
Bilimsel veriler sayesinde dünyaya geçmişte çarpan göktaşlarının mini kıyametlere neden olduğunu biliyoruz. Bilim insanları günümüzde dünyamıza tehdit oluşturabilecek gök cisimlerini yakından izliyor. Peki bu tehdit ne kadar gerçek ve yakın?
Bundan yaklaşık 4.543 milyar yıl önce dünyamızın oluştuğu dönemlerde Güneş Sistemimiz korkunç felaketlerin dakikada bir yaşandığı bir nevi “uzay Teksas’ıydı.” Dünyamız ömrünün çok büyük bir kısmını sürekli olarak meteorlar tarafından bombalanarak geçirdi.
4.31 milyar yıl önce Dünyanın Theia adlı 6 bin kilometre çapında bir gezegenle çarpıştığı düşünülüyor. Bu çarpışmanın ortaya çıkardığı enkazdan uydumuz Ay oluştu. Theia sadece üçte bir oranında daha büyük olsaydı bugün Dünyamız olmayacaktı.
En popüler göktaşı şüphesiz bundan 65 milyon yıl önce Yucatan Yarımadası çarpan 10 kilometre çapındaki göktaşı. Dünyadaki dinozorların soyunu tüketen ve kara canlılarının yüzde 90’ını ortadan kaldıran bu göktaşı, memelilerin evrim halkasında önünü açan en büyük gelişme oldu.
Bu yüzyılda risk yok
Bilim insanlarının hesaplamaları Dünyamızda bir kıyamet senaryosunun yaşanması için en güçlü adayın bir göktaşı çarpması olduğunu gösteriyor. Ancak önümüzdeki 30 yıl boyunca dünyamız hiçbir büyük sayılabilecek gök cismiyle çarpışma rotasında değil.
Ve bütün korku senaryolarına rağmen şu bir gerçek ki son 1000 yıl içinde hiçbir insan meteor çarpması sonucunda ölmedi. Bilim insanları önümüzdeki yüzyıllar içinde bir kıyamet senaryosuna neden olabilecek bir çarpışma riski görmüyor.
Bu açıklamaları yapan NASA halihazırda dünyaya yakın birçok orta ve küçük boyutlu gök cismini takibe almış durumda. Ancak 2013 yılında 1000 kişinin yaralanmasına neden olan 20 metre çapındaki göktaşı tüm sistemleri atlatıp dünyaya çarpmıştı.
Bu çaptaki bir göktaşının dahi atmosferde patlaması sonucunda ortaya çıkan enerji Hiroşima’da patlatılan atom bombasından en az 20 kadar daha fazla. Ancak bu çok yüksekte yaşandığı için yerdeki etkisi oldukça sınırlı oluyor.
2013’ten bu yana NASA, dünyaya yakın 72 gök cismi keşfedildi. Bunlardan sadece 8’i dünyamıza çarpması durumunda ciddi etki bırakabilecek nitelikte.
Yani bilim insanlarına göre insanlık şimdilik güvende.
Güneş bu kez somurtuyor!
Güneş daha çok gülen yüzle imgelenir. Ancak NASA tarafından yayınlanan son Güneş fotoğrafları pek de öyle göstermiyor. Fotoğrafta Güneş lekeleri nedeniyle yıldızımızın somurtkan emojilere benzerliği göze çarpıyor.
Uzaylılar 40 ışık yılı ötede olabilir
Bilim insanlarının 40 ışık yılı ötede cüce bir yıldızın yörüngesinde keşfettiği iki gezegenin yaşamı destekleyebilecek koşullara sahip olabileceği düşünülüyor.
Hubble Uzay Teleskobu tarafından gönderilen verilerin incelemesini tamamlayan uzmanlar Trappist-1 adını verdikleri sistemde yıldıza en yakın yörüngedeki iki gezegenin yaşama uygun koşullara sahip olabileceğini belirledi.
Kayalık bir zemine ve kalın sayılabilecek bir atmosfere sahip olduğu düşünülen gezegenlerin cüce yıldıza çok yakın yörüngeleri takip ediyor. Ancak cüce yıldızın yaydığı enerji ve radyasyon güneşimiz kadar yoğun olmadığından gezegenlerin yüzeyinin ılıman olduğu düşünülüyor.
Bu gezegenlerden biri yörüngesini dünya ölçülerine göre sadece 1.5 günde tamamlarken diğeri için ise 1 yıl sadece 2.4 gün.
Nar ‘gençlik iksiri’ olabilir
Bilim insanlarının yaptığı bir araştırmaya göre nar suyu, vücudun hücreleri onaran mekanizmasını harekete geçiriyor.
İsviçre’nin Lozan şehrindeki İsviçre Federal Teknoloji Enstitüsünden Johan Auwerx, nar suyu verilen fareler üzerinde yaptıkları araştırmalarda, deneklerin Urolithin A maddesi salgıladığını tespit etti. Auwerx’in verdiği bilgilere göre nar suyu tüketen fareler diğerlerine göre yüzde 45 daha uzun yaşadı, aynı yaştaki farelere göre ise yüzde 42 daha uzun mesafeler koşabildi.
Bilim insanları bu konuda fareler üzerinde deney yapıyor çünkü insanları düzenli olarak nar suyu ile besleyip ne kadar uzun yaşadıklarını kontrol etmek çok daha pratik bir yöntem değil. Nar suyu tüketimi insanlarda da aynı mekanizmayı tetikliyor. Çilek ve ceviz yenildiğinde de nar suyu tüketildiği zaman kadar olmasa da Urolithin A salgılanıyor.
Auwerx, veriler ışığında önümüzdeki dönemde yaşlı nüfusun UA verilerek daha aktif ve daha uzun süre yaşatılması için klinik deneylere başlanabileceğini ifade etti.
Şehir maymunları da obez
Obezite ve yüksek tansiyon ağırlıkla şehir yaşamının yol açtığı hastalıklar olarak bilinir. Bu genelleme şehirlerde yaşayan maymunlar için de geçerli.
Kolombiya’nın Medellin şehrinde çok sayıda Tamalin maymunu yaşıyor. Şehrin ilk kurulduğu günden bu yana maymunlar şehri çevreleyen ormanlık alanda yaşamış. Ancak uzun bir süreden beri şehir sakinlerinin maymunları beslemesi ve artık maddelerden yemek bulmanın kolaylaşması üzerine şehirdeki maymun nüfusu artmış durumda.
Şehirli maymunlar üzerinde bir araştırma yapan uzmanlar, aynı şehirli insanlarda olduğu gibi şehirli maymunlarda da obezite ve yüksek tansiyon hastalıklarının yoğun olarak görüldüğünü tespit etti.
Medellin Üniversitesi’nden Ivan Dario Soto, şehirdeki maymunların ormanlık alanlardakilere göre yemek ya da diğer ihtiyaçları için daha az hareket ettiklerini ifade etti. Şehirde maymunların şeker içeren çok sayıda gıda tükettiğini de belirten Soto, bunun obezite ve yüksek tansiyon gibi sorunları tetiklediğini kaydetti.
Şehirde yaşayan 20, ormanda yaşayan 18 Tamarin maymunu belirli aralıklarla takip eden Soto ve ekibinin bulgularına göre şehirli maymunlar, kırsalda yaşayan maymunlara göre yüzde 30 daha ağır ve yüzde 38 daha yüksek kolestrol oranına sahip.
Tabii şehir yaşamının avantajları da var. Şehirli maymunların vücutlarında daha az parazite rastlandı.
Alkol tüketimi kanser riskini arttırıyor
Sağlık uzmanlar aşırı alkol tüketiminin kanser riskini arttırdığı konusunda uyardı. Addiction adlı bilim dergisinde yayınlanan araştırmaya göre alkol kullanımı ve kanser oluşumu arasında oldukça anlamlı bağlantılar belirlendi.
Yeni Zelanda’daki Otago Üniversitesi’nde yapılan araştırmaya göre alkolün aşırı tüketimi gırtlak, geniz, yemek borusu, karaciğer, bağırsak, kolon ve meme kanseri riskini arttırıyor.
Araştırma ekibinin yayınladığı raporda yine çok aşırı alkol alan bireylerde deri, prostat ve pankreas kanserine yatkınlık da görülüyor. Dergide yayınlanan makalede alkolün nasıl aldığı ve türlerine bağlı sağlıklı bir dozu bulunduğunu ancak bunun aşımının sağlık üzerinde oldukça kötü etkilere neden olduğu ifade edildi. Alkol ürünlerine sigarada olduğu gibi sağlık uyarıları konulmasını isteyen gruplar uzun bir süredir Yeni Zelanda’daki gibi araştırmalara sponsor oluyor.
Geçtiğimiz yıl da İngiltere’deki ölümlerin yüzde 2’sinin alkol bağlantılı olabileceği yönündeki araştırma büyük yankı yaratmıştı.
2016 dünyanın en sıcak yılı olma yolunda
Dünya Meteroloji Örgütü, 2016 yılının kayıtlardaki en sıcak yıl olma yolunda ilerlediğini duyurdu.
Kuruluştan yapılan açıklamaya göre sıcaklığın yanı sıra atmosferdeki karbondioksit oranı da yeni rekor seviyeye ulaşmış durumda.
Dünyadaki birçok meteoroloji istasyonundan gelen verileri değerlendiren kuruluş 2016 yılının ilk altı ayının 19’uncu yüzyılın en sıcak yılına göre 1.3 derece daha sıcak olduğunu tespit etti. Son 14 ayda yapılan ölçümlerin tümü de küresel sıcaklık rekorunu sürekli geliştirmiş durumda.
Kuruluşun açıklaması Paris Anlaşması ile 200 hükümetin küresel ısınmayı 2 derece civarında tutmayı hedefleme konusundaki kararlaşmalarının tartışıldığı bir dönemde geldi.
Son rakamlar küresel ısınmanın düşünülenden çok daha hızlı ve etkin bir şekilde arttığı ve acil önlemler gerektirdiğini ortaya koyuyor.
DOÐAN BARIŞ ABBASOÐLU