Çalışma arkadaşları O'nu 'Mamoste' olarak tanır. Kürt medyasının emektarı Mahmut Önder, Kopenhag'ta bir hastanede 65 yaşında 31 Ocak'ta kansere yenik düştü. 

Uydu üzeri yayın yapan ilk Kürt televizyonu Med TV'den bu yana Avrupa'da, özgür basın geleneğine damgasını vurdu. 

Sürgündeki Kürt televizyonlarının lokallerinde herkesin onunla ilgili bir anısı var. Herkesle iletişim kurar çocukla çocuk, gençle genç, yaşlıyla yaşlı olurdu. Bitmeyen öyküleri vardı. Sohbeti hoştu, bitmezdi. Dinledikçe uzardı. Bazen "sene…" der ve başlardı anlatmaya. Amed'den Rojava'ya, oradan Lübnan, Suriye ve Avrupa'ya uzanan, keyifli, trajik, yakıcı, çatışmalı ve dirençli bir yaşam öyküsü vardı.

Belçika'nın Flaman bölgesindeki Denderleeuw Komünü, Mahmut Önder'in 20 yıllık gazetecilik öyküsüne ev sahipliği yaptı. 

20 yıl boyunca spikerlik ve program sunuculuğu yaptı. Bu süre içerisinde arkadaşlarının eğitimine önem verdi, yardımcı oldu, sabırla onları çalıştırdı. Hemen hepsinin hafızasında onunla ilgili kalan anılar.  Hepsi de keyifli, hepsi de emekle ilgili, zaman zaman hüzünlü. Zira güler yüzü, hüzün de barındırıyordu. Bunu en çok stranlarıyla ifade ediyordu. Her programdan önce, stran söylerdi. Onu şimdi çalışma arkadaşlarından dinleyelim. 

Ama yine keyifli olsun, tıpkı onun anıları gibi… 


En büyük aşkı Amed’di

Gazeteci ve Yazar Reşad Sorgul, 20 yıllık basın hayatı boyunca Mamoste Önder ile birlikte çalıştı. Sorgul, "İyi ve kötü günde, birbirimize omuz verdik, birlikte yürüdük" diyor. Sorgul'a göre onun en güçlü ve en etkili yanı diliydi. Sabırlıydı, gönlü genişti.  "Hali kalmadığında bile iş olduğunda hayır demezdi" diyen Sorgul, "Ama onun en büyük aşkı Amed'di" diye ekliyor. Sohbetinin çok güzel olduğunu anlatan Sorgul, "Basın alanında çok sayıda arkadaşı eğitti. Vicdan sahibiydi" şeklinde konuşuyor. 


Kürtçe üzerine titrerdi

Gazeteci Baki Gül, onun inatla Kürtler ve Kürdistan'ın özgürlüğü için çaba gösterdiğine dikkat çekiyor. "Anadilimiz Kürtçe üzerine titrerdi. Yüzlerce Kürt gencine anadilini, televizyon haberciliğini öğreten Mamoste Mahmut Önder, televizyonun en güleç yüzüydü" diyor. 


Stranları...

Önder'in söylediği stranlar halen haber merkezleri ve koridorlarda yankılanıyor gibi. Stêrk TV'nin çalışanları, O’nu basın alanındaki emeği, sohbetleri ve söylediği stranlarla anıyor. Stêrk TV sunucularından Gulê Algunerhan, "O stran söylediğinde, ne kadar hüzünlü olduğunu ve yabancılığın ne kadar zor olduğunu hissediyordun" diyor.  Algunerhan, onu Kopenhag'daki hastanede en son ziyaret edenlerden biriydi.  O’nun son sözünü şöyle aktarıyor: "Helal olsun, biz birbirimizin yüreğini burkmadık."

 

Yakamıza yakışır dublaj dersi verirdi

News Channel sunucularından Heval Aslan da onunla çalıştı.  Aslan, "Gelip yakamıza yapışırdı, zorla dublaj dersi verirdi" diye hatırlıyor. 

Mamoste Önder, 2016 yılına kadar ekranlarda kaldı. Hastalığı nedeniyle, işe ara vermek durumunda kaldı. Heval Aslan, "Hiç yıkıcı bir eleştirisi olmazdı. Gençlerin psikolojisini iyi anlardı. İncitmemeye çalışırdı. Baba gibiydi" diyor.  

Dılar Rojen de ondan dublaj dersi alanlar arasında yer alıyor. "Emeği tarif etmek zor belki, ama hepimizin üzerinde emeği vardı" diyor. Sterk TV sunucularından Aslan Aslan da O’nun en büyük istediğinin Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ile ilgili olduğunu söylüyor: "En büyük isteği, Sayın Öcalan'ın özgürlüğünü ekranlarda duyurmaktı. Esaret altına alındığında ilk kendisinin duyurduğunu söylerdi."

Gazeteci Aysel Avesta da fedakar ve emekçi olarak anarken, "Ondan çok şey öğrendim" diyor. Stêrk TV sunucularından Kendal Midyadi, onun stranlarını hatırlıyor.

Gulan Akrawi için O farklı bir insandı. Akrawi, Stêrk TV çalışanları arasında yer alıyor. Mamoste'nin kendisini çok etkilediğini anlatıyor. "Bir gün geldi 'Sen Amedli misin' diye sordu. O gün babamı tanıdığını öğrendim. İkisi de Amed'deyken satranç kulübüne gidiyorlarmış. Güzel anılarımız oldu. O çocuklarla çocuk, büyüklerle büyük olurdu. Gönlü geniş, hayalleri büyüktü.”

İkram Belekani, Önder'in haftada yedi gün çalışsa da "ah” demediğini söylüyor. Son zamanlarda Aram Tigran'ın "Bêbextî” şarkısını çok sevdiğini sözlerine ekliyor.

Belekani, O’nu en son Tigran'ın şarkısını söylerken gördüğünü hatırlıyor:

"Ne çok yıl geçti, 

Dertler ve kederler ben de birikti 

Ömür acı ve elemle geçti

Yalnız kaldım bu kalleşçe yaşamda…"