
Amed'in Bîsmîl İlçesi Yukarı Darlı Köyü'nde yaşayan Berîvanlar zorunlu göç sonrası mağduriyetlerini anlattı. Geçim kaynakları hayvancılık olan köylüler topraklarına dönemiyor. Berîvanlar devlete başkaldırdıkları için köylerine dönemediklerini belirterek, "Kendi topraklarımıza dönmek, orada çalışmak ve kendi topraklarımızda ölmek istiyoruz" diyor. Berîvan, Kürtçe dağda açan çiçek, süt sağan kadın anlamına gelir. Ve bu kadınlar dağlarda koyunlarını sağar, bahar aylarından itibaren her türlü zorluğa rağmen umutlarıyla berîye giderler. Şimdi ise, topraklarından göçe zorlanmış, evleri yakılmış, tarlalarına el konulmuş birçoğunun. Diğer yandan barajlar ve su kanalları yapılarak hayvanlarına baktıkları alanlar daraltılmış.
Hayvanlarına bakacak yer yok
Barajlar ve su kanallarının yapılması ile çalışma koşullarının zorlaştığını ve hayvanlarına bakacak alanlarının kalmadığından söz eden Berîvan Arap Aksu, "Hayvanlarımıza bakacak yer imkânı kalmadı. Burada barajlar yapılınca, bizim de hayvanlarımıza bakma koşullarımız zorlaştı" diyor. Sabah erken saatlerinde berîye gittiklerini dile getiren Aksu, koyunlarını sağdıktan sonra peynir yaptıklarını ve sattıklarını belirtiyor. Sekiz kardeş olduklarından söz eden Aksu, tek geçim kaynaklarının hayvancılık olduğunu ve geçimlerinin zorlaştığını aktarıyor. Okumayı çok istediğinden bahseden Aksu, kardeşlerinin evlendiğini ve annesinin yaşlı olduğunu, bu yüzden de hem berîye gittiğini hem de ev işi yaptığını söylüyor.
Köylerinden göç etmek zorunda kaldıklarını ifade eden Aksu,"Bir an önce köyümüze dönmek istiyoruz. Buradaki ovalarda yaşamak istemiyoruz. Toprağımızda ölmek istiyoruz. Burada bir avuç toprak bile bize ait değil" diye konuşuyor. Metropoldeki yaşamanın zor olduğunu sözlerine ekleyen Aksu "Metropoller bizim hayatımız gibi değil. Bizim yerimiz, kendi yurdumuzdur" diyor.
Köyleri yakıldı
Mêrdîn’in Aqres Köyü’nden olduklarını ve köylerine dönmek istediklerinden bahseden Aksu, "Devlete baş kaldırdığımız için, bize dayattıklarına direndiğimiz için, oraya tekrar dönemiyoruz. Köyümüze gittiğimizde ise, 'Siz teröristsiniz. Defolun, gidin buradan' diyorlar. Ama orası onların değil, bizim. Tüm halklar gibi, insanca hakkımız verilsin" diye konuşuyor.
Geçim kaynaklarının hayvancılık olduğunu söyleyen Berîvan Emine Aksu ise "Berîye, öğlen gidiyoruz. Birde ikindide gidiyoruz. Sütümüzü eve götürüp kaynatıyoruz. Sabaha hazırlamak için, uyuyamıyoruz. Sonra erkek çocuklarımız çarşıya götürüp satıyorlar. Sekiz çocuğum var, kazancımız geçinmemiz için yetmiyor. Köyümüzü, evimizi hep yaktılar. Tarlalarımıza el koydular. Malımızı, mülkümüzü bize vermiyorlar. Üstüne para verdiğimiz halde vermiyorlar" şeklinde ifade ediyor yaşadıklarını.
'Birbirimize sahip çıkmalıyız'
Berîye gittiklerini, sonrasında ev işi yaptıklarını, çocuklarına baktıklarını dile getiren Emine Aksu, "Kadının işi çok zor. Biz de işimizi bitirdikten sonra, gezmek, dinlenebilmek isteriz. Ama olmuyor. Biz de diğer halklar gibi özgür olmak istiyoruz. Çocuklarımız cezaevlerinde tutuklu, çocuklarımız dağda vuruluyor. Halk olarak birbirimize daha çok sahip çıkmalıyız" diyor.
Büyük çocuklarının fındık toplamaya Karadeniz Bölgesi'ne gittiğini söyleyen Neslihet Aksu da, "Bir işimiz, geçim kaynağımız yok. Bütün gelirimiz bu koyunlardır. O da geçinmemiz için yetmiyor. Burada kadının işi de çok zor. Eve gidiyoruz, çocuklara bak, çamaşır, bulaşık yıka. berîye git, koyunları sağ. Hayat Kürt kadınları için çok zor" diyor.
MIZGÎN TABU / JINHA/AMED