
Tüm PKK ve PAJK’lı tutsaklar adına açıklama yapan Deniz Kaya, 5 Kasım tarihinden itibaren hasta, çocuk ve yaşlı tutsakların dışında tüm PKK ve PAJK’lı tutsakların açlık grevine katılacağını bildirdi.
Türk Başbakan Recep T. Erdoğan, önceki gün partisinin Kızılcahamam kampında yaptığı konuşmada, talepleri reddetmekle kalmadı şantaja başvurdu. Başbakan Erdoğan, “Bu tür eylemler yapmanızla terörist başını oradan çıkartıp evine göndermeyiz. Bu ülkede on binlerce insanın ölümüne vesile olan bir terörist başına idam verilmiştir ama bu ülke, birilerinin bazı malum yerlerin baskılarıyla idamı dahi kaldırmıştır. İdamı kaldırmak suretiyle şu anda İmralı’da yatmaktadır. Şu anda birçok insanımız kamuoyu araştırmalarında ‘idam yeniden gelsin’ diyor. Terörist başıyla açık net söylüyorum ailesi ve yakınları görüşmek istediği sürece görüşmeye devam edebilirler, herhangi bir engel yoktur ama avukatlar noktasında onu bir kenara koyun. Büyük bedeller karşılığında vatan yaptığımız bu ülke, bu topraklar üzerinde kurduğumuz son devlet Türkiye Cumhuriyeti bizim namusumuzdur, onurumuzdur. Kimse bizim bu değerlerimize el uzatamaz, göz koyamaz. Bin yıllık mücadelemizin simgesi olan bayrağımızın rengi, mürekkep değil, kan kırmızısıdır.”
Zindandan yanıt gecikmedi
Tüm PKK’li ve PAJK’lı tutsaklar adına yazılı açıklama yapan Deniz Kaya, öncellikle Kürt milletine seslenerek, başlatılan serhildan hareketinin kesintisiz hale getirilmesini beklediklerini söyledi.
“Amacımız kimseye diz çöktürmek değildir. Kimseye şantaj yapmıyor, bizlere karşı uygulanan hiçbir şantajı da kabul etmiyoruz” diyen Deniz Kaya, şunları söyledi: “Özgürlük tutsakları olarak, bu eylemimizle, ana sütü kadar helal olan en temel insani, sosyal ve siyasal haklarımızı kamuoyuna ve tüm dünyaya duyurmak istiyoruz. Zulümle abad olunmaz, diyoruz. Halkımıza uygulanan zulme son verilsin, diyoruz. Zulümle abad olanın sonu berbat olur diyoruz. Erdoğan ve tayfaları bilmelidir ki, bu zulüm düzeni, bu bezirgan saltanatı, bu zalim rejim ve onu yürütenlerde abad olamayacak, sonları berbat olacaktır.”
Tüm dünyaya “Kim anadilimizde eğitim ve savunma hakkımıza yok diyebilir, yok sayabilir? Kim bir halkın önderine uygulanan tecrit ve işkenceyi normal görebilir, görmezden gelebilir? Kim barışın ve halklarımızın bir arada yaşamasının tek anahtarı ve güvencesi olan önderliğimizle müzakerelere karşı çıkabilir?” sorularını soran Deniz Kaya, kendisine insanım diyen herkesten bu soruların cevabını istediklerini kaydetti.
Muhatap AKP Hükümeti’dir, sonuç alıncaya kadar devam
Kürt milletini yok sayan, görmezden gelen, özgürlünü tanımayan bu sisteme “artık yeter, êdî bes e!” dediklerini vurgulayan Deniz Kaya, açıklamasını şöyle sürdürdü: “Kürt sorunun barış içinde ve demokratik yöntemlerle çözümü için, halklarımızın bir arada kardeşçe yaşaması için, özgürlüğümüz ve onurumuz için, bedenlerimizi ölüme yatırıyoruz. Bilinmelidir ki, bu eylemimiz, aynı zamanda vicdanlara bir çağrı, zulüm altında inleyen bir halkın çığlığı ve halkımıza, halkımız şahsında tüm insanlığa yapılan hakarete bir dur demektir. İleri sürdüğümüz taleplerin muhatabı AKP Hükümetidir. Sonuç alıncaya kadar eylemimiz devam edecek ve her gün yeni katılımlar olacaktır.”
Bir üst aşamaya çıkarılıyor
Eylemlerini bir üst aşamaya çıkardıklarını; 5 Kasım’dan itibaren, 10 bin kişiyle devam edeceklerini duyuran Deniz Kaya, bugünden itibaren, tüm cezaevlerinde hasta, yaşlı ve çocuklar dışında kalan tüm tutsakların süresiz-dönüşümsüz açlık grevine dahil olacaklarını bildirdi.
AKP Hükümeti, Başbakan Erdoğan ve tüm odakları uyaran Kaya, herkesi ciddi olmaya davet etti. Kaya açıklamasını şu çağrı ve umutla noktaladı: “Halkımızın serhıldanı ile buluşan açlık grevi eylemimiz, ulusal birliğe ve iradeye dönüşerek, tarihi bir rol oynayacak ve tarihsel sonuçlar yaratacaktır. Bizlerin buna inancı tamdır ve tüm halkımızın-dostlarımızın da buna inanmasını istiyor, bekliyoruz. Kardeş Türk halkına, Türkiye’de yaşayan tüm halklara, duyarlı tüm çevrelere eylemimize güç katmaya ve ayağa kalkan halkımıza el vermeye, destek olmaya çağırıyoruz. Kazanan halklarımız olacak, kazanan özgürlük olacak, kazanan barış olacak, kazanan halklarımızın geleceği ve demokrasisi olacak; kaybeden komplocular ve özgürlük düşmanları olacaktır.”
HABER MERKEZİ