
Verdiğim üç-beş kuruşa çok üzülsem de; “Bizim Nasyonel Sosyalistlerimiz ne diyor,” diye merak ettiğim için Aydınlık isimli gazeteyi bazen alırım. Dünkü 3 Hazıran 2013 tarihli gazetede Perinçek’e ‘bravo’ dememe neden olan bir makale vardı. Sizi daha fazla meraklandırmıyayım. Doğu Perinçek makalesinde bir çağrıda bulunuyordu:
“GEZİ PARKI EYLEMLERİ ŞUNUN GEREKLİLİÐİNİ ORTAYA KOYMUŞTUR. BUNDAN SONRA İŞÇİ PARTİSİ, CHP VE MHP BİR BİRLİK OLUŞTURMALI VE AK PARTİYİ DÜŞÜRÜP YERİNE MİLLİ BİR KOALİSYON HÜKÜMETİ KURMALIDIR.”
Önerisini bu kadar açık ve net, dile getirdiği için Perinçek’e ‘bravo’ demekte haksız mıyım?
Gezi Parkı eylemleri kim ne derse desin bir halk ayaklanmasıdır. Bunca baskıya, bunca kibire, bunca padişahlık özlemlerine, bunca yurttaşların başbakanın düşüncesi doğrultusunda şekillendirilmesi çabasına bir isyandır. Korkunun yenilmesidir. Daha demokratik bir Türkiye özleminin bir meşalesidir vs., vs... Bunlar patronunun, ve Erdoğan’ın önünde cüzdanlarının emirlerini yerine getirmek için hazır ola geçen medyada çok az yazılabilmektedir. Yine de yürekli, vicdan sahibi insanlar internet gazetelerinde, böylesi düşünceleri dile getirebiliyor.
NSDAP lie İP benzerliği
Ben Gezi Parkı eylemlerinden çıkardığım farklı bir dersi dile getirmek istiyorum. Halkın böylesi sokağa döküldüğü, isyan günlerinde toplumsal bir turnusol kağıdı da, ‘ak koyunu, kara koyundan’ ayırmak için toplumun içine sokulur.
Aydınlık gazetesi bu ayaklanmayı ‘Atatürk’ün askerlerinin” gerçekleştirdiğini belirtmektedir. Bu tesbitinden sonra da yukardaki açık ve net çağrıyı yapmaktadır.
Sosyalistler, demokratlar, Kürt Özgürlük Hareketi bugüne kadar Aydınlıkçıların Nasyonal Sosyalist olduklarını, kendisini gizlemeyen Faşist MHP’lilerden bile daha ırkçı, saldırgan olduğunu hep söyleyegelmiştir. Bu çağrı ile bu söylenen ete, kemiğe bürünmüştür.
İlgilenen her insan biliyordur. Ama çok kısa değinmek zorundayım. NSDAP (Nationalsozialistische Deutsche Arbeiterpartei), Türkçesi Alman Ulusal Sosyalist İşçi Partisi Hitler’in başını çektiği dünyanın en ırkçı, en zalim faşist partisinin adıdır.
Bizim Aydınlıkçılar da hiç çekinmeden ulusal sosyalist işçi partisi olduklarını açıkça söylüyorlar. Aradaki benzerlik sadece isimde değildir. Yaptıkları eylemlerle de bu iki partiyi aynileştirebilirsiniz. Abartma, bu kadar da değil, diyenleri duyar gibi oluyorum. Birazcık tarih bilgim olduğu için abartmadığıma inanıyorum. Başlangıçta NSDAP lilerde mitinglerde, toplantılarda, komünistlere, sosyal-demokrat işçilere saldırarak, Yahudilerin aleyhinde propoganda yaparak ve sözde işçilerin haklarını savunarak örgütlenmeye başladılar. Daha sonra neler olduğunu anlatmama gerek yok hepiniz biliyorsunuz.
Bizim İP’liler sanırım yakında isimlerini Ulusal Sosyalist Türk İşçi Partisi olarak değiştirieceklerdir. Bakın yaptıklarına Kürt Özgürlük Hareketinin en büyük düşmanlarıdır. Nitekim Taksim isyanında ikinci gün Kürt direnişçilerine saldırdıkları için, inisiyatif komitesi tarafından dışarı atıldılar. Ermeni soykırımını bırakın görmezden gelmeyi, esas kırımı yapanların Ermeniler olduğunu açıkça söylemektedirler. Ergenekon’u, cuntayı, faşist, darbeci generalleri savunan bunlardır.
Arzusu MHP ile birlik
AKP’ye muhalefetleri ise göstermeliktir. Akılları sıra ordunun da desteğini alarak, kendi arzuladıkları Ulusal bir Faşist diktatörlüğü kuracaklardır.
Perinçek’in son çağrısı da niyetlerinin apaçık dile getirilmesidir. Çoktan beri arzuladıkları ve açıkça dile geteremediklerini şimdi açıkça söylemektedirler. Kendi, kendilerinin faşist olduğunu açıkça söylemeseler de, bizim yıllardır çok iyi bildiğimiz faşist MHP ile kol kola girmeyi arzulamaktadırlar. Bundan bir ay kadar önce ister inanın, ister inanmayın, Perinçek, Aydınlık’taki bir makalesinde MHP’nin başındaki Bahçeli’yi yeterince atak davranmamakla suçluyordu. Şimdi onlarla bir Milli Birlik oluşturabilirse, onları daha aktif hale getirebileceğini düşünüyor. Peki CHP’ye yaptığı çağrıya ne demeli? Onlar da ulusalcı çizgileriyle elbette bu çağrının doğru muhatabıdır.
Ama demokratların, sosyalistlerin, Kürt Özgürlük Hareketinin bu konuda tavrı ne olmalıdır? Beni ilgilendiren ve bu yazıyı yazmama neden olan esas neden budur.
CHP’nin tabanında Kemalist, ulusalcı düşüncenin etkisi altında bir çok saf, bilinçsiz insan ve genç vardır. Toplumsal hareketin yükseldiği bu tarihi günlerde, bu insanlar Aydınlıkçı ulusalcıların kucağına itilmemelidir. Her Atatürk resmi taşıyan, her Türk bayrağı taşıyan gence faşist gözüyle bakmadan. Sosyalistler, Kürtler, gerçek demokratlar kitlesel olarak bu eyleme katılarak öncülüğü bu faşistlerin elinden alabilirler. Perinçek’in çağrısı pankartlara yazılarak, bildiriler basılıp dağıtılarak, ve bizim generasyonun (yaş 68) pek bilmediği sosyal-medya kullanılarak bu gerçek dile getirilmelidir. İtici davranmak birçok iyi niyetli genci onların kucağına itmek anlamına gelir. Gün geri de durma değil, en öne geçerek AK Parti gericiliğine, Erdoğan diktatörlüğüne karşı mücadele etme günüdür. Şimdi AKP’ye karşı olan herkes, TKP’si, ÖDP’si ile safını belirlemek zorundadır. Saflarını doğru olarak belirleyip, orada sımsıkı duran sosyalistlere, demokratlara sözüm yok elbet.
Toplumsal hareketin turnusol kağıdı hata yapmadan bu ayrımı yapacak ve saflar belli olacaktır. Sokağa dökülen halk yenilmez. Kürt Özgürlük Hareketinin deneyimi ortada. Yeter ki doğru yerde durmasını bilelim.
ATİLLA KESKİN