Dünyanın dört bir yanından kadınların dayanışması bana çok güç verdi. Ancak beni ve açlık grevindeki binlerce yoldaşımı yaşatmak için daha güçlü bir sese ihtiyacımız var. Çünkü yasal talebimiz yerine getirilmediği için cezaevlerinden tabutlar çıkıyor. AKP iktidarının en çok da Avrupa’nın sessizliğinden güç aldığını düşünüyorum.

Avrupa Parlamentosu (AP) Kadın Hakları ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Komisyonu, barış süreçlerinde kadınların rolünün ve 147 gündür açlık grevinde olan Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) Colemêrg Milletvekili Leyla Güven’in taleplerinin ve durumunun tartışılacağı bir toplantı düzenledi. Saat 15.00’ten 18.30’a kadar sürecek toplantıda ayrımcılığın interseksiyonal biçimleri ve AP’nin cinsiyet eylem planı gibi konular da masaya yatırılıyor.

AP Kadın Hakları ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Komisyonu toplantısına davet edilen Güven bir mesaj gönderdi. Güven’in mesajı, Komisyon’un dünkü toplantısına katılan HDP İzmir Milletvekili Serpil Kemalbay tarafından okundu.

Açlık grevlerinin kritik bir aşamaya geldiğine dikkat çekerek “Daha güçlü bir sese ve mücadeleye ihtiyacımız var” diyen Leyla Güven’in AP Kadın Komisyonu’na gönderdiği mesajın tamamı şöyle:

Merhaba sevgili kadınlar,

Sizlerin de bildiği gibi ben ve binlerce arkadaşım açlık grevindeyiz. Belki bizim bu eylemimize anlam vermekte zorlanıyorsunuzdur. “Talebinizi başka yöntemlerle dile getirebilirsiniz, neden kendinize zarar verecek bir eylemi tercih ettiniz?” diye sorabilirsiniz. Emin olun ki biz sayın Öcalan’a ve onun şahsında bütün Kürt halkına uygulanan tecride karşı çok mücadele ettik ama sesimizi hiç kimseye duyuramadık. Yaşadığımız ülkede, bırakın demokratik bir eylem yapmayı düşüncenizi ifade etmek bile yasak, suç. Bundan dolayı binlerce Kürt siyasetçi, aydın, yazar, gazeteci cezaevlerinde. Bizlerin yargılandığı ve ceza aldığı konular gerçekten çok trajikomik. Yargılandığımız konuların başında tecridi eleştirmek, Kürdistan demek, demokratik özerkliği savunmak ve bunun gibi demokratik talepler geliyor. Bu nedenlerden dolayı binlerce siyasetçimiz tutuklu ve birçoğu yurtdışına çıkmak zorunda kaldı, geride kalanlar da yargı kıskacında hukuksuzluklara karşı mücadele ediyorlar.

Bütün bunlar yaşanırken ben de tutuklu bir parlamenter olarak bu açlık grevi eylemi dışında bir yol bulamadım. Eğer 21. yüzyılda içinde milletvekilleri, siyasetçiler, gençler, kadınlar her kesimden insanların bulunduğu binlerce kişi kendisini aç bırakarak bir mesaj veriyorsa uluslararası kamuoyunun buna duyarsız kalmaması gerektiğini düşünüyorum. Ben ve arkadaşlarım yaşamı çok seviyoruz ama her insanın hakettiği gibi özgür ve eşit bir yaşamı. Arkadaşlarım aracılığıyla sizin AB Kadın Komisyonu olarak toplanacağınızı duydum. Bu vesileyle sizlere bir selam göndermek istedim. Davetiniz için çok teşekkür ediyorum. Aranızda olmak ve duygularımı yüzünüze bakarak ifade etmek isterdim. Ama sağlık koşullarım buna olanak vermiyor. Moralim ve iradem çok güçlü ama kızım ve arkadaşlarımın yardımı olmadan artık günlük yaşamımı sürdüremiyorum.

Ben bu eyleme başlarken AKP faşist iktidarının kolay kolay adım atmayacağını biliyordum. Bundan dolayı da kendimi her türlü ihtimale hazırlamıştım. İrlanda halkının cezaevindeyken milletvekili seçtiği ve halkının talepleri için girdiği açlık grevinde yaşamını yitiren sevgili Baby Sands gibi ben de gerekirse halkım için canımı verebilirim diye düşündüm. Sizin de bildiğiniz gibi ben 146 gündür (dün itibariyle) direnişimi sürdürüyorum ve siz sevgili kadınlar benim sesimi duydunuz. Dünyanın dört bir yanından kadınlar dayanışma duygularını benimle paylaştılar. Bu dayanışma bana çok güç verdi ve çok anlamlı. Ancak beni ve açlık grevindeki binlerce yoldaşımı yaşatmak için daha güçlü bir sese ve mücadeleye ihtiyacımız var. Çünkü yasal talebimiz yerine getirilmediği için cezaevlerinden tabutlar çıkıyor. Yoldaşlarımız tecride dikkat çekmek ve bizi yaşatmak için yaşamlarına son veriyorlar. Ben ve cezaevlerinde açlık grevinde olan yoldaşlarımın sağlığı kritik aşamada. AKP iktidarının imzaladığı uluslararası sözleşmeleri bile hiçe sayarken en çok da Avrupa’nın sessizliğinden güç aldığını düşünüyorum.

Sevgili kadınlar,

Dünyada erkek egemen sistem nedeniyle yaşanan tüm haksızlıklara, kötülüklere karşı birlikte mücadeleyi yükseltebiliriz. İnsan haklarının herkes için eşit uygulandığı, barışçıl bir dünya yaratabiliriz. Tıpkı Clara, Roza ve Sakine’lerin yaptığı gibi. Onlardan aldığımız bayrağı daha da yükseklere taşıyabiliriz. Ben kadınların mücadele geleneğine inanıyorum. Evet, başka bir dünya mümkün ve o dünyayı biz kadınlar inşa edeceğiz. Bu inanç ve umutla hepinizi selamlıyorum.