ABD’nin askeri heyetinin Ankara’da kapalı görüşmelerine, Türk devletinin işgal tehditleri ile ABD’nin frenleyici açıklamaları  eşlik etti.

ABD’den gelen bir askeri heyet dün de Türk yetkililerle görüşmeyi sürdürdü. Görüşme devam ederken Türk devletinin yükselen tehditlerine ABD Savunma Bakanı Mark Esper’den dikkat çekici bir açıklama geldi. Esper, Türkiye’nin düzenleyeceği herhangi bir tek taraflı askeri harekatı ‘kabul edilemez’ bulduklarını söyledi. Tokyo ziyaretinde konuşan Bakan Esper, Türkiye’nin sınır ötesinde tek taraflı adımlarını engelleyeceklerini belirtti. Esper, ABD’nin Demokratik Suriye Güçleri’ni (QSD) terk etmek gibi bir ‘arzusu’ olmadığını söyledi.  Türkiye tarafından düzenlenecek herhangi bir saldırıya karşın fiilen devreye girip girmeyeceklerine dair ayrıntı vermedi.

“Türkiye’nin tek taraflı bir adımını kabul edilemez bulduğumuz açık” diyen Esper, “Yapacağımız şey, ABD, Türkiye ve QSD’nin Suriye’nin kuzeyinde paylaştığı karşılıklı çıkarlara zarar verecek tek taraflı sınır ötesi adımları engellemek” ifadelerini kullandı. Bakan, Ankara’da devam eden heyetler arası görüşmede bir anlaşma sağlanacağından ‘umutlu olduğunu’ da ekledi.

Washington Post’a göre

Washington Post, ABD askeri heyetinin görüşmeleri için Türkiye’nin askeri harekât düzenlememesi için son bir girişim olarak nitelendirmişti. Önceki gün yanılanan Haberde, Amerikan yönetiminin ‘Türkiye’nin iki hafta içinde böyle bir adım atmasını beklediği’ belirtilmiş ve Ankara’da yapılacak görüşmede harekâtı önlemek için ‘son bir teklif’te bulunacağı iddia edilmişti. Amerikalı yetkililere dayandırılan haberde, Türkiye’ye sunulacak önerinin bazı maddeleri şöyle sıralanmıştı:

  • ABD ile Türkiye’nin, Suriye-Türkiye sınırında yaklaşık 14.5 kilometre (dokuz mil) derinliğinde ve 140 kilometre (87 mil) uzunluğunda bir bölgede ortak operasyon düzenlemesi,
  • Kürt savaşçıların bu bölgeden çıkarılması,
  • Bu bölgedeki Kürt mevzilerinin ortadan kaldırılması,
  • Sonrasında ABD ile Türkiye’nin bu bölgede ortak devriye düzenlemesi.

Erdoğan ‘çok yakında’ dedi

Türk Cumhurbaşkanı Recep T. Erdoğan, 4 ağustos Pazar günü yaptığı açıklamada “Afrin’e, Cerablus’a, El-Bab’a girdik. Şimdi de Fırat’ın doğusuna gireceğiz. Biz bunu Rusya ile ABD ile paylaştık” demişti. Erdoğan’ın sözlerinin ardından değerlendirme yapan ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Morgan Ortagus,’”Türkiye’nin mutabakat sağlamadan düzenleyeceği her türlü askeri harekat, ortak çıkara zarar verir” diye uyarmıştı.

Erdoğan, dün de Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda büyükelçilerle gerçekleştirilen toplantıda konuştu. Erdoğan, “Gerektiğinde fiili güç kullanarak milli menfaatlerimizi mutlaka savunacağız. 60 yılı aşkın NATO üyeliğimizi güvenlik politikamızın ana sütunu olarak görüyoruz. NATO müttefikimiz ve stratejik ortağımız ABD’den de bu çerçevede gerçek bir müttefike yaraşır adımlar atmasını bekliyoruz. Angajman ve diyalogda ısrarcı olduk. Türkiye müttefikleri olmadan milli bekasına yönelik her türlü tehdidi bertaraf etme hakkına sahiptir. Güney sınırımızda adeta kanser hücresi gibi büyüyen, müttefiklerimizin ağır silahları ile büyütülen yapı ortadan kalkmadıkça Türkiye kendini emniyette hissedemez. Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı harekatlarıyla başlattığımız süreci inşallah çok yakında farklı bir aşamaya geçireceğiz. PKK denen çıbanbaşını Irak topraklarından kopartıp atmakta kararlıyız” dedi.

‘Gerçek sahipleri’ yalanı

Görüşmelerde gündeme gelen konulardan biri de Türk devletinin işgale meşruiyet kazandırmak için dile getirdiği ”bölgeyi gerçek sahiplerine teslim etme” argümanı. ANF’ye konuşan Girê Spî Kantonu Özerk Yönetimi Eşbaşkanı Hemîd El Abid, Türk devletinin sık sık dile getirdiği ”bölgeyi gerçek sahiplerine teslim etme” argümanını değerlendirdi. İşgali kabul etmeyeceklerini vurgulayarak söze başlayan El Abid, ”Bu bölgenin gerçek sahipleri biziz. Çeşitli nedenlerle Türkiye’ye göç etmiş olan varsa da istediği zaman topraklarına dönebilir. Ama birileri Türk tankları üzerinde dönmek istiyorsa da bunu kabul etmeyiz” diye konuştu.

Arap halkından olan Girê Spî Kantonu Eşbaşkanı El Abid, ”Girê Spî’nin gerçek sahiplerinin kim olduğunu gayet iyi biliyoruz. Suriye savaşı başlayınca ÖSO adında yüzü aşkın grup vardı. Bunlar belli bir süre sonra paylaşım savaşına girdi ve DAİŞ gelince de birçoğu DAİŞ’e katıldı, bazıları da kaçtı. Ta ki YPG/YPJ gelip burayı kurtarana kadar” sözleriyle Girê Spî’nin son 8 yılını özetledi.

Suçluların gözü Türk tanklarında

Türkiye’nin işgale meşruiyet oluşturmak için sık sık dile getirdiği ”bölge halkı topraklarından sürüldü” söylemini de değerlendiren El Abid, şunları dile getirdi: ”Türkiye’ye göç etmiş olan Girê Spîlilere bir kez daha dönmeleri çağrısında bulunuyoruz. Daha önce yaptığımız çağrılarımızı yineliyoruz. Gelin burada evinizde toprağınızda yaşayın. Ama halka karşı katliamlar yapmış, suç işlemiş kişiler bunu istemiyor ve dönüş yolu olarak Türk tanklarını görüyorlar.

Biz buranın sahipleriyiz

Türk devleti sürekli bizim buranın sahibi olmadığımızı söylüyor. Buyursunlar araştıralım. Buraya Afganistan’dan mı geldik? Biz buranın sahipleriyiz. Türkiye’de bulunan birçok kişi DAİŞ üyesidir. Türkiye de Osmanlı hayallerini gerçekleştirmek için onları konuşturuyor. Durum bundan ibarettir.”

Topraklarımızı savunacağız

Topraklarını savunmaya devam edeceklerini vurgulayar El Abid, şunları dile getirdi: ”Bizler dört yıldır burada Arap, Kürt, Ermeni ve Türkmenler kardeşçe bir arada yaşıyoruz. Hadi bu dört yılda bize bir tek hak ihlali örneği versinler. Veremezler çünkü bizler burada halkların kardeşliği temelinde yaşıyoruz. Mahkemeler var, hukuk var, yargı var. Sorunları kafa kesme, talan ve işkence ile çözmüyoruz.”

TEV-DEM de çağrı yapmıştı

TEV-DEM Yürütme Kurulu Üyesi Aldar Xelîl de Türk devletinin işgale meşruiyet kazandırmak için kullandığı ”güvenli bölgeye Suriyelileri yerleştireceğiz” argümanına ilişkin şunları söylemişti: ”Bu bölgeden olan, savaş ve çeşitli nedenlerle göç etmiş olan her Suriyelinin topraklarına dönmesi gerektiğini her zaman dile getiriyoruz. Biz onlara yeni yaşam kurmaları konusunda her türlü desteği verme konusunda da hazır olduğumuzu da belirtiyoruz. Ama Erdoğan’ın amacı o değil. Erdoğan silahlı grupları getirip buraya yerleştirmek istiyor.”