Selma AKKAYA
Paris ve çevresinde uzun süredir ne medyanın ne de toplumun görmek istemediği bir mücadele sürüyor. Temizlik İşçileri Sendikası CFDT temsilcisi Fernande Bagou, kendilerini “görünmez eller” olarak tanımlıyor.
İşçilerin büyük bir kısmı Afrikalı. Herkesin kiriyle bildiği Paris’in tren ve istasyonlarını temizleyen, 150 görünmez el, ne yolcuların ne de SNCF’e temizlik hizmeti veren SMP firmasının dikkatini bir türlü çekemiyor! İş kontratlarını, sendika hakkı, ücret artışı isteyen bu emekçiler, sonuna kadar mücadele edeceklerini ifade ediyor.

Ellili yaşlarında, Fermande Bagou, “Kocam ve ben Fildişi Sahili’ni savaştan dolayı terkettik, çünkü orada hiçbir iş kalmadı. Kocam benden önce geldi. 18 ay sonra 2002’de beni getirdi. 15 yıl önce burada son kızım doğdu. Ben altı çocuk annesi ve dört de toruna sahibim. Şimdi L’Haÿ-les-Roses’de yaşıyoruz. Afrika’daki çocuklarımıza yardım etmek için çalışmamız gerekiyor. Birçok göçmen gibi, bizde tanıdığım bir arkadaşım tarafından ilk olarak ağırlandık. İşe ihtiyacım vardı, bu yüzden oturduğumuz semtten bir arkadaşım beni çalıştığı temizlik şirketine götürdü.
Fildişi Sahili’ne geri dönmek zorunda kalan birinin yerine çalıştım. O tarihten sonra La Brenne ve SMP ile temizlik bölümlerinde çalıştım. SMP, SNCF garlarında, trenlerinde temizlik işlerine bakıyor. Her gün evimden 5.30’da çıkıyorum. 7’de çalıştığım ilk gara ulaşıyorum. Ardından garlar arası tren bekleyerek ilerliyorum. İlk iş tren içlerini kullanıcılar için temizliyorum. Daha sonra, akşam akşam saat 5.00’e kadar çöp tenekelerini, kağıtları, kutuları, alarmları temizlerim, yerleri temizliyorum. Garlarda fark edilmiyoruz bile. Biz görünmez elleriz!” diyerek Paris’in günlük kirini bin 200 Euroya nasıl temizlediklerini anlatıyor.
Temizlik işçilerinin büyük bölümü banliyö denilen semtlerde oturduğu için birçoğunun evden çıkışıyla eve girişi arasında toplamda 14 saat var. Paris’in sokaklarını, metrolarını, biten şantiyelerini, trenlerini, garlarını büyük alışveriş merkezlerini onlar temizliyor hem de 8 saatin asgari ücret bedeli bin 200 Euroya. Çünkü yolda harcadıkları zaman ya da gün içerisinde garlar arası yaptıkları yolculuk işten sayılmıyor.
Paris ve Fransa’nın birçok kenti, sabah ışıklarıyla yıkamaya, yerlerdeki çöpler toplanmaya başlıyor. Bu işlerin çoğunu yapan göçmenler. Çok az göçmen temizlik işçisinin kontratı süresiz. Birçoğu Taşeron firmalara bağlı olarak çalışıyor. Hatta gün içerisinde dolaştıkları bölgelere göre saatlik kontratlar imzalamak durumunda kalıyorlar. Bu sınırsız sömürüye tabi tutulan temizlik işçileri sendikalaşmaya çalışıyorlar. Uzun yıllar aynı firmada çalışmalarına karşın süresiz kontrat edinmek, çalışma koşullarının iyileştirilmesi için mücadele veriyorlar.
Trenlere, sokaklara attığınız her çöp, bu sihirli ellerden sayesinde temizleniyor. Son birkaç aydır grev yapan birçok alandaki temizlik işçilerini medya görmüyor. İşverenler “nasıl olsa yenilerini aynı ücrete bulurum” diyerek, önemsemiyor. Aynı toplumsal kaderi yaşayan diğer göçmenler ise yanlarından geçtiğinde fark etmiyor bile.
Fransa’nın sömürge tarihinin diyetini ödeyen Afrikalılar, yüzyıllarca ödedikleri bedel yetmedi, şimdi Fransa kapitalizminin kar döngüsünün yürüdüğü kentleri temizlemekle yükümlüler, hem de karın tokluğuna!