- Halkla gerçek bir ittifak kurabilmek için siyasal mücadeleyi somut, yaratıcı ve keyif veren pratiklerle inşa etmek gerekir. Parti içinde örgütlenmek heyecan yaratmalı, kadrolarımız sürekli öğrenmeye açık olarak zamanla deneyim kazanmalı ve daha fazla sorumluluk üstlenmeye gönüllü olmalıdır.
- Kenti dışarıdan izlemiyor, her gün sahada halkımızla yan yana gelerek bu gerçekliğe birebir tanıklık ediyoruz. Kapısı herkese açık ofislerimizde zaman ayırıp dinlediğimiz her sese ve her çeşit başvuruya çözüm üretiyor; kamusal yararı, dayanışmayı ve halkın çıkarlarını en başa koyan bir kenti esas alıyoruz.
- Stratejik hedefimiz Graz’ı halkçı bir kent yapmaktı. Belediye düzeyinde sosyalizm inşa edemeyeceğimizin farkındayız, ancak önemli olan yerel yönetimin kimin yanında durduğudur. Bu nedenle insanların ihtiyaç anında başvurabileceği sağlık, bakım ve konut danışmanlığı gibi kamusal mekanizmalar oluşturduk.
Çeviri: Yeni Özgür Politika
Avusturya'nın ikinci büyük kenti Graz'da haziran sonunda yapılan yerel seçimlerde Avusturya Komünist Partisi (KPÖ), şehri beş yıldır yöneten Belediye Başkanı Elke Kahr öncülüğünde oylarını 7 puan artırıp %35,7'ye yükselterek seçimi kazandı. Gazeteci Tim Krüger, Lower Class Magazine için 2017'den bu yana KPÖ adına belediye meclisi üyesi olan Robert Krotzer ile görüştü.
Graz kent yönetiminde sağlık, bakım hizmetleri, entegrasyon ve istihdam alanlarından sorumlu olan Krotzer; yaklaşık 308 binlik nüfusunun %30'u yabancı kökenlilerden oluşan bu sanayi kentini, KPÖ'nün nasıl “halktan yana bir kente” dönüştürdüğünü ve bu süreçte yürütülen politikaları anlattı. Siyasete atılmadan önce lise öğretmenliği yapan Krotzer, geçmişte partinin gençlik örgütü KJÖ'nün de federal başkanlığını yürütmüştü. Almanca aslı iki uzun bölüm olarak yayımlanan bu söyleşiyi kısaltarak derledik.
KPÖ olarak 2021'deki zaferinizin ardından, haziranda yapılan son seçimlerde de oylarınızı yüzde 35'in üzerine çıkardınız. Bu başarı sizin için de şaşırtıcı oldu mu?
Komünist partilerin yüzde 35 değil, yüzde 0,35 oy alma ihtimalinin daha yüksek olduğu bir dönemde yaşıyoruz. 2021’deki başarımız bir sansasyondu. İlk anda biraz şaşkına dönmüştük. Neyse ki bu uzun sürmedi. Kendi kendimize şu soruyu sorduk: Bir kenti yalnızca dar bir kesimin doğrultusunda yöneten burjuva partileri, işçi hareketi geleneğinden gelen bir Komünist Parti’den neden daha iyi yönetebilsin?
Kenti halkın büyük çoğunluğunun çıkarları doğrultusunda yönetmeye çalışıyoruz. Bu anlayışla son beş yılda çok şey hayata geçirdik ve önemli sosyal kazanımlar elde ettik. Bu yüzden son seçimde ortaya çıkan oy artışı bizim için son derece önemliydi.
Elke Kahr’ın ya da KPÖ’nün medya tarafından el üstünde tutulduğu söylenemez; tam tersine, ciddi siyasi baskılar ve güçlü bir muhalefetle karşı karşıyaydık. Bu seçim zaferi, tabandan yükselen, çalışmalarımıza inanan ve fikirlerimizi sahiplenen insanların omuzladığı kampanyanın bir sonucuydu.
Elke Kahr’ın vurguladığı bu 'kazanılmış güveni' halkla kurduğunuz o ilk temaslarda tam olarak nasıl başardınız?
Birincisi, halkın ve emekçilerin güvenini her gün yeniden kazanmak zorunda olduğumuz gerçeği. Bu, insanlarla sürekli temas halinde olmayı ve onlara somut destek sunmayı gerektiriyor.
İkincisi ise bizi 1990’ların başına götürüyor. O dönemde komünist hareket dünya çapında derin bir kriz yaşıyordu. Graz KPÖ olarak biz de bu süreçte şu şiarı benimsedik: “Hem günlük yaşamda hem de işçi hareketinin büyük hedefleri doğrultusunda yararlı bir parti olmak.”
Bu anlayış doğrultusunda konut ve kira sorunlarına, özellikle de Graz’daki belediye konutlarına odaklanarak, kiracılara somut destek sunmak ve haklarını savunmaktı oldu. Bu yaklaşım Graz KPÖ’sünün temel gündemlerine parçasına oldu. Elke Kahr da belediye başkanı seçildiğinde kentin sorunlarına aşağıdan, halkın gözünden bakmak istediğimizi söylemişti. Emekçilerin partisi olarak, siyasetimizin merkezine onların çıkarlarını koyuyoruz.
Bu bizim için dışarıdan gözlemlediğimiz bir durum değil; her gün danışmanlık görüşmelerimizde birebir tanık olduğumuz bir gerçeklik. Bürolarımızı herkesin rahatça gelip derdini anlatabileceği açık danışma ofisleri olarak görüyoruz. İnsanların sorunlarını dinlemek için zaman ayırıyoruz.
Karşılaştığımız başvurular son derece çeşitli. Bunlar kira borçları ya da yüksek aidat ve ısınma faturaları gibi klasik sorunlardan başlıyor. Benim sorumluluk alanımda ise sağlık, bakım hizmetleri ve çalışma koşullarıyla ilgili pek çok başvuru geliyor. Bağımlılıkla mücadele eden kişilerle de ilgileniyoruz; işyerinde baskı ve mobbinge maruz kalanlara da destek oluyor, iş hukuku konularında danışmanlık veriyoruz.
Aynı zamanda kendimizi sürekli öğrenen bir parti olarak görüyoruz. İnsanların asıl hangi sorunlarla boğuştuğunu ancak bu çalışmalar sayesinde öğrenebiliyor ve bunları siyasal faaliyetimize yansıtmaya çalışıyoruz.
Bir başka önemli ve güven sağlayan uygulamamız da maaş üst sınırı. Partide görev üstlenen herkes, maaşının yalnızca ortalama bir vasıflı işçi ücretine denk gelen kısmını kendisine ayırıyor; gelirinin yaklaşık üçte ikisini ise ihtiyaç sahiplerine aktarıyor.
Peki bu para insanlara nasıl ulaşıyor?
Elke Kahr ya da ben, görüşmelerimiz sırasında hangi konuda yardımcı olabileceğimizi insanlarla birlikte değerlendiriyoruz. Benim açımdan bu, her ay yaklaşık 4.500 Euro’yu ihtiyaç sahiplerine aktarabildiğim anlamına geliyor. 2017’den bu yana bu amaçla kullandığım tutar 560 bin Euro’yu aştı. Çoğu zaman kira borcu bulunan birine hızlı biçimde destek sağlamak söz konusu oluyor. Kira hesabına kısmi bir ödeme yapıyor ve ardından konut idaresiyle iletişime geçiyoruz. Örneğin Volkshilfe’ye ya da belediyenin sosyal yardım birimine başvurulmasını sağlıyoruz. Böylece sürecin avukatlara taşınmasını ve giderek artan masrafları önleyebiliyoruz. Diğer durumlarda ise tıbbi cihazlar, ilaç giderleri ya da okul gezilerine katılım masrafları için destek sağlıyoruz.
İnsanların zor duruma düşmesini önlemek için yerel yönetimde neleri başardınız ve önünüzdeki en büyük engeller nelerdi?
Graz Belediyesi’nin yaklaşık 4.500 belediye konutu bulunuyor. Belediyeye ait konutlarda kira artışlarına üst sınır getirdik. Buna göre 2021-2026 döneminde kiralar beş yıl boyunca %4’ten fazla artırılamayacak. Aynı dönemde 420 yeni belediye konutu inşa ettik. KPÖ’nün sorumluluğunda toplamda 1.500 belediye konutu hayata geçirildi.
Belediye konutları, kamusal mülkiyetin önemli araçlarından biri; hem insanlara uygun fiyatlı konut sağlayabiliyor hem de özel konut piyasası üzerinde dengeleyici bir etki yaratabiliyorsunuz.
Bunun yanında, ‘Kiracı Destek Hattı’nı kurduk. Özel konut piyasasında kiracılar ile ev sahipleri ya da emlak şirketleri arasında anlaşmazlıklar yaşanıyor. Karşı tarafta iyi ücret alan avukatlar bulunuyor. Biz ise hukuki danışmanlık sunuyor, insanları hakları konusunda bilgilendiriyor ve cesaretlendiriyoruz.
Konut alanındaki çalışmalarımız dışında, Sosyal Kart (SozialCard) uygulaması da bulunuyor. Bunun sayesinde toplu taşımada önemli bir indirim sağlanıyor; yıllık ulaşım kartı yalnızca 60 Euro’ya alınabiliyor. Ayrıca Noel yardımı, yakacak desteği ve okul başlangıç yardımı gibi çeşitli destekler de sunuluyor.
İlk yönetim dönemimizde bu karttan yararlanabilecek kişilerin kapsamını düşük ücretli çalışanları da içine alacak şekilde genişlettik. Daha önce yalnızca düşük emekli aylığı ya da sosyal yardımla geçinenler Sosyal Kart’tan yararlanabiliyordu.
Bizim açımızdan stratejik hedef, Graz’ı halktan yana bir kent haline getirmekti. Elbette, aldığımız oylar ile belediye düzeyinde sosyalizm inşa edemeyeceğimizin farkındayız. Ancak önemli olan, yerel yönetimin kimin yanında durduğudur. Bu nedenle insanların ihtiyaç duyduklarında başvurabilecekleri sağlık, bakım, konut danışmanlığı gibi kamusal mekanizmalar oluşturmayı hedefledik.
Elbette Marksist bir parti olarak çağımızın büyük meselelerine ilişkin analizler yapabiliriz. Ama bunun yanında insanların, “Benim şu sorunum var, burada yardıma ihtiyacım var,” dediği çok somut durumlarda yardımın günlük yaşamda gerçekten karşılık bulması önem taşır. Biz neoliberal siyasetin körüklediği bireyciliğe, dayanışmanın zayıflatılmasına karşı mücadele ediyoruz. Burada belirleyici olan, hiç kimsenin kendisini unutulmuş hissetmemesi.
Halka yakın, şeffaf ve katılımcı bir şehir yönetimini nasıl hayata geçiriyorsunuz?
Belediye meclisinin temsilci gönderdiği bütün kurul ve komisyonlarda tüm siyasi grupların temsil edilmesini sağladık. Daha fazla şeffaflık ve denetim istiyoruz, saklayacak hiçbir şeyimiz yok. Aynı zamanda Graz Belediyesi’ndeki görevlendirme ve atama süreçlerini de nesnel ve şeffaf hale getirerek eski parti kayırmacılığına son verdik.
Bunun yanında ekiplerimizle birlikte bize gelen bütün e-postaları yanıtlamaya özen gösteriyoruz. Bazen belediye başkanının pazar gecesi saat 23.00’te bizzat yanıt vermesine insanlar şaşırıyor. Biz de kent yaşamının doğal bir parçasıyız. Belediye başkanını bir sokak festivalinde, otobüste ya da tramvayda durdurup doğrudan konuşabilirsiniz. Elbette yurttaş danışma kurulu gibi belediyenin resmi katılım mekanizmaları da mevcut. Ancak deneyimimiz, bu tür mekanizmaların çoğu zaman toplumun yalnızca sınırlı bir kesimine ulaşabildiğini gösteriyor. Bu nedenle insanların sokakta ya da alışveriş sırasında bize anlattıkları bizim için son derece değerli.
Bizim için ilkelerimiz ve siyasal duruşumuz, makam ve mevkilerden daha değerlidir. Halkın yanında duran bir kent yaratmak, kamusal yararı ve dayanışmayı güçlendirmek istiyoruz.
Pratik ile ideolojik çalışmayı nasıl bir arada yürütüyorsunuz?
Elbette kitaplardan, klasiklerden, Marx, Engels ve Lenin’den edinilen bir bilgi birikimi var. Ancak 1990’lar ve 2000’lerde yaşadığımız toplumsal yalıtılmışlık dönemi ve sürdürmek zorunda kaldığımız marjinal varoluş, solun birçok kesiminin teori ve pratiğini derinden şekillendirdi. O zamanlar insanlarla kurulan günlük temas partilerin adeta oksijeniydi.
Bu nedenle insanların gündelik yaşamında gerçek bir rol oynayabileceğimiz araçlar geliştirmek bizim için her zaman çok önemli oldu. Mesele marjinal bir çevre içinde var olmak, belli bir siyasal çevreye hitap eden bir mekan açmak ya da alternatif bir mahalle örgütlemek değil, geniş kitlelere ulaşmaktır. Yaşadığım semt küçük ve klasik bir işçi mahallesi. Sokaklarda kırmızı bayraklar ya da sol sloganlar neredeyse hiç görmezsiniz ama Komünist Parti burada oyların yüzde 54’ünü aldı. Bu ilk bakışta fark edilmeyebilir, ancak burada ve birçok başka mahallede insanların zihinlerine ve kalplerine ulaşabildiğimiz anlamına geliyor. Partinin büyümeye devam edebilmesi için ihtiyacımız olan oksijen tam da budur.
Belediye siyasetinizi başarıya ulaştıran örgütlenme yapısını nasıl yürütüyorsunuz?
İşyerlerinde ve İşçi Odası’nda (Arbeiterkammer) faaliyet gösteren Sendikal Sol Blok (GLB-KPÖ) yapımız bulunuyor. Bunun yanı sıra sağlık ve bakım alanında çalışanlara yönelik özel bir çalışma grubumuz var. Yılın başında huzurevlerindeki personel kesintilerine karşı gelişen büyük bakım emekçileri protestosu bizim için son derece önemliydi. Daha genel olarak insanlara yaşam koşullarından hareketle ulaşıyoruz; lise, üniversite öğrencilerine ve genç işçilere yönelik çalışmalar yürütüyoruz. KPÖ tek başına hareket etmiyor, dost gençlik örgütlerimiz aracılığıyla toplumun farklı kesimlerine ulaşıyor.
Gençler arasında antikapitalist ve Marksist fikirlere yönelik yeni bir dinamizm var. Gençlerin büyük bölümü kapitalizmin kendilerine yaşanabilir bir gelecek sunamayacağını biliyor. Yeni bir çıkış yolu arayan bu kuşağa karşı sorumluluğumuz var, çünkü bu arayış neo-faşist ya da dinci-fundamentalist güçler tarafından da istismar edile bilir.
Peki örgütlülüğünüz içinde ne gibi farklılıkla yaratıyorsunuz?
Steiermark KPÖ’sü olarak günlük yaşamda yararlı bir parti olma anlayışıyla yeni bir pratik geliştirirken, Marksist pusulamızı da koruduk. Ne ilkesizliğe ne de kariyerizme savrulduk, esas olan halkla ittifak kurabilmektir. Siyasal mücadeleye katılmak isteyen insanlar için somut, yaratıcı ve sıkıcı olmayan pratikler yaratmak gerekir. Parti içinde örgütlenmek keyif ve heyecan vermelidir.
Komünistler çoğu zaman önce kendilerinin de öğrenmesi gerektiğini küçümsüyor. Bu öğrenme yalnızca teorik metinlerden değil; insanların barınma koşulları, çalışma hayatları, dünyaya bakışları ve neden belirli sonuçlara ulaştıkları üzerine onlarla yapılan sohbetlerden de gelir.
İnternet sitenizde KPÖ’nün uzun vadeli bir kadro politikası geliştirdiğinden bahsediyorsunuz. Biraz açabilir misiniz?
Kavramı fetişleştirmemek gerekir. Sonuçta kadro, daha fazla sorumluluk üstlenmeye gönüllü olan ve zamanla deneyim kazanan kişidir. Graz ve Steiermark KPÖ’sü olarak biz bu kavram üzerinde çok fazla durmuyoruz. Partimizde çeşitli görevler vardır ve önemli olan bunların yerine getirilmesidir.
Elbette bir parti, mümkün olduğunca çok üyesinin ve sempatizanının yeteneklerini geliştirmesine, yeni beceriler kazanmasına ve her şeyden önemlisi pratik içinde ve insanlarla ilişki kurarken özgüven edinmesine özen göstermelidir.
Böylece ideal olarak partinin mümkün olduğunca çok eli, yüreği ve beyni olur. Bunun yanında yanlış bir hiyerarşi anlayışına kapılmamaya da dikkat etmek gerekir. Yani Belediye Başkanı Elke’nin ya da benim, belediye meclis üyesi olarak birlikte ofiste kahve fincanlarını yıkamamız, etkinliklerde bira servis etmemiz ya da ertesi gün masaları toplayıp temizliğe yardım etmemiz son derece doğal. Bir parti kadrosu hiçbir işi kendisine yakıştıramamazlık etmemeli ve kendisini başkalarından üstün görmemelidir.