• İstanbul'daki anmada konuşan DEM Parti Milletvekili Cengiz Çiçek, şunları söyledi: "Biz onurlu bir halkız, özgürlüğümüzden asla vazgeçmeyiz. Varsa bir onursuzluk, Kürt’e bunu reva görenlerindir.
  • Tarihsel bir süreçteyiz. İşimiz her zamankinden daha zor. Mücadele, biz Kürtler için bir zorunluluktur. Yeni bir sayfa açarken yolumuz, toprağa verdiklerimizin bize gösterdiği yol üzerinden çizilecek"

 

İstanbul’un Maltepe, Esenyurt, Fatih, Sultanbeyli ve Bağcılar ilçelerinde şehitler için anma programları düzenlendi.

Kürdistan Özgürlük Mücadelesi şehitleri için Maltepe, Esenyurt, Fatih, Sultanbeyli ve Bağcılar ilçelerinde, MEBYA-DER öncülüğünde anmalar gerçekleştirildi. Anma programlarına şehit aileleri, Barış Anneleri, siyasi parti ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ile çok sayıda yurttaş katıldı. Şehitlerin fotoğrafları, çiçeklerle masalara bırakıldı. "Em şehîden rûmetê bi bîr tînin", "Şehîdên me rûmeta me ne", "Têkoşîna wan rêya me ronî dike" ve "Şehîd namirin" pankartları asıldı. Şehitler için düzenlenen anma programları bir dakikalık saygı duruşuyla başladı. Saygı duruşunun ardından şehitlerin mücadelesini anlatan sinevizyon gösterimi izlendi. Daha sonra şehit aileleri konuştu. Aileler, şehitlere borçlu olduklarını belirterek, özetle şunları ifade etti: “Eğer bugün devlet ile müzakere yürütülüyorsa şehitlere borçluyuz. Şehitler sayesinde bugün buradayız. Onlar bizim için canlarını feda etti. Onların davasının takipçisi olacağımıza söz veriyoruz. Onların yolu bizim yolumuzdur.”

Konuşmaların ardından mevlit okundu.

FATİH

DEM Parti Fatih İlçe binasında düzenlenen taziyede MEBYA-DER adına Alaettin Altıntaş söz aldı. Ardından TJA aktivisti Ayşe Aksoy konuştu. Ayşe Aksoy, “Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, 27-28 yıldır tutsak olmasına rağmen devleti barış masasına getirdi. Bu şehitlerin kanı ve Başkan’ın iradesiyle bugün barışı konuşuyoruz” dedi.

MALTEPE

Maltepe’deki taziye, DEM Parti Maltepe İlçe binasında gerçekleşti. Taziyeye katılan yurttaşlar, ailelere başsağlığı dileklerinde bulunarak dayanışma ve destek mesajları verdi.

ESENYURT

DEM Parti Esenyurt İlçe binasındaki taziyeye yüzlerce yurttaş katıldı. Şehit aileleri adına konuşan Hanım Keskin, “Çok ağır bir acı ama başımız dik. Biz bu güzel gençlerin karşısında bir şey diyemeyiz. Gözyaşı dökmeyelim, onlara layık olalım. Biliyorum, acımıza hiçbir derman yok ama biz el ele vererek, birbirimize destek olarak acımızı biraz olsun hafifleteceğiz. Bijî Serok Apo, Şehîd namirin” ifadelerini kullandı.

DEM Parti İstanbul İl Eşbaşkanı Arife Çınar ise şunları söyledi: “Kürt halkının bu topraklarda onurlu yaşaması için mücadele ettiler. Devletlerin inkâr, asimilasyon ve imha politikalarına karşı savaştılar. Borçlu olduğumuzu biliyoruz. Kürt halkının artık özne olacağı, yasalarda tanımlanacağı ve statüsünün belli olacağı şekilde mücadelemizi büyütmeliyiz.”

 

SULTANBEYLİ

DEM Parti Sultanbeyli İlçe binasındaki anmaya DEM Parti İstanbul Milletvekili Cengiz Çiçek de katıldı. Kürt halkının özgürlük mücadelesinde şehadetlerin, Kürt halkını ayakta tuttuğunu ve nasıl yaşayacağına ilişkin yol gösterdiğini ifade eden Cengiz Çiçek, şunları dile getirdi: “Bir halk, 21. yüzyılda ‘Ben Kürt'üm; dilim, kültürüm ve haklarım var. Dünyadaki bütün halklar gibi özgürce, eşit ve adil bir dünyada yaşamak istiyorum’ demek için 27 bin evladını toprağa verdi. Biz Kürtlerin başı dik; onurlu bir halkız. Bundan sonra her şeyimizden vazgeçeriz, özgürlüğümüzden asla vazgeçmeyiz. Varsa bir onursuzluk, Kürt’e bunu reva görenlerindir. Tarihsel bir süreçten geçiyoruz. İşimiz her zamankinden daha zor. Sanmayın ki Kürt halkının düşmanları komplo kurmaktan vazgeçti. Mücadele, biz Kürtler için bir zorunluluktur. Yeni bir sayfa açarken yolumuz, toprağa verdiklerimizin bize gösterdiği yol üzerinden çizilecek.”

BAĞCILAR

MEBYA-DER öncülüğünde DEM Parti Bağcılar İlçe binasında gerçekleştirilen taziyeye DEM Parti temsilcileri, TJA aktivisti Sebahat Tuncel ve çok sayıda yurttaş katıldı. TJA aktivisti Sebahat Tuncel, şöyle konuştu: “Bugün açıklanan şehitlerimiz şahsında tüm Kürdistan’da bir yas havası var ama aynı zamanda bir onur, bir de gurur var. Onlar, Kürtler dilini, kimliğini ve kültürünü özgürce yaşasın diye yola düştü. Elbette yürüyüşlerindeki durakların zorlu olduğunu biliyorlardı. Sonunda ölüm de vardı, tutsak olmak da vardı ama birilerinin fedakârlık yapması gerekirdi ki halk özgür yaşasın. Şimdi bu fedakârlığı yapan yoldaşlarımıza, şehitlerimize verilecek en anlamlı cevap, onların yarattığı bu değere sahip çıkmaktır. Varlığı inkâr edilen, kendi gerçekliğine yabancılaşmış bir Kürdistan gerçekliğinden artık ‘Vardık, varız, var olacağız’ diyen ve özgürlüğünü sağlamak isteyen bir toplumsal gerçeklik yaratıldı.” İSTANBUL