• Gazeteci Xeznê Nebî, Türkiye'nin Kuzey-Doğru Suriye'ye dönük saldırılarıyla halkın yaşam kaynaklarını hedef aldığını; halkı göçe ve açlığa mahkum etmek istediğini söyledi.

Kuzey-Doğu Suriye’deki gelişmeleri yakından takip eden gazeteci Xeznê Nebî, saldırıları MA’ya değerlendirdi.  Türkiye'nin Dêrik'ten Kobanê'ye, Mînbic'e kadar bölgede birçok kenti hedef aldığını kaydeden Nebî, Türk yetkililerin yaptığı açıklamalardan ikinci bir saldırı sürecine hazırlık yapıldığını anladıklarını dile getirdi. Nebî, "Son saldırılarda hedef alınan alanlar yaşam damarlarıydı. Amaçları Rojava'nın yaşam damarlarını kesmek. Yaşam damarları dediğimiz şey de su istasyonları, buğday ve petrol istasyonlarıdır. Bir halkın petrolünü, suyunu hedeflediğinizde insanların oradaki yaşamını, geliş ve gidişlerini durdurursunuz. O halkın buğdayını hedeflediğinizde insanları aç bırakıyorsunuzdur. Bu saldırılarla halkın açlık, işsizlik, yıkım ve göç etmesini amaçlıyorlar" dedi. 

4 milyondan fazla insan

Türkiye'nin saldırılarda savaş suçu işlediğini kaydeden Nebî, halkın ekonomik kaynaklarını bilinçli olarak hedef aldığını tekrarladı. Saldırılardan 4 milyondan fazla insanın olumsuz etkilendiğini ibelirten Nebî, şöyle devam etti: "Hesekê'de sadece su kesintisinden dolayı 2 milyondan fazla zarar gören kişi var. Bölgede 4 milyondan fazla kişi bu saldırılardan etkilendi. Qamişlo'nun birçok mahallesinde elektrik yok, kent karanlık. Kobanê'de de durum aynı. Savaşlarda okullar ve hastaneler hedef alınmaz. Bu bir savaş suçudur. Bir okulu veya hastaneyi hedef aldığınızda sadece savaş suçu işlemiş olmuyorsunuz, aynı zamanda çocuk haklarına karşı suç, insanlık suçu işlemiş oluyorsunuz. Bunların hepsi suç olarak kayıtlara geçti. Türk devleti bunların hepsini yaptı.”

Türkiye DAİŞ’i örgütlüyor

DAİŞ'in Türkiye'nin işgali altındaki bölgelerde yeniden örgütlendiğini ve yapılan saldırılarla DAİŞ'in güçlendiğini ifade eden Nebî, "DAIŞ artık Serêkanî, Girê Spî, Bab, Cerablus gibi Türk hükümetinin kontrolündeki bölgelerde örgütleniyor ve canlanıyor. Türk devletinin kendisi bunları örgütlüyor ve başka bölgelere taşıyor. Burada yaşıyorlar ve gün geçtikçe genişliyorlar. DAİŞ kampları ve DAİŞ aileleri burada bulunuyor" dedi. 

Rojava yalnız bırakılmamalı

Kürt güçlerinin Rojava saldırılarına karşı gösterdiği tepkiyi eleştiren gazeteci Nebî, şöyle konuştu: “Bu saldırılara karşı Rojava'nın direnişi tek başına yeterli değil. Bu saldırının yalnızca Rojava halkının direnişiyle durdurulması mümkün değil. Gösterilen tepkiler yeterli olmadı. Özellikle Kürt güçlerinde güçlü bir tepki olmadı. Avrupa'da da güçlü bir tepki gelişmedi. Herkes bu saldırılara karşı çıkmalı. Direnişin tek ayağı olmaz, her ayağının direnmesi ve mücadele etmesi gerekiyor ki ayakta dursun.”

 

*****

Dayvan Mahmoud

Çocukların yaşam hakkına kast

Türkiye’nin Kuzey-Doğu Suriye’ye yönelik son saldırılarında 4 çocuk katledildi, 10 çocuk ise uzuv kaybı yaşadı. Çocuk hakları savunucuları, saldırılarla çocukların yaşam haklarının ellerinden alındığını belirtti. 

Çocuk hakları savunuculuğu ve engelli çocukların hayata katılımına dair çalışmalar yürüten Nudem Hareketi üyesi Dayvan Mahmoud, saldırıların başladığı ilk günden bu yana dört çocuğun katledildiğini, 10 çocuğun ise uzuv kaybı sebebiyle engelli kaldığını kaydetti. Özerk Yönetim’in her alanında sivillerin yaşam koşullarının hedef alınmasına işaret eden Mahmoud, “Saldırılar tüm kantonlarda yapıldı. Örneğin Dirbesiyê’ye yapılan bir saldırı sırasında tarlada bulunan Farah Adnan Al-Khair isimli çocuk, her iki ayağını kaybederek engelli hale geldi. Ancak hastane sayıları kısıtlı ve hastanelere dönük de saldırılar gerçekleşiyor. İmkanların kısıtlı olması sebebiyle yaralılar, tedavi olmayı bekleyenler, tıbbi yardıma ulaşamıyor. Geriye kalan çocuklar ise hastanelerin dahi bombalandığı bir saldırıda okula gitmeye korktukları için eğitimlerinden geri kaldılar. Bazı çocukların ebeveynleri yaşamını yitirdi” dedi.

“Türkiye çocukların yaşama haklarını ellerinden aldı” diyen Mahmoud, çocukların söz konusu saldırılar nedeniyle fiziksel, psikolojik, ekonomik olarak etkilendiğini söyledi.

İnsanlık suçu işleniyor

Kadın Hakları Savunma ve Araştırma Merkezi üyesi Mizgin Hessen, yaşam alanlarının hedef alınmasıyla yurttaşların en temel ihtiyaçlarını dahi karşılayamadığını belirtti. Hessen, “Saldırılarda elektrik istasyonları, akaryakıt istasyonları hedef alındı. Burada yaşayan yurttaşları sadece günlerce elektriksiz ya da akaryakıtsız bırakmadı, aynı zamanda insanları elektrik ve yakıtla çalışan birçok şeyi de yapamayacak hale getirdi. En basit örneği ile evlere doğru düzgün su verilemiyor. Bu sorun sebebiyle şimdiden hastanelerde bağırsak enfeksiyonu kapmış çoğu çocuk birçok hastanın gittiğini biliyoruz” şeklinde konuştu.

Saldırıların çocuklara etkilerine değinen Hessen, şunları söyledi:“Çocuklar sürekli olarak stres içerisinde yaşıyor. Sürekli bomba sesleri, patlama sesleri duyuyorlar. Uluslararası çocuk hakları sözleşmelerinde de yazar: Her çocuğun sağlıklı şartlar altında, sağlıklı bir çevrede yaşamını sürdürmesi gereklidir. Çocukların yaşam hakları vardır. Ancak Kuzey-Doğu Suriye’de her uluslararası sözleşmenin en önemli maddesi olarak kabul edilen yaşam hakkı bile çocuklardan alınıyor. Bu çok büyük bir insanlık suçu.” QAMIŞLO