Beş kişilik bir gerilla grubu Azadî Matbaası’nda günde on-onbir saat harıl harıl çalışıyor. İsviçre yüzölçümüne eşit Medya Savunma Alanları’nın tüm kitap, dergi, broşür, gazete ve bültenleri bu matbaada basılıyor.

Ayda ortalama 11 baskı yılda 75-80 kitap, dergi, broşür, gazete, bülten baskısı gerçekleştiren Azadî Matbaası yine yılda ortalama 3 buçuk ton kağıt tüketerek Medya Savunma Alanları’nın ihtiyaçlarını karşılamaya çalışıyor.
Gerillanın yazdığı anı ve günlüklerin de bu matbaada basıldığı hesaplanırsa Azadî Matbaası’nın bir ülkenin tüm baskı ihtiyaçlarını karşıladığını söyleyebiliriz. Soranî, Kurmancî,  Türkçe, Arapça, Farsça gibi çeşitli dil ve lehçelerle kitap, dergi ve broşür çıkaran Azadî Matbaası ismine yakışır bir işlevle zamana ve tekniğe adeta meydan okuyor.

Dağa çıkınca yetenek gelişti
Teknoloji karşısında insan gücünün ve emeğinin ne kadar değerli olduğuna Azadî Matbaası’nda tanık oldum. 20 ya da 30 yıl öncesine ait teknik araç ve gereçlerle baskı yapmaya çalışan matbaa tamamen insan emeğine dayalı çalışıyor. Zamana karşı yarışanların elinde kağıt ve mürekkep paha biçilmez bir değer görüyor.Yanlış bir baskı, fazla kağıt ve mürekkep harcamak, zamanında hedeflediği materyalleri çıkaramamak, baskı makinalarına zarar vermek, soruşturmalara kadar gidebiliyor.  
1996 yılında gerillaya katılan, yıllarca katır kervanlarıyla dağ taş taşımacılık yapan ama hiçbir zaman avcılık hobisinden vazgeçmeyen ve bir çok gerillanın ‘bizim Kalender’ dediği Kürecikli Kalender, son dört yıldır kağıt ve boya aşkıyla tutuşmuş. Çalışma arkadaşları Cudî, Erdal, Kanî ve Dîgor’la birlikte Kalender’i dinliyoruz: ‘En büyük hobim arkadaşların eleştirisine rağmen keklik avlamak en büyük hayalim ise Azadî Matbaası’nda tüm Kürdistan çocuklarına hikayeler, masallar, boyamak için resimli defterler, kitaplar basmaktır’ diyor. ‘Bu matbaa ile bunlar gerçekleşebilir mi acaba?’ diyorum. Gülerek cevap veriyor ‘Halla halla matbaamıza ne olmuş. Ne yapalım imkanlarımız bu kadar. Teknoloji, insan yeteneklerini söküp aldı. Yaratıcılık insanın en değerli varlığıydı. O da gitti, gidiyor. Kürt aşkına dağlara çıktık da, yeteneklerimizi geliştirdik. Yani matbaa bize, biz matbaaya dayanıyoruz. Bakalım bu savaşı kim kazanacak’ diyerek ‘ama’sını ekliyor ‘emek en yüce değerdir kesin kazanan biz oluruz’ şeklinde eklemede bulunuyor.
Biraz kekliklere ve avcılığa ilişkin konuşmak istiyorum. Kalender hışımla ayağa kalkarak ‘Babam başımı belaya sokacan. De git artık. İşimiz gücümüz var. Arkadaşlar kitap bekliyor. Bu gece sabahlarız artık. Hadi uğurlar olsun’ diyor. Kağıt ve mürekkep kokan Kalender’e sarılarak hızla ayrılıyorum matbaadan.


ALİ ONGAN/KANDİL