Erdoğan ve Davutoğlu’nun "yeni bir süreç başlıyor" naralarıyla halka duyurdukları "Saray Darbesi"nin faturası her zamanki gibi halka çıkıyor. Yalnız bir farkla; artık Türkiye halkı ölümlerin "vatan, millet, bayrak" savunması için olmadığını anladı.
Asker ve polis aileleri eskisi gibi "vatan sağ olsun" demiyorlar. Evlatlarının neden ölüme sürüldüğünü sorguluyor, soruyor, tepki gösteriyor, can kayıplarının sorumlusunun AKP’nin iktidar hırsı olduğunu fark ediyor.
Bu farkındalık çok önemli.
Çünkü bir yandan HDP öncülüğünde gelişen barış mitingleri, diğer tarafta Türkiye’de yükselen "ölümlere artık yeter" çığlıkları...
Türkiye toplumu ölüm ve savaş değil, barış istiyor. Ama halkın bu farkındalığını savaş hükümeti üzerinde baskıya dönüştürmesi gerekiyor. Çünkü AKP sağ duyuyu yitirmiş durumda. Ne Kürtleri ne de Türkiye gerçeğini analiz edebiliyor. Hesapları tutmuyor. İktidar, güç zehirlenmesi yaşayan iktidar yanıldıkça hırçınlaşıyor, saldırganlaşıyor.
Hava bombardımanları, sokak ortası infazlar, Gever’deki gibi aşağılayarak göz korkutmalarla ve tutuklamalarla Kürtleri reflekssiz bırakacağını düşünen savaş baronları, gerillaların peş peşe gerçekleştirdiği etkili eylemlerle sarsılıyor.
Ankara’daki hükümet alavere dalavere ile PKK’yi tasfiye edebileceğini düşündü ama yanıldı. Bu gerçeği fark eden Davutoğlu başaşağı gidişatı tersine çevirmek için "Eğer silah bırakma yoksa İmralı’ya gitmenin de gereği yok" dedi ve "B planı" dedikleri "savaşla tasfiye etme planı" yeniden devreye konuldu.
Savaşı başlatarak PKK’yi ve HDP’yi sıkıştıracaklarını sandılar ama yine yanıldılar.
Nedeni basit; AKP’nin savaş kadar barış algısı da kirli. Rojavalı özgürlük savaşçılarını yeni gözdesi Ahrar-u Şam’a teslim eden, cenazeleri sınır kapılarında bekleterek insanlık suçu işleyen, sivilleri bombalayan, barışı teslimiyetle eşitleyen AKP iktidarına yanıt gerillanın şamarı oldu.
Her gün şehirlerden gerilla eylem haberleri geliyor.
Gerillanın barış için, savaş baronlarına attığı tokat AKP iktidarını sarsıyor.
AKP iyice köşeye sıkışmış durumda.
Halk desteği yok. İçeride MHP, dışarıda ise KDP ve Katar dışında dostu kalmadı.
Onurlu yalnızlık safsataları tutmuyor artık. Bir dönemler dillere destan stratejik derinliğin siyasi körlük olduğu ayan beyan...
Son dönemlerde yeniden "çözüm süreci" vurguları yapmaları, PKK’yi ve HDP’yi suçlayan özel savaş medyasının yalanları halkı kandırma çabaları kamuoyunda karşılık bulmuyor. Kürtlerin ezici çoğunluğunun gözünde AKP’nin ipliği pazara çıkmıştı zaten. Artık batıdakiler, Türkiye halkı da "yalanlarınıza karnımız tok" diyor.
Rojava iflasından sonra Türk devleti kuzey Kürdistan’da ve iç siyasette de çuvalladı.
Bu çuvallamanın olası erken seçimde AKP’siz bir iktidarla sonuçlanması hiç de şaşırtıcı olmayacaktır. AKP’nin başlattığı savaşla kendi sonunu hazırladığını görmek için müneccim olmaya gerek yok. Çünkü bu savaşta AKP, ne Türkiye toplumunun desteğini alabiliyor ne de dış destek söz konusudur. Bu, şu anlama geliyor: Bu savaş AKP’nin iktidar savaşıdır!
Toplumdaki algı bu.
Bu savaşta AKP yalnız.
Bir yandan gerillaların etkili eylemleri öte yandan toplumdan gelişen barış çağrıları, savaşın sorumlusu olarak AKP’nin teşhir olması diğer yanda koalisyon kurma konusunda yaşanan sorunlar ve erken seçim olasılığı...
Erdoğan’ın "Kobanê düştü-düşecek!" söyleminden çark ederek "yanlış anlaşıldım" pişkinliği, Davutoğlu’nun yan çizmeleri, Arınç’ın demagojisi ve Akdoğan’ın iftira kampanyası iğreti hissi verdiği kadar gülünç geliyor artık.
HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş’ın, "Kaç defa yenilirse AKP kendisini yenilmiş sayacak?" tespiti ve sorusuna AKP’den veya YSK’dan herhangi bir yanıt yok.
Hatırlayacağınız gibi 30 Mart 2014 yerel yönetim seçimlerinde Ağrı’da oylar tam "15 defa" sayılmış ve her defasında HDP kazanmıştı. Ama buna rağmen "yenilen pehlivan güreşe doymaz" misali AKP yenilgiyi kabul etmemiş ve YSK kararıyla Ağrı’da "tekrar seçim" yapılmıştı. Tekrar seçimde ise HDP büyük bir farkla zafer elde etmişti.
Şimdi ise AKP, 7 Haziran seçimlerinin sonuçlarını kabul etmiyor ve erken-tekrar seçim istiyor.
Ağrı’da AKP’nin başına gelenler tekrar genel seçimlerde Türkiye’nin kaderi olabilir.