
Şırnak’taki Aktarım Yerleşkesi’nde öğle yemeği sonrası, Xelef’ten bahsediyorlardı. Tanık olduklarını aktarabilen az sayıda insan var. Xelef içine düştüğü ateşi, toplumunun kaderini biraz öfkeli ve mücadele azmiyle anlatıyordu.
Oturduk, sohbet ettik.
Şengal’e dönmüştü
1981 Midyat doğumlu Xelef Evdo, 15 yıl eşi ve çocuklarıyla Almanya’nın Hamburg kentinde yaşamış. Ekonomi alanında eğitim almış, ticaretle uğraşan genç adam, 1,5 yıl önce Şengal’e dönmüş. Êzîdîlerin tarih boyu uğradığı katliamlar nedeniyle, yok edilmeye çalışılan halkına faydalı olmak için projeleri, fikirleriyle Avrupa’yı geride bırakmış. “Ailem ben çok küçükken Midyat’tan göç etmiş Şengal’e. Müslümanlaştırılmak istemediğimiz için yurdumuzu terk ettik. Ancak bugün, kaçtığımız yere geri döndük.”
Evdo, bu trvamatik sürecin son 30 yıllık tanığı olmakla birlikte, toplumsal tarihine de oldukça hakim ve sünnileştirme politikasına karşı olmasının kendisine dedelerinden kalan bir miras olduğunu düşünüyor.
Peşmergeye güven vardı
“Esasında, IŞİD’in yakın bölgelere saldırıları arttığında, dini kimliğimizden ötürü bize de yöneleceklerini düşünmüştük. 1 ay önce gerçekleşen saldırıdan önce çevre kasaba ve köylere sivil Arap halkı yerleşti. Til Hezir’de yaşıyordum, oraya bir saldırı oldu ve birçok insan çevre şehirlere kaçtı.”
Katliamın bu boyutta olacağını tahmin edip, etmediğini sorduğumda “Ama peşmergeye güven vardı!” diyor Evdo. O anları sormak zor. Ancak Xelef Evdo, anlatmak istiyor:
“İlk gece saatlerce çatışma yaşandı. Biz Şengal Dağı’na kaçtık. Peşmerge savaşacak ve geri döneceğiz diye dağlara sığındık. Çatışmalar dağa da sıçradı. Ortaçağ’daki savaşlar bugün filmlerde tasvir edildiğinde görünen o vahşi savaş görüntüleri yaşanıyordu gözümüzün önünde. Peşmergenin kaçtığını gördük ancak bize gelip ‘Silahlarımız tükendi, bekleyin, silah alıp geleceğiz’ dedikleri için Şengal’i terk etmedik. Bize ‘kaçın, canınızı kurtarın’ demediler. Demiş olsalar, yalan söylememiş olsalar en az 10 bin insan şuan yaşıyor olurdu.”
Daha fenası, ihanete uğradığını düşünüyor Evdo: “Bizi sadece terk etmediler, var olan silahları da alıp götürdüler. Bu çeteler canavardan beterdi. Silahsız karşılarına çıkmak imkansız. Bekledik ki peşmerge geri gelsin, gelmedi. İşte o sırada, çok insan öldü.”
İşbirlikçileri sızmıştı
Binlerce insan dağda yürüyor, aç ve susuz, yaralılar var, şoka girmiş koca bir halk. Tarifi meşakkatli...
“Dünya kadar ölü vardı. Kadınları, çocukları, yaşlıları ve yaralıları korumak için erkekler olarak bir kaç yüz metre önde siper yaptık. Fakat, çetelerin ajanları bizim aramızda da vardı. Gece yarıları dinlenirken, kaçırılıp öldürülen hep öncülerimiz oldu.”
Halkın içine sızan çete üyeleri, 15 kişiyi kaçırdıktan günler sonra serbest bıraktı. Kaçırılıp daha sonra serbest bırakılanlar arasında 4 de kadın var. Evdo, devam ediyor: “O kadınlar aramıza geri döndükten kısa bir süre sonra, kendilerini dağdan atarak intihar ettiler. Bu 4 kadının çok ciddi işkence ve tecavüzden geçtiğini düşündüğümüz için, intiharların sebebini de buna yorduk. Yol boyu biz öndeki siper grubu, vahşetin izlerini ilk görenlerdik. 2 küçük çocuğun, kafaları kesilmiş görüntüleri her gece rüyama giriyor. Yine yolda, 50 yaş üzeri onlarca kadını tecavüz edilmiş halde, çırılçıplak ve alınlarından vurularak öldürülmüş bir şekilde gördük. Onları gerilla battaniyeye sararak aldı ve onlara mezarlık yaptı.”
Dağda 14 gün
Gerilladan bahsedince, gözleri doluyor Evdo’nun. Karşılaşmayı anlatıyor: “Cidal köyüne varmak üzereydik. Evlatlar; analarını, babalarını; anneler sütü bittiği için yavrularını bir bir terk etmeye başlamıştı. Tarifi imkansız anlardı onlar. 14 gün olmuştu, dağlardaydık. Onca zaman sonra ilk kez, gerilla karşıladı bizi. Bizden önceki gruplara daha çok yardım etmişlerdi. Ancak biz peşmergeye en çok inanmış, en çok kanmış, son kurtulan gruptaydık. Gerilla, bizi kendisini tehlikeye atarak, bize kendini siper ederek hayatlarımızı kurtardı. En çok gerilla kaybı da o sırada yaşandı. Hakları ödenmez!”
PKK’ye uzak duruyordu
Evdo, gerilladan söz ederken duraksıyor. Sohbet boyunca Êzîdî halkının hayatını PKK’nin kurtardığını belirterek, sık sık gerillaya olan minnettarlığını dile getiriyor: “Yaşadığımız kırımla birlikte tanıştım PKK’yle. PKK ile ilgili söylemlerin yalan olduğunu anlamak için bir gerillanın gözlerinin içine bakmak yetermiş oysa!”
Evdo’yu en etkileyen de, ailelerin dağda ölüme terk etmek zorunda kaldıkları anaları ve yavrularını gerillanın IŞİD’le savaşmayı göze alarak geri dönüp kurtarmaları. “Bundan daha kutsal ne olabilir?” diye soruyor. Çok sayıda gerillanın Şengal için IŞİD’le savaşırken yaşamını yitirmesine karşı ise, “İbret alınması gereken bir insanlık örneğiydi” diye ekliyor.
JİNDA ZEKİOÐLU/ANF/ŞIRNAK