1925 yılında Kürtlerin “fermanı” sayılan ve İsmet Paşa tarafından o dönem “Kürtçe Gramer” çalışmaları da yürüten Ziya Gökalp’e hazırlatılan Şark Islahat Planı’nı güncelleyen ekibin içinde Mehmet Uzun’un Kürtçe kitaplarını Türkçeye çeviren Muhsin Kızılkaya’nın da yer alması Kürtler açısından tarihin cilvesi oldu. Ayrıca Şark Islahat Planı’nın yürütücüleri olan Umumi Müfettişlikler, AKP’nin Hakkari, Şırnak ve Dersim’e “milletvekili atamasıyla” adeta yeniden yürürlüğe sokuldu.

Yeni savaş konsepti ile 90’lı yıllardaki Çiller uygulamalarını, OHAL ve sıkıyönetimleri aratır hale gelen AKP, bu uygulamaları Cumhuriyet döneminin Kürt inkarını sağlayan Şark Islahat Planı ve Umumi Müfettişlikler pratikleriyle de destekliyor. 

İlk maddesi ile sorunu askere havale eden ve “Türk’ün süngüsünün görüldüğü yerde Kürtlük biter” düsturu ile hayata geçirilen 1925 yılındaki Şark Islahat Planı, tüm savaş unsurlarının Kürdistan’a salınmasıyla güncellenirken, yeni karakolların yapımı ile günümüzde AKP tarafından yürütülüyor. AKP basınına göre hazırlanan yeni plana göre bölgede, “yüksek güvenlikli polis noktaları“ kurulacak ve bu noktalarda özellikle özel harekat polisleri görevlendirilecek. Bu da daha önce hazırlanan planın güncel bir versiyonu olarak ortaya çıkıyor. İşte iki plan arasındaki bazı benzerlikler:

* AKP tarafından adım adım güncellenerek hayata geçirilen Şark Islahat Planı’nın yeni versiyonuna göre, “konuşlanma, önleme ve anında müdahale” planı yapıldı. Bu plana göre, “yüksek güvenlikli geçici polis merkezleri” kurulacak. 

* Şark Islahat Planı’nın 12. maddesinde, işaret edilen Kürt bölgeleri ve özellikle sınır boylarında “karakolların ve askeri mevcudiyetin artırılması” öngörülüyordu. 

* AKP’nin hazırladığı planda, bu merkezler ilk etapta Şırnak, Hakkari, Mardin, Ağrı, Van, Bitlis, Muş gibi illerin 38 ayrı noktasında kurulacak. 

* Sayılan iller Şark Islahat Planı’nın uygulandığı 1. Umum Müfettişliği bölgesine denk düşüyor. 1. Umum Müfettişliği Diyarbakır merkezli, Urfa, Mardin, Siirt, Bitlis, Muş, Van ve Hakkari illerini kapsıyordu. 

* Şark Islahat Planı İsmet Paşa tarafından o dönem Mutkili Halil Hayali Bey ile Kürtçe Gramer çalışmaları yürüten Mehmet Ziya Gökalp’e (Ziya Gökalp) hazırlatıldı ve hazırlanan planda önce Kürtçe yasaklanıyordu. 

* Yeni dönemde AKP’nin hazırladığı planı hazırlayan ekibin arasında Kürtçeden Türkçeye çeviri yapan Muhsin Kızılkaya yer alıyor. Kızılkaya, Mehmed Uzun’un Kürtçe romanlarını Türkçeye çevirerek başladığı serüvenini bu planların yapıldığı Başbakan Danışmanları arasına katılarak sürdürüyor. Ayrıca planın siyasi ayakları arasında da yanı başında Musa Anter’in katledilmesindeki şaibeli durumuyla bilinen Orhan Miroğlu gibi isimler yer alıyor. 


Umumi Müfettişlikler devrede 

Bununla birlikte halkın oyları ile seçilen Kürt milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılması bir tehdit olarak gündeme getirilerken, AKP’nin milletvekili çıkaramadığı 3 kentte milletvekili atanması kararlaştırıldı. Bu da 1927 yılında hayata geçirilen ve 1952 yılında yürürlükten kaldırılan Umumi Müfettişlik pratiklerini gündeme getirdi. Daha sonra OHAL ve sıkıyönetimlerle sürdürülen bu yönetim uygulaması, 20 Haziran 1927 günü Bakanlar Kurulu kararı ile hayata geçirildi. İlk etapta, Amed merkezli Elazığ, Urfa, Bitlis, Van, Hakkâri, Siirt ve Mardin illerini kapsayan 1’inci Umumi Müfettişlik kuruldu. Ardından 3 bölgede daha Umumi Müfettişlikler kuruldu. Bunlardan yalnızca bir tanesi Trakya Bölgesi’nde kurulurken, 1935’te Erzurum, Kars, Erzincan ve Ağrı gibi Kürt illerini de kapsayan Üçüncü Müfettişlik; 1936’da Bingöl, Dersim, Elazığ ve Erzincan illerini kapsayan Dördüncü Müfettişlik kuruldu. İlk müfettişlik 1925 Şey Sait direnişinden sonra hayata geçirilirken, Ağrı’yı da kapsayan 3’üncü Müfettişlik Ağrı isyanları sırasında, 4’üncü Müfettişlik Dersim Katliamı’ndan önceki hazırlık sürecinde hayata geçirildi. Müfettişliklerin tamamı, Ağrı, Koçgiri ve Dersim isyanlarını yürütmekle görevlendirildi.


Milletvekillerinden seçiliyordu

Dersim ve Koçgiri katliamlarını yürüten 4’üncü Umumi Müfettişi Hüseyin Abdullah Alpdoğan, daha sonra Kastamonu ve Bolu milletvekillikleriyle ödüllendirildi. İbrahim Tali Öngören, Mustafa Kemal’in emri ile Umumi Müfettişlik görevine atandığında İstanbul milletvekiliydi. 1’inci Umumi Müfettişliği’ne atanan Abidin Özmen ise hem CHP iktidarında Milli Eğitim Bakanlığı hem de milletvekilliği yapan isimlerden biriydi.


AKP’nin 3 ile milletvekili ataması!

AKP’de “Milletvekili çıkaramadığım illere vekil atıyorum” diyerek 3 bölgeye milletvekili görevlendirmesi Umumi Müfettişlik uygulamasıyla birçok açıdan benzerlik gösteriyor. Atananların vekil olması Umumi Müfettişlerin siyasi kimliğine denk düşerken, ayrıca Kürdistan’da 3 bölgede bulunan Umumi Müfettişliğe karşı AKP, Dersim, Şırnak, Hakkari gibi 3 kritik kentte görevlendirmede bulunması dikkat çeken benzerlikler olarak ortaya çıkıyor. Ayrıca AKP’nin atadığı isimlerin neredeyse tamamı, Türkiye’nin batısından ve “dini-milli” hassasiyetleri ile bilinen isimlerden olmaları dikkat çekti. Hakkari’ye; Kocaeli Milletvekili Cemil Yaman, İstanbul Milletvekili Halis Dalkılıç ve İstanbul Milletvekili Belma Satır, Şırnak’a; Konya Milletvekili Abdullah Ağralı, İstanbul Milletvekili Nurettin Nebati ve İstanbul Milletvekili Ravza Kavakçı Kan, Dersim’e; Malatya Milletvekili Mustafa Şahin, İstanbul Milletvekili Azmi Ekinci ve Bursa Milletvekili Bennur Karaburun AKP tarafından “atanmış milletvekili” oldu.





Erdoğan yine kustu


Türk Cumhurbaşkanı Recep T. Erdoğan, kirli savaşına itiraz eden akademisyenlere nefret kustu, kamu emekçilerinin tasfiyesi talimatını yineledi.

Saray’ındaki Büyükelçiler Konferansı’nda konuşan Erdoğan, Kürtlere karşı sürdürdükleri savaşı savunarak, “Türkiye’de ‘Kürt sorunu’ diye bir mesele yoktur. Her kesim gibi Kürt kardeşlerimizin kendilerine, yaşadıkları yerlere mahsus sıkıntıları olabilir. Bunları oturur, kendileriyle konuşur, çözeriz” şeklinde konuştu. 

Erdoğan, barış ve müzakere çağrısı yapan ve dün Yeni Şafak tarafından “PKK’nın suç ortakları“ denilerek hedef gösterilen Barış İçin Akademisyenler Grubu’na nefret kustu. Akademisyenlere, “Ey aydın müsveddeleri siz karanlıksınız karanlık” şeklinde hakaretlerde bulunan Erdoğan, “Kendilerine akademisyen diyen güruh. Ya devletin yanında olursunuz ya terör örgütünün. Bizim için terör örgütü mensubu neyse onların ağzıyla konuşan da aynıdır” tehdidinde bulundu.

Erdoğan, mutlak itaat etmeyen ve kendileri gibi düşünmeyen demokrat ve Kürt kamu emekçilerinin tasfiyesi talimatını da yineledi. Erdoğan, “Bunlar memur olamaz. Benim kişisel görüşümü gibi milletimin de hissiyatıdır. Gerekenler yapılacaktır” şeklinde tehditler savurdu.