
Botan yürüyüşü adıyla Nusaybin’in Girê Mîran Mahallesi’nde başlatılan direniş nöbeti 11. gününde. Kürdistan kentlerinin yanısıra eyleme Türkiye metropollerinden inanç temsilcileri, sanatçılar, sosyalistler, Gezi, Suruç, Ankara Katliamı’nda yaşamını yitiren aileler ve Cumartesi anneleri gibi çeşitli kesimler de katılıyor.
DBP’nin diğer tüm planlamalarını iptal ederek başlattığı Botan yürüyüşü, Kobanê etrafında gelişen Suruç’taki nöbet direnişi benzeri uzun soluklu bir eylem biçimi olarak planlandı. 22 Ocak’ta Van, Muş, Siirt, Hakkari, Urfa, Bitlis ve Batman illerinden gelen ilk gruplara sonraki günlerde Türkiye metropollerinden gruplar da eklendi.
Uzun süreye göre planlama
Nöbet direnişinin merkezi olan mahallede bir araya gelen binler Suruç’ta olduğu gibi uzun soluklu bir direniş sürecine hazırlık yaptı. Köye bir yemekhane yapılarak büyük kazanlarda yemekler pişiyor. Ayrıca nöbet alanında kültür sanat, öz savunma ve sağlık birimleri oluşturuldu. Bütün gün Cizre’deki yaralıların durumu olmak üzere gelişmeleri anı anına takip eden nöbet eylemcileri, panellerle öz yönetimin inşasını da tartışıyor. Geri kalan zamanlarında da Sara belgeseli, Bakur filmi ve bazı belgesellerle halk direnişlerini gündemde tutmaya devam ediyor.
Acılar birleşti
Gezi direnişinde katledilen Berkin Elvan, Ethem Sarısülük ve Lice’de kalekol yapımı protestosu sırasında askerler tarafından katledilen Medeni Yıldırım’ın aileleri de Girê Mîran köyüne gelerek direnişte yerini aldı.
İki yıl önce 15 yaşındaki oğlunu kaybeden ve katliamların son bulması için direnişte olacağını söyleyen anne Gülsüm Elvan, Cizre’deki yaralıların ailelerinin yaşadığı acıyı çok iyi anladığını belirterek, “Şimdi o yaralılardan birini sarmak, iyileştirmek isterdim. Botan’da katledilen her çocuk benim için Berkin’dir” dedi.
Lice’de katledilen Medeni Yıldırım’ın annesi Fahriye Yıldırım da Cizre’de yaşananlara dikkat çekerek, “Tarifsiz bir zulüm. Bu vahşet karşısında yüreğim titriyor” şeklinde konuştu.
20 Temmuz 2015 tarihinde Suruç’ta gerçekleşen bombalı saldırıda katledilen ve kendisi de Cizreli olan Uğur Özkan’ın ablası Kerime Özkan da Nusaybin’de.
Bacağındaki şarapnel parçasıyla
SGDF’liler ile geldiği Suruç’ta katliamdan yaralı olarak kurtulan Kenan Yıldızeller de bacağındaki şarapnel parçasıyla Botan yürüyüşü için yollara düştü.
Kürdistan halkının direnişine destek olmak için Kürt olmanın gerekmediğinin altını çizerek, onuru ve vicdanlı her insanın Kürdistan halkının yaşadığı zulmü hissetmesi gerektiğine dikkat çeken Yıldızeller, “Gün bugündür. Bugün burada olmayanın söz söyleme hakkı da olmayacaktır” diye konuştu.
Besteleriyle geldiler
Adana MKM bünyesinde çalışmalarını yürüten Koma Pel üyeleri Botan direnişi için besteledikleri “Roja felate hate” (Kurtuluş günü geldi) adlı şarkıları ile Girê Mîra’daki direniş nöbetinde yerini aldı.
Yeni bestelerini ilk kez nöbet alanında seslendiren grup üyelerinden Mirxas Viyan, sanatın ancak halkın yanında olarak halkın yaşadıklarını hissederek anlam kazanacağını vurguladı.
Nöbete katılan sanatçı Pınar Aydınlar da, “Halkın acısını hissetmektir sanatçı olmak” diyerek sanatçıları Botan’a çağırdı.
MARDİN
Oğlumu bulacağım
Kamuoyunun Galatasaray Lisesi önünde verdiği mücadeleyle tanıdığı Cumartesi Annesi Hanife Yıldız da savaşa karşı direniş nöbetindeki yerini alanlardan.
Katliamcılara karşı Galatasaray Meydanı’nda eylemde olmanın yetmediğini düşündüğü için “sözün bittiği yer” diye tanımladığı Girêmîra’daki direnişe katıldığını söyleyen Yıldız, “Buraya geldiğimizde, yıllar önce yaşadığımız acının hala devam ettiğini gördük. Devlet kendi terörizmini halka mal etmeye çalışıyor. Tarih bir gün bunlardan hesap soracak” ifadelerinde bulundu.
Hanife ana, “Cizre’ye gidip o gençleri kendi ellerimle defnedeceğim, onların toprağını yanıma alacağım. Onların toprağında oğlumu bulacağım. Ama bu zalim devlet bunu bile çok görüyor bizlere. Zalime karşı ‘buradayız, direnmeye devam edeceğiz’ diyoruz” dedi.
Din alimleri de direnişte
Din alimleri Kürdistan’daki devlet kuşatmasına karşı Demokratik İslam Kongresi öncülüğünde İstanbul, Amed ve Van’da direniş orucu başlattı. Eyleme Nusaybin’deki nöbet eylemindeki din alimleri de katıldı.
İstanbul’da konuyla ilgili yapılan basın açıklamasında konuşan DİAYDER üyesi Mehmet Emin Aslan, “21. yy’de halen insanların karanlık bodrumlarında zulmün karanlığına terk edilmeleri İslami ve insani bir izahatı yoktur. Direniş oruçları hukuk tanımayan ceberutlara karşı bir direniş biçimidir” dedi.
“Zulme karşı direniş orucu” sloganıyla başlatılan süresiz dönüşümlü direniş oruçları, Kürdistan’daki abluka ve katliamlar son buluncaya kadar devam edecek.