Almanya’nın Hamburg kentindeki MUT Tiyatrosu Genel Sanat Yönetmeni olan Mahmut Canbay, tiyatroyu, ‘Başlangıcı olup sonu olmayan bir tünel’ olarak tanımlıyor. Sonra, ”Bu tünelden bir çıkış yok ancak, elimizde bir mum ışığı var’’ diyor.

MUT, Almanca’da cesaret demek. Azimli ve cesaretli adımlar ile yol aldıklarını anlatıyor Canbay. Göçmen tiyatrosunun en büyük probleminin eğitim olduğuna dikkat çeken Canbay, ‘’ciddi bir yükü sırtladığımızı düşünüyorum. Ancak bazen düşe kalka ilerlemekteyiz. Oyunculuk ya da rejisörlük eğitimi almış sınırlı sayıda insan oluşu, oyunların kalitesini düşürmekte“ diyor.


İyi gruplar var

MUT Tiyatrosu kurumsallaşmış, kendi binası ve sahnesi olan bir grup. Hamburg’ta iyi bir performans gösteren başka tiyatro grupları da var. Getto, Ayrı, Şehrazat, Tiyatro İstasyon, Open Acting Academy, Teatroya Newroz gibi…

Mahmut Canbay, şu sıralar dört yeni oyun için hazırlık yapıyorlar. ‘’Ortalama seyirci kapasitemiz geçen sene yüzde 67’ydi’’ diyen Canbay, oyunlarına gelen izleyicinin hatır, gönül için değil, tiyatroyu seven anlayan bir izleyici profiline sahip olduklarının altını çiziyor.

Hamburg’ta MUT Tiyatrosu’na gösterilen ilgiden memnun olduğunu anlatan Canbay, ‘’Sanat alanında uzman Milletvekilleri Norbert Hakbusch, Gabrielle Dobusch, Dieter Versich, Profesör Sting, film dünyasından Fatih Akın ve Ramin Yezdani, Hamburg’un bir çok değerli ve tanınmış sanatçıları gelip oyunlarımı izlerler. Ayrıca Kazım Abacı, Güngör Yılmaz, Cansu Özdemir ve Mehmet Yıldız gibi değerli milletvekillerimiz MUT Tiyatrosu’nun başarısı icin desteklerini hep sunmuşlardır” diyor.


Rejisörler bile tiyatro metni okumuyor

MUT Tiyatrosu Genel Sanat Yönetmeni olan Mahmut Canbay, ciddi eleştirileri var. Almanya’daki tiyatro grupları ile Türkiye’deki grupları karşılaştırıyor. Ve yine eğitim dikkat çekiyor. Sözü Canbay’a bırakıyoruz: 

“Geçenlerde Mitos Yayınları’nın sahibinden dinledim. 650’ye yakın tiyatro eseri basmışlar. Fakat bir yılda ortalama her kitaptan 76 adet satabiliyorlar. Türkiye’nin nüfusu ve Avrupa’da yaşayan Türkiyelileri hesap ettiğimizde 80 milyonun üzerinde insan var. Yani bırak genel okuyucu kitlesini, tiyatroya ilgi duyan oyuncular, rejisörler bile tiyatro metni okumuyor. 


Kalite problemi

Almanya’da 14 yaşına gelmiş bir öğrenci en az 4 yada 5 tiyatro eseri okumuş ya da en azından bir tiyatro eseri hakkında sınıfta seminer vermiştir. Hamburg’ta bizlerin yaptığı tiyatrolar işte bu yüzden, yani eğitimsizlikten dolayı kalite problemi yaşıyor. Bu sorun Alman tiyatrolarında da söz konusu. Bu nedenle Hamburg’da Kültür Dairesi burada bulunan bina sahibi tiyatroları her iki yıla bir denetler ve sanatsal yeterliliği var mı diye sınava tabi tutar. Örneğin geçtiğimiz yıl 3 tane tiyatroya parasal yardım bu nedenle kesildi. Biz ise 10 yıldır bu sınavlardan başarılı bir şekilde çıktık. Bu başarı oyuncularımıza, bizleri yalnız bırakmayan seyircilere ve onların eleştirilerine borçluyuz.


Ucuz komediler

Tiyatronun eğitimine önem vermeyen, kendi emeğini heba eden gruplar da var. Bunlar her şeye Fransız. Bu gruplar, bilgi ve görgülerini önlerinde saatlerce oturdukları televizyondaki ucuz dizilerden almaktadırlar. İnternetten, televizyonlardaki skeçlerden çaldıkları ucuz komedileri birbirine ekleyerek tiyatroculuk oynamaktadırlar. Bunların malzemeleri hep aynı bilinen klişe tiplemelerdir. Bu tür gruplar, bütün hünerlerini ‘Ne yapsak da izleyiciyi güldürsek?’ üzerine yoğunlaştırmış durumdadırlar.


Seyirci eleştirisi

Bir tanıdık geçenlerde ‘İmdat!’ diye bağırıyor ve isyan ediyor; ‘Yeter artık. Bu Recep İvedik türü yapılan tiyatrolardan bıktık.’ Başka bir tiyatrosever ise ‘Tiyatro yapan gruplar, izleyicileri de kendine benzetmiş. Bekliyor ki oyuncu beni ne zaman güldürecek? Az gülünce oyun kötü, çok gülünce oyun iyi mantığı. Yani bazı izleyiciler kendini güldürecek soytarı arıyor’ dedi. Geçen sene bizim tiyatroyu böyle bir grup kiraladı. Neyse sahneyi açtık ve bize oyununu gösterdi.



M.ZAHİT EKİNCİ/HAMBURG