İstanbul’da önceki gün yapılan ev baskınlarında gözaltına alınan Mesut Karçık’ın ailesi, polisin evde bulunan herkesin kafalarına silah dayadığını ve darp ettiğini belirtti. Karçık’ın ağabeyi Edip Karçık, “Polis kardeşimi çırılçıplak araca bindirmeye çalıştı” dedi. İldeki gözaltı koşullarına dikkat çeken Urfa Barosu ise insanların spor salonlarında bekletildiğini ve 200 kişinin bir tuvaleti kullandığını belirterek, avukatların ise artık görevlerini bağımsız ve serbestçe yapamadığını kaydetti. 

İstanbul’un birçok ilçesinde önceki gün sabaha doğru gerçekleştirilen ev baskınlarında gözaltına alınanların polis sorgusu dün de sürdü. DBP İstanbul İl Eşbaşkanı Edip Karçık, gözaltına alınan kardeşi Mesut Karçık’ın polis tarafından darp edildiğini ve işkenceye maruz kaldığını söyledi. Kendisinin kafasına da silah dayatıldığını ve sürekli tekmelendiğini belirten Edip Karçık, polislerin pervasızca davrandığını ifade etti. 

Karçık, baskın gecesi yaşananları şu sözlerle anlattı: “Gece saat 03.30’da hiçbir gerekçe göstermeden kapıları kırarak eve girdiler. Evde üç ağır hasta var. Arama izinleri olmadan bizi yere yatırarak darp ettiler. Kadınların üstlerini giyinmesine izin vermeden yatak odalarına girdiler ve hepimizin kafasına silah dayayarak yere yatırdılar. Ağabeyim alt katımızda oturuyor, kendisi kanser tedavisi görüyor. Benim evime kardeşimi bu şekilde hukuksuzca almaya gelenler, kanser hastasına kim bilir neler yapmıştır. Ben ağabeyimi düşünerek, kendisinin hasta olduğunu ve evine bu şekilde girilmesinin doğru olmadığını anlatmaya çalıştım ama beni yere yatırarak kafama silah dayadılar; karın boşluğuma sürekli tekme atmaya başladılar. Annem şeker hastası, babam kalp hastası evde bu kadar ağır hasta, kadın ve çocuklar varken bu şekilde girmeleri vahşettir. Sürekli darp ettiler. Evim defalarca basıldı ilk defa böylesi bir durumla karşılaştım. Kardeşim Mesut’u almaya gelmişler. Kardeşim karakolun 200 metre uzaklığında bir işletmede çalışıyor, istedikleri an gelip alabilirler, böylesi hukuksuz bir duruma gerek yoktu.”

Gözaltı sırasında kardeşine yapılan muameleyi de anlatan Karçık, şunları söyledi: “Kardeşim Mesut’u çırılçıplak araca bindirmeye çalıştılar, biz buna tepki gösterdik, annem o halde görünce fenalaştı ve hastaneye kaldırmak zorunda kaldık. Yapılan muameleler tamamen keyfi ve hukuksuz. Bu baskılar karşısında asla sinmeyeceğiz.”

Urfa’da artık sıradanlaştı

Urfa Barosu, Olağanüstü Hâl (OHAL) ile birlikte yaşanan hukuksuz uygulama ve yetkilerin kötü kullanmasına ilişkin Baro salonunda basın toplantısı düzenledi. Toplantıda açıklama yapan Baro Yönetim Kurulu Üyesi Güldal Beyazağaç Tuncel, gözaltı ve tutuklamalarda yeterli kanıt aranmadığı için insanların büyük sıkıntı çektiğini söyledi. 

OHAL nedeniyle gözaltı sürelerinin gereksiz yere uzatıldığını ve insanların gözaltı ile cezalandırıldığını ifade eden Tuncel, “Aynı şey tutuklamalar için de geçerlidir. Tutuklular aylarca beklemekte, haklarında davalar açılmamaktadır. Dosyalarda gizlilik kararı bulunduğundan, ne için tutuklandıkları bilinmemekte, savunmaları bu nedenle gerektiği gibi yapılamamaktadır. Operasyonlar çerçevesinde avukatlar da dahil bir çok hukukçu gözaltına alınmış, tutuklanmışlardır” dedi. 

Rencide ediyorlar

Gözaltı şartlarının çok kötü olduğu, insanların spor salonunda bekletildiği, 200 kişinin bir tuvaleti kullandığı ve banyo yapma imkanı bulunmadığının altını çizen Tuncel, şöyle devam etti: “Avukatlarıyla görüşmeleri kısıtlıdır. Önce 5 gün görüşmeme yasağı getirilmiş, bu da yetmiyormuş gibi hukuksuz olarak ailelerinden muvafakat alma şartı getirilmiştir. Hukuki olan şüphelinin kendi avukatını seçmesidir, ailelerin değil. Yine kanuni olmamakla birlikte gözaltına alınanlara ters kelepçe takılıp, Adliye koridorlarında gezdirilmekte, bu şekilde rencide edilmektedirler.”

Susma hakkı kısıtlanıyor

Emniyet’te avukatlar arasında özel avukat ve CMK avukatı ayrımı yapıldığını ve özel avukata deyim yerindeyse iyi gözle bakılmadığını dile getiren Tuncel, “Avukatlar dava kabul ederken tedirginlik duymakta, bana da soruşturma açılır mı endişesi yaşamaktadırlar? Yargının kurucu unsuru olan avukatlar artık görevlerini bağımsız ve serbestçe yapamamaktadır. Bu da doğrudan savunulma hakkının kısıtlanmasıdır. Son zamanlarda Baromuz üyesi avukatlar tutuklanmış, kelepçelenerek cezaevine gönderilmiştir. Tutuklama bir tedbirdir. Kaçma ya da delilleri yok etme tehlikesi varsa şüpheliler tutuklanır. Ancak tutuklama bir ceza verme haline getirilmiştir” dedi.  n İSTANBUL/URFA