Güç odakları çocuk istismarını koruyor
Kadın Haberleri —

Epstein /foto:AFP
- Epstein dosyasına ilişkin konuşan İHD MYK üyesi Eren Keskin: “Çocuk istismarının coğrafyamızda çok yaygın olduğunu da bu istismarın güç odakları tarafından yapılması durumunda cezasızlıkla karşılaştığını da biliyoruz.”
Jeffrey Epstein dosyasında yer alan çocuk istismarı ve güç ilişkileri iddiaları dünya gündemindeyken, benzer olayların Türkiye'de de yaşandığına dair güçlü belgeler ortaya çıkıyor. Ancak Türkiye’de resmi olarak açılmış bir “Epstein bağlantılı dava” bulunmuyor. İnsan Hakları Derneği (İHD), Merkez Yürütme Kurulu (MYK) Üyesi Eren Keskin, Epstein’ın dosyasının küresel ölçekte kurduğu ilişkileri ve 1996’da yaşanan ve Mehmet Ağar'ın adının geçtiği olayı MA’ya anlattı. Eren Keskin, Epstein benzeri yapıların kendi coğrafyamızda da yaygın olduğunu ve cezasızlıkla korunduğunu vurguladı.
Çocukları Mehmet Ağar götürdü
Türkiye’de 2013’de bu konuya dair kendisine bir bilgi ulaştığını anımsatan Eren Keskin, Hollanda Adalet Bakanlığında müsteşar olan “Demink” adındaki kişinin 1996’da Türkiye’ye İnterpol toplantılarına geldiği, İstanbul’da bir gece kaldığı ve bu kişinin çocuk istismarcısı-pedofili olduğunu söyleyerek, Mehmet Ağar’ın, bu kişiye çocukları götürdüğünü ifade etti. İstismar olaylarının, sadece Epstein dosyasında olmadığını benzer olayların hem kendi coğrafyamızda hem de başka coğrafyalarda da yaşandığını vurgulayan Eren Keskin, “Ben yıllardır bu alanda çalışan bir avukat olarak, çocuk istismarının coğrafyamızda da çok yaygın olduğunu yakından bilen biriyim. Bu istismarın güç odakları tarafından yapılması ya da korunması durumunda büyük bir cezasızlıkla karşılaştığını da biliyoruz. O nedenle bu dosya beni şaşırtan bir dosya değil” dedi.
6 Şubat depremiyle bağlantısı çözülmedi
Eren Keskin, çocuk istismarlarının yaşandığı bu tür olayların daha çok bu alanda çalışan insan hakları savunucularının yapacağı bir mücadele ile açığa çıkarılabileceğini ifade etti. Eren Keskin, “Epstein dosyası, hak ettiği şekilde tartışılmadı, hatta hak ettiği zamanda da tartışılmadı. Bugün birbirine şantaj aracı olarak kullandıkları bu dosyalarda birçok çocuk mağdur oldu ve hayatlarına mal oldu. 6 Şubat depremiyle bağlantısıyla ilgili kimse somut bir delil ortaya koymadı. Ama çocukların kaçırılma olaylarının yaşandığını hepimiz biliyoruz. Bu gerçekler ortaya çıkarılmadıkça da var olan şüpheler her zaman varlığını devam ettirecektir” diye konuştu.
Şantaj için kullanılıyor
Eren Keskin, dosyaların mağdur çocuklar üzerinden değil siyasi hesaplaşma üzerinden tartışıldığını vurgulayarak, “Bir coğrafyada çocuk istismarının nasıl bu kadar yaygın olduğu ve nasıl bu kadar üstünün örtüldüğü konuşulmuyor. Hele ki dünyada kuralsızlığın, uluslararası hukukun bu kadar yerle bir olduğu süreçte devletlerin, bunu insan hakları adına yaptıklarına inanmıyorum. Eğer böyle olsaydı zamanında bu olaya el konulurdu” ifadelerini kullandı.
Çocuklar yaşananları anlattı
1996’da yaşanan olayı anlatan Eren Keskin, “Hüseyin Baybaşin Hollanda’da tutuklanıyor. Bu dava Türkiye ve Hollanda arasında adeta bir şantaja dönüşüyor. Davanın içeriğini çok bilmiyorum ama Hüseyin Baybaşin’in avukatları beni arayıp bu dosyada çocuk istismarı olayının olduğunu söylediler. Çocuklarla görüştüklerini, kayıtlarının kendilerinde olduğunu ve bu dosyanın üstüne gidecek bir avukat aradıklarını söylediler. Ben de ilgilenebileceğimi söyledim. Bu çocukların o tarihlerde alınmış ifadeleri var. ‘Burhan Kazmalı’ isimli bir gazeteci bu çocuklarla görüşmüş hatta çocukları alıp Demink’e götüren polis memuruyla da görüşüp röportaj yapmış. Bunların hepsini izledim. Sonra bu çocuklarla görüştüm. Olayın nasıl yaşandığını her şeyi anlattılar. Korktuklarını söylediler haklı olarak. Yine de suç duyurusunu yaptım” ifadeleri kullandı.
Washington DC'de 2025'te Trump ve Epstein'ı el ele tutuşurken gösteren "Sonsuza Dek En İyi Arkadaşlar" adlı bir heykel ortaya çıktı. Anonim sanat grubu "The Secret Handshake" tarafından yapılan bu protesto eseri, 23 Eylül'de Kongre binası yakınlarına yerleştirildi ama ertesi gün Ulusal Park Servisi tarafından kaldırıldı. Gizemli şekilde 2 Ekim'de yeniden dikildi ve kısa süre sonra tekrar söküldü. Foto:AFP
Dosyanın üstünü kapattılar
Daha önce bir istihbarat görevlisinin de suç duyurusunda bulunduğunu ancak sonuç alınamadığını belirten Eren Keskin, “İstihbarat görevlisi Mehmet Ağar’ı şikayet ediyor. Mehmet Ağar’ın, bu çocukların istismar edileceğini bile bile polis aracılığıyla Demink’e ulaşmasını sağladığını söylemiş. Fakat bu suç duyuruları da takipsizlikle sonuçlanmış. Biz tekrardan savcılığa suç duyurusu yaptık. Ama suç duyurumuz 20-25 gün içinde hiçbir araştırma yapılmadan kapatıldı” diye konuştu. Dosyanın kapatılmasına itiraz ettiklerini söyleyen Eren Keskin, şöyle devam etti: “İtiraz ettik o da reddedildi. İç hukuki yolları tamamen tükendi. Ben bütün bu olayları o tarihlerde de anlattım hatta özgür basın bunu haber yaptı. Ama diğer basın organları hiçbir şekilde bu olayla ilgilenmedi çünkü diğer tarafında Mehmet Ağar vardı. Yargı, o zamanda şimdi de çocukların üstün yararını hiçbir şekilde dikkate almadı. Çocukların ifadelerini alma gereği hissetmeden dosyayı kapattılar.”
Türkiye’de ifade özgürlüğü yok
Devletlerin uluslararası hukuku sürekli çiğnediğini ve Türkiye’nin de birçok uluslararası sözleşmeye imza atmış olmasına rağmen bu sözleşmeleri ihlal ettiğini hatırlatan Eren Keskin, “Bu, birçok devlet için söz konusu ama fark şu; ABD’de büyük bir hukuksuzluk yapıldığı doğru ama orada Trump’a karşı istediğiniz cümleleri kurarak karşı görüş ileri sürebilirsiniz. Onun aleyhine konuşup, film çekilebilirsiniz ve kimse sizi bunun için tutuklamaz. Fakat Türkiye’de ifade özgürlüğünün ne kadar sınırlı olduğunu görebiliyoruz. Türkiye’de siz hiçbir zaman bu ifade özgürlüğüne sahip değilsiniz” dedi.
Geri adım atmıyoruz
İnsan hakları savunucularının mücadelesini sürdüreceğini ifade eden Eren Keskin, son olarak şunları ifade etti: “Bizim yapabileceklerimiz sınırlıdır. Sonuçta uluslararası hukukun bile dünyadaki sağcılaşmadan çok etkilendiği bir süreç yaşıyoruz. Bu, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) kararlarına da yansıyor. Ama bu bize hiçbir zaman geri adım attırmıyor. Biz mücadelemize devam ediyoruz. Bunları yaparken sadece yargı tacizi altında kalmıyor, aynı zamanda dijital mecradan sürekli tehditler alarak işimizi yapıyoruz. Her şey erkek egemen, militer ve kapitalist emperyalizm dünyayla bağlantılı olarak yaşanıyor. O nedenle kendimizi de sorgulayarak bu sisteme karşı mücadele etmemiz gerekiyor.” İSTANBUL














