İngiltere Gündemi


Geçen hafta başbakanın Suriye’ye askeri müdahale için parlamentodan vize alamaması en önemli haber başlığı olarak kalmaya devam ederken İngiltere basınının büyük bir kısmı savaş yanlısı propagandasına devam ediyor. Kendi ülkesinde iktidarı sarsılan başbakan, Rusya’da düzenlenen G20 zirvesinde diğer ülke liderlerini Suriye’ye müdahaleye ikna etmek için umutsuzca çırpındı. Merkel ve Putin üzerindeki baskıları pek sonuç vermiş gibi görünmüyor, zira Merkel seçim döneminde risk almak istemiyor, Putin ise başından beri Esad ile olan ticaretini kaybetmeme derdinde.
Suriye gündemin ana maddesi olmaya devam ededursun, önde gelen politik dergilerden biri olan New Statesman yazarlarından Mehdi Hasan’ın göçmenlerin İngiltere’ye yaptıkları katkıları öne çıkaran yazısı burada hiç gündemden düşmeyen bir konuya farklı bir bakış açısı getirdi. ABD’de 2006 yılının 1 Mayıs’ında başlatılan 'Göçmensiz Bir Gün’ ya da 'Büyük Amerikan Boykotu’ isimleriyle anılan eylemlerde çoğunluğu Latin Amerika kökenli olan yaklaşık bir milyon göçmen, kaçak durumda yaşayan göçmen işçilerin sıkıntılarını gündeme getirmek amacıyla bir günlüğüne çalışmayı bırakıp sokaklara inerek protestolar düzenlemişlerdi. Boykotun tarihi olarak da özellikle 1 Mayıs seçilmişti, zira Amerika’da komünist icadı sayıldığı için 1 Mayıs resmi tatil değil.
Mehdi Hasan yazısında Amerika’dakine benzer bir boykotun İngiliz halkına ve UKIP gibi göçmen karşıtı politikalardan beslenen partilere güzel bir ders vereceğini ifade ediyor. Göçmensiz bir İngiltere’de her şeyden önce sağlık sektörünün çökeceği bir gerçeklik zira şu anda Ulusal Sağlık Sisteminde çalışan doktorların yüzde 30’u, hemşirelerin ise yüzde 40’ı yurtdışında doğan göçmenlerden oluşuyor. Ayrıca hasta, yaşlı ve engellilere bakıcılık yapan çalışanların ülke genelinde yüzde 20’si, Londra özelinde ise yüzde 60’ı da yine göçmenler.
İktidar partisi dışındaki diğer 2 büyük partinin liderleri de yine göçmen ailelerin burada doğan çocukları. Eğer göçmenler bir yıllığına çalışmaya ara verselerdi hükümetin bütçesinde 7 milyar Sterlinlik bir delik oluşacak ki bu da çalışanların ödediği gelir vergisinin yüzde 2 daha artması anlamına geliyor. Diğer bir açıdan bakıldığında göçmenlerden dolayı oluşan çok kültürlülük bile Londra’yı diğer Avrupa merkezlerinden ayırarak özel bir konuma getiriyor, bu da ziyaret eden turist sayısına ve buna bağlı ekonomik kazanımlara dönüşüyor. Londra’daki değişik kültürler, buna bağlı gelişen yemek sektöründeki çeşitlilik, birçok dinin ve dilin harmanlandığı zengin sosyal ortam, dünya çapında bir örnek oluşturabilir.
Biraz da eğitim sektörüne bakalım. Üniversitelerde eğitim gören öğrencilerin yüzde 10’u İngiltere ve AB vatandaşı olmayan öğrenciler ki bu göçmen öğrencilerin ödediği öğrenim ücretleri tüm üniversite bütçesinin en büyük payını oluşturuyor. İngiltere’de üniversiteler AB vatandaşı öğrencilere, AB dışından gelenlere göre daha uygun fiyatlı bir tarife(!) uyguluyor, bir nevi öğrenciler arasında ayrımcılık yaparak kendi öğrencilerini sübvanse ediyor.
Bunun dışında servis sektörü de göçmen işçilerin yoğunlukta çalıştığı bir alan. Londra metrosunda temizlik işçisi olarak çalışan emekçilerin yüzde 95’i, başkentteki ofisleri temizleyen işçilerin ise yüzde 89’u yine göçmenlerden oluşuyor. Ayrıca ülke çapındaki meyve toplama gibi mevsimlik işlerin tamamına yakını da AB dışından gelen göçmenler tarafından yapılıyor. Hatta İçişleri Bakanlığı’na bağlı bir kuruluş olan Göçmenlik Tavsiye Komitesinin Mayıs ayı raporlarına göre acilen AB dışından yeni işçilerin getirilmesi sağlanmazsa İngiltere’deki birçok meyve toplama şirketi kapanma tehlikesi altında kalacak.
Tüm bu bilgiler göz önüne alındığında göçmenlerin ve onların burada doğan çocuklarının 1 günlük bir boykota gitmeleri durumunda neler olabileceğini tahmin etmek bile zor. Göçmenlerin ve göçmenliğin zararları konusunda medya ve politikacılar tarafından sürekli olarak dolduruşa getirilmiş İngiliz halkı için böyle bir eylem derin uykularından uyanmaları için iyi bir alarm zili niteliğinde olurdu sanırım. Bir gün elbirliğiyle bir günlükte olsa bu boykotu gerçekleştireli mi?