
Aynı zamanda Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın avukatlarından olan Boğatekin "15 Temmuz’dan sonra bambaşka bir süreç başladı. Zaten 2015 Temmuz’da başlayan savaş süreciyle birlikte hapishanelerdeki Kürt tutsakların sürgün edildiğini, hak ihlallerine uğradığını biliyorduk. OHAL ile birlikte yayınlanan Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) yaşamı muhalifler açısından daha zor bir hale getirdi" diye belirtti. İlk KHK’yle gözaltı süresinin 30 güne çıkarıldığına dikkat çeken Boğatekin, "Ceza yargılamasında şüpheli ve sanık haklarının neredeyse tamamını kaldıran yeni bir uygulama getirildi. 30 günlük gözaltı, 5 gün avukatla görüştürülmeme yine dosyada gizlilik kararı bunlar göz önüne alındığında bizi götürdüğü yer işkence" dedi. Fiziksel işkence izlerinin 4 günde hiçbir iz bırakmayacak şekilde vücuttan gittiğine işaret eden Boğatekin, "Onlarca müvekkilimiz gözaltına alındı, günlerce terörle mücadele şubelerinde tutuldular ve bu süreçte aileleri ve avukatlarıyla görüştürülmediler. Tutuklanıp cezaevine gittikten sonra ya da serbest bırakıldıklarında yaşadıkları işkenceleri anlatan birçok müvekkilimiz var" diye belirtti.
Antalya FETÖ’ya yıkıldı
İşkencenin cezaevinde de devam ettiğini kaydeden Boğatekin, "Antalya cezaevinde onlarca tutsak hastaneye kaldırılacak şekilde dövüldü. Avukat arkadaşlarımız yapmış olduğu girişimler sonucu cezaevi yönetiminden 'FETÖ’cü gardiyanların işidir' gibi rezilce bir cevap aldılar. Devletin hangi kurumunda bir suç işleniyorsa FETÖ’ye atılıyor" şeklinde konuştu.
Yüzlerce tutsak sürgün edildi
Hapishanelerde çok ciddi hak ihlalleri olduğunun altını çizen Boğatekin "Yaşadığımız derin süreçte ise daha da artmış durumda. Ağırlaştırılmış müebbet cezası alan tutsakların durumu daha da ağırlaştırılmış durumda. OHAL süreciyle birlikte hemen hemen her gün keyfi bir şekilde odalarda aramalar yapılıyor. Cezaevlerinde son süreçte en önemli sorunlardan biri de sürgün. Son 1 hafta içinde yüzlerce tutsak Kürdistan’dan batı illerine sürgün edildi. Özellikle Tekirdağ cezaevine gelen onlarca tutsak belki de Guantanamo’da bile yaşanmamış işkencelere maruz bırakıldı" diye anlattı.
Hasta tutsaklar tedavi edilmiyor
Tam teşekküllü hastanelerin tek başına kalamaz dediği hasta tutsakların Adli Tıp’ın reddine takıldığını belirten Boğatekin, "Yıllardır Adli Tıp’ın yıllardır adeta bir özel harp birimi gibi çalıştığını, özerk olmadığını söylüyorduk. Bugünse Adli Kıp basılıyor ve içinde teröristler var denilerek çalışanları tutuklanıyor" dedi. Gever’deki öz yönetim alanlarında vurulan ve ağır yaralı şekilde cezaevine atılan Sibel Çapraz’ın durumunu hatırlatan Boğatekin, hükümlü olmadığına dikkat çekerek, “Sibel Çapraz için Adli Tıp’tan rapor almaya, cumhuriyet savcısı ya da cumhurbaşkanı affına gerek yok. Rahatlıkla adli denetim serbestliği verilebilir, ancak bu haliyle bir de Menemen R tipi cezaevine gönderildi" dedi.
'Teröristsiniz, hepiniz öleceksiniz'
Boğatekin, kısa süre önce özel bakımın, özel korumanın uygulandığı söylenen Metris R tipi Cezaevi’nde OHAL’in ilanıyla birlikte PKK’li hasta tutsak Cengiz Sinan Halisçelik’in elinde Türk bayrağı olan adli tutuklu tarafından “Siz teröristsiniz hepiniz öleceksiniz” sloganlarıyla saldırıya uğradığını aktardı.
ERHAN CALIHAN/İSTANBUL
Tüm cezaevlerinde işkence var
ÇHD İstanbul Şubesi Hapishane İzleme Komisyonu, Marmara Bölgesi’ndeki cezaevlerindeki ihlalleri raporlaştırdı. OHAL sonrası tutsakların neredeyse bütün haklarının askıya alındığı belirtilen raporda "tüm cezaevlerinde işkence var" tespiti yer aldı. Özetle ihlaller şöyle:
* Bakırköy Cezaevi'nde görüş yasağını protesto eden tutsaklar Silivri Cezaevi'ne gönderildi.
* Bakırköy Cezaevi'nden Silivri Cezaevi'ne sürgün edilen 32 DHKPC'li kadın işkence ve tacize maruz kaldı. Avukatlarına müvekkilleri ile görüşmeleri sırasında saldırı yapıldı.
* Tekirdağ 1 ve 2 No'lu F Tipi Cezaevi'nde gardiyanlar koğuşlara girerek tutsakları darp ediyor.
* 2 Ağustos'ta Sincan Cezaevi'nden Tekirdağ Cezaevi'ne çok sayıda sürgün var.
* Edirne F Tipi'ne gönderilen ikinci müdür Haydar Ali Ak nedeni ile cezaevindeki işkence arttı.
* Hasta tutsaklar bir kangren sorun olarak duruyor. Edirne F tipi Cezaevi'nde olan Mahmut Boz'un tedavisinin yapılmasına izin verilmiyor.
* Tutsakların görüş, sohbet, iletişim hakkı kısıtlandı.
* Çıplak arama dayatması yapılmakta direnen tutsaklara işkence yapılmakta.
* Özgür Gündem, Evrensel, Birgün ve Cumhuriyet gibi gazeteler tutsaklara verilmiyor.
Zindanlar OHAL laboratuarı
Cezaevlerinde artan saldırılara ilişkin PKK'li ve PAJK'lı tutsaklar adına Deniz Kaya önceki gün yazılı açıklama yaptı. Zindanların darbe süreci sonrası yürürlüğe konulan "OHAL’in laboratuarını" dönüştüğünü belirten Kaya, sürgün, tecrit, işkence ve hak gasplarının adeta normal bir hal aldığını kaydetti. Cezaevlerinde yaşanan baskı ve ihlallerden bazıları şöyle:
* Tutukluların haftada bir olan 10 dakikalık telefon görüşme ve haftalık görüş hakları olağanüstü kararnamelerle gasp edilerek 15 günde bir yapılacak şekilde yeniden düzenlendi.
* Tutukluların avukatlarıyla görüşmeleri haftada bir gün, bir saat ile sınırlandırıldı. Görüşmeleri kamere kaydı altında, iki görevli eşliğinde yapılıyor.
* Keyfi bir şekilde koğuşlara baskın yapılmakta, kitaplara, kişilerin bireysel yazımlarına el konulmakta, buna karşı duran, direnen tutsaklar darp edilmekte, işkence edilerek tekli hücrelere alınmakta.
* Tutsaklar disiplin cezaları ve adli soruşturmalarla cezalandırılırken, ağır hasta tutsakların tedavileri yapılmazken hastaneye sevkleri durduruldu.
* Tutsaklar ayakta sayım verme, bir cezaevinden başka bir cezaevine sürgün edilirken zorla soyundurma türü dayatmalara maruz kalıyor.
* Telefon ve mektuplaşma gibi kısıtlamalar daha da arttı. Gazeteler, kitaplar yasaklandı. Bazı cezaevlerinde sadece TRT ve ATV izletiliyor.
* Bakırköy Kadın Cezaevi’nde olduğu gibi kadınlar çıplak arama sırasında tacize maruz kaldılar, tek kişilik hücrelere kapatıldılar.
* Bazı cezaevlerinde banyo, tuvalet ve koridorlara kameralar yerleştirildi. Kadın tutsakların yaşam alanları kameralarla 24 saat izleniyor.
* OHAL’den sonra birçok cezaevinde 3 kişilik koğuşlarda, 7-8 kişi kalıyor. Yatacak yer yok.
Hem hakaret hem soruşturma
İki eli olmayan ve Adli Tıp Kurumu (ATK) tarafından 3 kez "cezaevinde kalamaz" raporu verilmesine rağmen tahliye edilmeyen hasta tutsak Ergin Aktaş, sürgün edildiği İzmir Menemen R Tipi Cezaevi'nde şartları düzeltilmediği gibi cinsel saldırı ve psikolojik sorunları olan hükümlülerin olduğu bölüme konuldu. Aktaş'ı ziyarete giden TAYD-DER Eşbaşkanı Av. Seda Tanrıkulu, Aktaş'ın hücresinin yanında bulunan odaya cinsel saldırı suçundan hükümlü eski bir askerin getirildiğini, hücre penceresinin önüne gelip Ergin'e hakaretlerde bulunmasına rağmen cezaevi idaresi tarafından bu kişi ile birlikte Ergin'e de soruşturma açıldığını kaydetti. "Hasta tutsaklara yönelik uygulanan tecrit, OHAL'den sonra daha da ağırlaştı" diyen Tanrıkulu, "Ergin'in tutulduğu koşullar insani koşullar değil. Ergin'in tahliye edilmesi gerekiyor. Çünkü bu şartlarda yaşamını tek başına idame edemeyen durumda" diye belirtti.
Çözümleri yeni cezaevi
Darbe girişimi ardından artan tutuklamalarla yatacak yerin kalmadığı Diyarbakır E Tipi Cezaevi'nde insanlık dışı koşullarının düzeltilmesi için Adalet Bakanlığına başvuran tutuklulara şu skandal cevap verildi: "Hüküm ve tutuklu sayısındaki öngörülmeyen bu artışın karşılanması amacıyla önümüzdeki 5 yıl içerisinde 182 adet yeni ceza infaz kurumu yaptırılarak 106.776 kişilik kapasite artışı sağlanacaktır."
Adalet Bakanlığı verilerine göre cezaevlerindeki toplam hükümlü sayısı 150 bin 135, tutuklu sayısı ise 176 bin 116.