdiği bir tekne kazası sonucu yaşamını kaybetti.
Eseri yazdığında 19 yaşındaydı
Mary Shelley, eşinin desteğiyle yazmaya başladı. Ataerkil toplumlarda hakim olan görüşten o da nasibini aldı. Filmleri izlenme rekoru kıran Frankenstein’ın yazarı bir kadındı ve bu eseri yazdığında sadece 19 yaşındaydı.
Mary Shelley romanlarında kadınların romantik eril bencillik altında ezilmelerini sorguladı. Shelley’nin eserlerinde çelişkili öğeler kullanmasının kaynağında çağının özellikleri ve içinde yer aldığı romantik ideoloji yatıyordu. İkili cinsiyet sisteminin sunumunda da kadınlar ve erkekler arasındaki sınırların belirsizliği, bu çelişkilerle birlikte eserlerinin özüne sinmiş durumda.
‘Modern Prometheus’
Yazarın en ünlü eseri Frankenstein ise öznenin kendisi olabilme uğruna verdiği mücadelenin bir belgesi niteliğinde. Mary Shelley eserini isimlendirirken alt başlık olarak ‘Modern Prometheus’ ifadesini kullanmıştır. Shelly böylelikle Antik Yunan miti Prometheus vasıtasıyla insanın yaratılışına atıfta bulunur. Prometheus yarı Tanrı yarı insan niteliği taşıyan ‘titan’ denilen bir türdendir ve ilk erkek insanı yaratmıştır. Tanrıların hoşuna gitmeyen bu eylem karşısında Pandora yaratılmıştır.
Prometheus erdemli ve iyi huyludur. İnsana kendi sahip olduğu yeteneklerden ateşle sembolize edilen, yaratma, bilim ve uygarlık gibi nitelikleri hediye eder. Bu davranışı Zeus’un gazabına uğramasına neden olur. Bir dağın tepesinde zincire vurulur. Yırtıcı bir kuşun yediği bedeninin her gece yenilenmesi sonucu ıstırabı sonsuza dek sürecektir; ancak Herakles tarafından kurtarılır. Zaman zaman özgürlüğün kazanılması için tanrıya isyanın gerekliliğini de sembolize eden bu mit döneminin tanrı karşıtı düşünce ikliminde yetişen Mary Shelley için kahramanı Victor Frankenstein’ı tanımlamaya son derece uygundur.
Bir Canavar: Kapitalizm
Mary Shelley kapitalist düzene geçişte önemli değişimlere tanık olmuş bir yazar olduğu için dönemin ruhunu ve ilerleyişinin izini eserlerinden sürmek mümkündür. Frankenstein adlı eserinde yazar, kendi toplumsal yükselişini sağlamak amacıyla bir ‘canavar’ yaratarak, Batı’nın kapitalizme sorgusuz uyum sağlama sürecini ve o zihniyeti temsil eden bir karaktere dönüşen Victor Frankenstein’ın durumunu betimleyerek yeni sistemin bireyin üzerindeki toplumsal ve psikolojik etkilerini anlatır. Mary Shelley’nin eleştiri oklarının hedefi kapitalizmin bizzat kendisidir, yeni görünen ve bize farklı gelenin aslında sistem tarafından yaratıldığını ve ardından da, yine sistemin bu yeni varlığı yok etme özelliğine sahip olduğunu gösterir.
Mary Shelley, çağının kapitalist sistemini eleştirirken, kapitalist kültürün bireyin karakter gelişimini kötü yönde etkilemesinin insanların karşılaşabileceği zorluklardan en önemlisi olduğuna değinir. Romanda yeni kapitalist düzenin üst sınıfına ait bilim insanı Frankenstein, psikolojisini tatmin ve sosyal yükselişine araç olması için yarattığı o yıkıcı canavarla, Batı paradigmasındaki sosyal ve psikolojik çöküşü ve bu paradigmanın yarattığı ümitsizliği temsil eder.
Romanda çatışan tarafların karşılıklı mücadelesi Kutup’ta iki tarafın yok olmasıyla sona erer; Mary Shelley’nin betimlediği yıkım, bu kapitalist medeniyetin aslında kendi varlığına tehdit oluşturduğunu gösterir. Yazar hem bireyin, hem de toplumun sahip olduğu kapitalist ve ‘ilerlemeci’ zihniyetin insan aklının sağlıklı gelişimininin gelebileceği boyutları ve tüm bu aldatmacayı ortaya serer. Shelly, Frankenstein aracılığıyla insanlığın serüveninin, kapitalist düzende nasıl bir seyir izleyeceğini ya da başımıza ne tür felaketler gelebileceğini derinlikle anlatır. Okumak isteyenler için ise en iyi çevirisinin ve baskısının İletişim Yayınları‘ndan Murat Belge önsözüyle yayımlanan olduğunu söylemek yersiz bir yorum olmayacaktır.
İyi okumalar...
Gerilim türü değil, kapitalizm eleştirisi: Frankenstein
ZABEL MİRKAN