Fotoğrafçı Hienrich Schultze: “Fotoğraflarını çektiğim yerler şimdi yok, hepsi yıkıldı. Keşke daha çok çekseydim. Çünkü çektiğim yerlerin bir kısmı şimdi yok.’’

 

FEHMİ KATAR / BERLİN

Almanya’nın Berlin kentinde sokağa çıkma yasağının uygulandığı tarihi Sur ilçesindeki yıkımı anlatan “Olağanüstü döneminde fotografçılık” sergi geçtiğimiz hafta açılışını yaptı.

Sergi, Kruezberg belediyesinin eski binasında bir ay boyunca ziyaretçilere açık olacak.

“Surda yıkıma dur de platformu”na ait fotoğraflarının gösterildiği sergiyi Friedrichshein-Kreuzberg Belediye Meclisi organize etti. Serginin açılışına Kreuzberg Belediye Meclis Başkanı Kristine Jaath, serginin krutörü Dr. H.G. Kleff, Sur Belediye Başkanı Fatma Şık Barut ve fotografçı-gazeteci Esra Gültekin, Hinrich Schultze ile Refik Tekin katıldı.

Sergi açılışında düzenlenen panelde Türk devletinin Kürdsitan’daki savaşına dikkat çekildi.

Panelde konuşan Sur Belediye Başkanı Fatma Şık Barut Türk devletinin Kürt kentlerine yönelik savaşının çok önceden planladığını söyledi. Sur’daki tarihi yıkımı anlatan Barut, ‘’9 ayda 10 Kürt şehri yerle bir edildi, yüzlerce insan katledildi, binlercesi tutuklandı, yüz binlerce insan evinden yapıldı. Görünen o ki Avrupa ve dünya Erdoğan ile çalışmaya onunla pazarlık yapmaya devam edecek, Erdoğan da Kürtleri öldürmeye devam edecek. Ama biz de bütün gücümüzle onu ve onun suç ortaklarını adalet önüne çıkarmak için çalışacağız” dedi.

Faşizmden öte

Panele katılan fotografçı-gazeteci Esra Gültekin ise konuşmasında bir kadın gazeteci olarak bölgede yaşadığı zorlukları şu sözlerle anlattı: “O süreçte kadın olarak çalışmak daha zordu, çünkü alanda cinsiyetçi saldıralara uğruyorduk. Kadın olduğumuz için, erkek olan devlet güçlerinden iki katı baskı yaşıyorduk. Şiddetin dozu değişti ama karşılaştığımız zorluklar aynıydı. Daha öncede bölgede gazeteci olarak baskı altındaydık.”

Yaşanları faşizm ve baskı olarak nitelemenin yetersiz olduğununa vurgu yapan Gültekin, “Saldırılar devlet tarafından organizeli, planlı olarak yaşayan herşeye karşıydı. Fotoğraflara baktığımızda orda yerle bir edilen insanların yaşamlarıdır, orda insanlar öldürüldü ama sadece insanlar değil, bütün yaşam yerle bir edildi yapılanlar bir  bir soykırımdır” dedi.

Sivilleri ‘terörist’ gösterdiler

Gazeteci Refik Tekin konuşmasında sivillere yönelik saldırıda medyanın tutumuna dikkat çekti. “Buradaki insanların hepsi sivil ve silahsız insanlardı” diyen Tekin, Türk medyası bu sivillerin hepsini “terörist” olarak gösterdiğini söyledi. Tekin şu bilgileri verdi: ”Ben yaralandığımda beni de terörist olarak gösterdiler. Hastaneye getirilen çalışanlar bile Ankara ve İstanbul’dan getirilen özel personeldi. Cizre’de 26 aralık 2015 yılında yasak başladığında, 12 yaşındaki bir çoçuğun babası polisi arıyor, polis onlara elinize beyaz bayrak alın kimse size ateş etmeyecek demişti. Beyaz bayrakla tam kapının önüne çıkınca 12 yaşındaki Bişeng Goran öldürüldü. Onu da ‘terörist’ ilan etti hükümet basını. Seni kabul etmeyen, seni yok etmek isteyen bir zihniyet için beyaz bayrağın bir anlamı yoktu. Dışarıya kuzulara su vermek için çıkan Ahmet Tunç ve bir akrabası dışarı çıktığında orda vurularak yaralanmıştı.”

‘Keşke daha çok çekseydim’

Hienrich Schultze ise o o dönem çektiği fotoğrafları anlatarak, “Ben o dönem çektiğim yerlerin bir daha olmadığını bilmiyordum. Keşke daha çok çekseydim. Çünkü çektiğim yerlerin bir kısmı şimdi yok, hatta Sur yıkılmaya devam ediyor. Günde bir defa çektiğim fotoğraflarım kontrol ediliyordu, her gün en az bir defa göz altına alınıyordum. Orda çektiğim fotoğrafların çoğunu gizli çektim” diye konuştu.