Haftanın duyarsızlığı: Esir askerlerin durumu
9 Temmuz’da TSK’den Astsubay Abdullah Sökçeler ve Uzman Çavuş Zihni Koç’un yanı sıra, bir de sağlık teknisyeni Aytekin Turhan Uz, PKK tarafından esir alınmışlardı. Şu güne kadar ne TSK, ne de AKP esirlerin serbest bırakılmalarına dair sorumluluk gösterdi. En acısı, görev savsaklamada kimseye rol kaptırmayan; Türk medyasının hâliydi. Medyanın duyarsızlığı, esir askerlerin serbest bırakılması için oluşturulan heyette yer alan Ferhat Tunç’u da üzüyor. Kendisiyle görüştüğümde, somut adım için Türk medyasının da duyarlılığına ihtiyaç olduğunu sık sık tekrarladı. Medyanın az buçuk sorunla ilişki kurmasının, heyetin ilk adımı atmasına katkı sunacağını düşünüyor, Tunç. AKP Hükümeti’nin içtenlik taşımadığı fikri de hakim Ferhat Tunç’ta ve sohbetimizde bu umursamazlığı, şu sözlerle değerlendirdi: “Açıkça keşke ölseler diye bekliyorlar. Sağ kalmış olmalarını önemsedikleri yok. ‘En iyi asker şehit askerdir’ anlayışındalar.” Bu vesileyle medyaya çağrımızı yapalım; bırakın egemenlerinizin ‘gururunu’ da, üç ailenin korku ve hevesine ortak olun, oluşturulan heyete ilgi gösterin; üç canın kurtuluşunda, üç anne ve babanın sevincinde sizin de payınız olsun.Haftanın çağrısı: Taraf’a röportaj verilmemeli
Taraf gazetesinin üstlendiği politik misyon, gazetemizde olduğu gibi, daha birçok yayında da hayli işlendi. Kürt sorununa egemen medyanın ortak dilinden ‘aykırı’ bir üslupla yaklaşıyor gözükmenin, parçaları birleştirdiğimizde pek bir değeri kalmıyor. Öyle ya, tek alternatif olarak işaret ettiği AKP’nin, Kürtlere en ‘şefkatli’ yaklaşan hükümet olduğunu sananlar bile, yok mu? Binlerce Kürdün tutukluluğu ya da onlarca Kürt çocuğun ölümü veya yaşına inatla kodesle tanışmış olması, varsın aynı hükümet dönemine tekabül etsin!
Bir haberlerini tekzip eden BDP’lilere öfkelenen Ahmet Altan, geçen yıl ‘bir daha BDP’den demeç almayacağım’ demiş, bir süre de bu ‘mesafe’ sürmüştü. Açıkçası, sayın Bengi Yıldız’ın gayet iyi niyetle verdiği röportajdan sonra doğan polemikler de, Taraf’ın ‘demeç alsam da, işime yarayan algıyı yaratmak için alırım’ zihniyetinde ısrar ettiğinin özeti. KCK Yürütme Konseyi Üyesi Mustafa Karasu’nun Roj TV’deki söyleşisinde yaptığı çağrı, bu sebeplerle dikkat çekici önemde: “...Bengi Yıldız’ın Taraf’a verdiği içeriği değil ama röportajı eleştiriyorum. Taraf özel savaş yanlısıdır ve bundan sonra da röportaj verilmemesi gerektiğini düşünüyorum.”
Bu arada, tiyatro oyuncusu ve transseksüel kimliğiyle tanıdığımız; hikayesine hüzünlendiğimiz, kendisini sevdiğimiz bir isim olan Esmeray Özadikti de, Taraf’ta yazmaya başladı. Taraf’ta, gazetesinin misyonuna bağlı kalmadan yazanlar -Roni Margulies gibi- tabii ki var. Fakat, sorun gerçekten ‘kendi bildiğini yazabileceğin bir özgür alan’dan ibaret mi görülmeli acaba? Esmeray’la Taraf’a geçtikten sonra kısa bir görüşme yaptım ve ‘tutarlılığımdan ödün vermem, lütfen endişe etmeyin’ dedi. Lakin, yazmaya başladığı gazetenin tirajına veya ‘saygınlığına’ sunuyor oldukları katkıyı da, bu arkadaşlarımız keşke görmezden gelmese.
Haftanın yalancısı: Sinan Çetin
‘Artiz Mektebi’ adlı tiyatro yarışmasındaki bir skeçte, kadına yönelik uygulanan erkek şiddeti, kısaca şöyle konu edildi: Yıllar boyu ailesine şiddet uygulamasıyla bilinen erkek karakter gün geliyor, bir sabah uyandığında kızı ile eşine ‘meleklermiş’ gibi davranıyor, her taleplerine olumlu karşılık veriyor. Skecin sonunda ise erkek, kızı ve eşine günlerden ‘1 Nisan’ olduğunu hatırlatarak şakasını kesiyor, dayağına da kaldığı yerden devam ediyor.
Konu, erkeğin bir türlü değişmez kabalığına dikkat çekmek adına iyi işlenmiş. Ancak, yarışmada jürilik yapan yönetmen Sinan Çetin’in, oyunun bitiminde ifade ettikleri, hem cinsel kimliğinin ‘yüceliğiyle’ hem de AKP’ye olan hayranlığıyla örtüşen nitelikte: “Ben Türkiye’de böyle bir aile (şiddet uygulayan erkek eşi-babayı kastediyor!) olduğunu düşünmüyorum. Lütfen bu tür oyunlara son verelim artık. Türkiye’de toplum süratle değişiyor ve kadınlar da özgürleşiyor.” Salt Çetin’in bu cümleleri kurduğu günden bu yazının okunduğu saatlere kadar; Kayseri’de bir öz baba kızına tecavüz etti, Aydın’da bir üvey baba iki kızına tecavüz etti, Siirt Cezaevi’nde bir çocuk tecavüze uğradı, Kocaeli’de bir kadın şiddetten kaçarken hastanelik oldu, Van’da bir kadın eşi tarafından öldürüldü ve daha onlarcası... Velhasıl bay Çetin, sen bilmezsin ama, artık neredeyse tüm kadınlar ‘yüzde 1400 artış’ın neyin artışı olduğunun farkında.
Hakkını vermeden geçmeyelim; jüri üyelerinden Müjde Ar ise, Çetin’e programda, “Evet, böyle aileler yok, artık öldürenleri var” diyerek, tepkisini gösterdi.
alibariskurt@yeniozgurpolitika.org