Son yıllarını merakla izlediğim (1974-78), siyasal yaşamı tekdüze olmayan, zeka düzeyi yüksek bildiğim, nükteleriyle ünlü olan Varto’lu Mehmet Halit Fırat’dan aktarıyorum: "75 Senelik Derbeder Hayatım’ın Hikayesi" kitapçığında aktarıyor: "…maküllük ve temiz ahlak gibi beşeri hasetlerde Halit Bey'in çağımızda bir emsali olmadığını kesin olarak ifade edebilirim…"

Bahsettiği şahsiyet, Garo Sasuni’ye göre 1920 yılından sonra kurulma çalışmalarına başlanan Liderliği’ni üstlendiği "Azadî" (Civata Azadîya Kurd-Civata Xweseriya Kurd)‘un lideri Varto’lu Cibranlı Halit Bey.

14 Nisan 1925 Halit Bey’in gidişinin tarihi.

90 yıldır bitmeyen bu yasın, Kürt tarihinin o yıllarından bıraktığı toplumsal çatışmalar hala devam ediyor.

Cibranlı Halit Bey ile Palu doğumlu, sonradan Hınıs (Kela)‘ya yerleşen Nakşibendi‘lerin Ruhani Lideri Şeyh Said’in mirasını devralanlar arasında seval eden böylesi bir "çatışma" beni, Cibranlı Halit Bey’in gidişinden 90 yıl sonra, derinden etkilemeye devam ediyor.

Yıllar önce kendisiyle yaptığım kısa ve hala yayımlanmamış bir ropörtajda, Şeyh Said’in torunu Melik Firat’ın isyan ve Şeyh Said isyanına karşıt Mehmet Şerif Fırat ile ilgili açıklamalarında, Melik Fırat’ın Cibranlı Halit Bey ile ilgili negatif bir intiba bırakmamak için, itina gösterdiğine tanık oldum. Devamla Melik Fırat, Mehmet Şerif Fırat’ın öldürülmesinin arkasında siyasi bir emelin olduğu hipotezine karşı yüksek düzeyde "dikkat"li yaklaşım göstermişti.

Cibranlı Halit Bey, Bitlis Mebusu Yusuf Ziya 1882 doğumludurlar; birlikte idam edildikleri tarih 14 Nisan 1925’dir.

Şeyh Said, 1865 doğumlu ve Cibranlı Halit Bey’den 17 yaş büyük ve teyze çocuklarıdırlar. Şeyh Said, Halit Bey’in kızkardeşiyle evlidir. 

Yazılı tarihte, Şeyh Said’in isyan günlüğünün canlı tanığı ve mücadele tarihinde kendisine "en yakın" şahıs olarak gösterilen "İhanetin Simgesi Binbaşi Kasım", Şeyh Said’in bacanağı ve Halit Bey’in eniştesidir.

Cibranlı Halit Bey, Yusuf Ziya ve arkadaşlarının idam edilmelerinin bir gün sonrası, Şeyh Said ve arkadaşlarının Varto’dan Muş’a uzanan yol üzerindeki Abdurrahman Paşa Köprüsü üzerinde tutuklandıkları gündür. 20 Aralık 1024’de Erzurum’da tutuklalan Halit Bey, iki ay 5 gün sonra idam edilir. O dönemde amaç, yüksek düzeyde temsil gücü olan Kürt önderleri’ni imha ederek, Kürtlerin kanını durdurmak oluyor.

Zaten detaylı bir değerlendirme yapmamın mümkün olmadığı bu kısa yazıda birkaç hipotezi aktarmama hoş karşılanmasını diliyorum:

Halit Bey, dönemin Sünni-Alevi çatışmasının sona ermesi için çatı örgüt olan "Azadî"nin lideri olarak, Varto’daki Hormek' kabilesine karşı husumet yürütmedi;

Osmanlı askeri okullarında tahsil gören Halit Bey, Rus ordusunun Kürdistan’ı işgaline karşı, Osmanlı Ordusu bünyesinde, savaştı, istikametinin Kürdistan olarak seçti;

Bolşevikler’in iktidara gelmesiyle birlikte, "Azadî" kurtuluşun bir opsiyonu olarak da, Sovyetleri gördü ve faaliyet yürüttü;

Toplumsal olarak üst yapı örgütlenmesini, bir Kürt ayaklanmasını halk kesimlerine dayalı yürütecek teşkilattan yoksun olan Azadî’nin Şeyh Said’in ruhani liderliğini tarih sahnesinde aktifleştirmesi, ayaklanma stratejisinin bileşkelerinin başlıcalarından olmaktadır;

Şeyh Said ile Cibranlı Halit Bey’in devamında ortaya çıkan ve 90 yıldır devam eden "çatışma gerekçeleri", aynı menşeden gelen ancak, iki "cephe"de savunma ve korunma temelli yazılan, "resmi Kürt tarihi" olmaktan çıkarılmalıdır…

Kürdistan’ın 20’inci yüzyılının ilk çeyreğinde yükselen kemalist işgalin Kürdistan tarihinde rol oynayan, "böl yönet" politikasının izleri Kürdistan’da çirkin duruyor. Kemalizm ve devamının, Kürdistan tolumundan, örneğimizde Cıbranlı Halit Bey ve Şeyh Said dünyasından sürgün edilmediği bir tarihi yüzleşmenin, Kolonyalizm’in hedefi haline gelen bu iki şahsiyetin anısına gölge düşüreceğinin altını çizmek istiyorum.

Şahsiyetiyle ilgili bilgilerin hala kamuoyuyla paylaşılmadığı, cesur ve aydın bir Kürt Önderi olarak, araştırma heyecanı oluşturan ender şahsiyetlerden biri Xalit Begê Cibirî’nin anısı hep yaşasın!