Strasbourg’da tecride karşı açlık grevlerinin 86’ıncı günü. HDP Temsilcisi Fayik Yağızay “Direnişin büyümesi Avrupa’yı harekete geçmeye zorlayacak” dedi.

BEDRAN DENİZ / STRASBOURG

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerindeki ağırlaştırılmış tecridin son bulması talebiyle Fransa’nın Strasbourg kentinde 14 direnişçinin başlattığı süresiz dönüşümsüz açlık grevi bugün tam 86’ıncı gününde. Açlık grevi direnişçileri, kentte bulunan Avrupa Konseyi (AK), İşkenceyi Önleme Komitesi (CPT) ve Avrupa Parlamentosu’nu (AP) harekete geçirmeye çalışıyor.

AKPM ve AP’de duyarlılık oluştu

Uzun yıllardır kentteki Avrupa Birliği kurumları nezdinde diplomatik çalışmalar yürüten HDP Temsilcisi Fayik Yağızay açlık grevi eyleminin başlamasından bu yana diplomasi çalışmalar yürüttüklerini söyledi.   Yağızay, basın-yayın kuruluşlarının ilgisinin yanı sıra uluslararası kurum ve parlamentoların harekete geçmesi için çabalandıklarını kaydetti.

Çalışmalarla belli bir duyarlılığın oluştuğunu kaydeden Yağızay, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi’nin (AKPM) Ocak ayındaki oturumlarına değindi. Yağızay, hem AKPM toplantıları kapsamında hem de Ocak ve Şubat’taki Avrupa Parlamentosu (AP) Strasbourg oturumlarında onlarca parlamenterin DTK Eşbaşkanı Leyla Güven’e destek ve tecride son verilmesi için eylemler düzenlediğini hatırlattı.

    Fayik Yağızay  

AKPM ve AP oturumlarında tecrit ve tecride karşı açlık grevi direnişlerinin birçok kez gündeme getirildiğini belirten Yağızay, iki kurumun başkanları ile Avrupa Birliği’nin Dış İlişkilerden Sorumlu Komiseri Federica Mogherini’ye mektuplar yazıldığını söyledi.

Tüm bu yetkililere açlık grevleriyle ilgili “neler yaptıklarının” sorulduğunu söyleyen Yağızay, en önemli gelişmenin ise AKPM’nin Ocak oturumundaki Türkiye ile ilgili tasarıya “acil gündemli” olarak oturum düzenlenmesi ve burada kabul edilen karar tasarısı olduğuna dikkati çekti.

Bu kararda doğrudan tecride dikkat çekildiğini ve Öcalan’ın adının ilk kez anıldığını hatırlatan Yağızay, tasarıda daha önce CPT’nin de raporlarında yaptığı tecride ilişkin tavsiyelerin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne (AİHS) uygun biçimde uygulanması istendiğini belirtti. Yağızay, şöyle devam etti: “Bu kararın uygulanmaması halinde Bakanlar Komitesi’nin harekete geçirilmesi yönünde bir karar alındı. Biz de bu kararın uygulanmasının takibi için birçok görüşme yaptık.  AK’deki heyetimizle birlikte AK Genel Sekreteri, AKPM Başkanı, Bakanlar Komitesi Genel Sekreteri, bazı grupların başkanları, İzleme; Siyasi ve Hukuk Komitesi gibi çok sayıda makamla görüşmeler yaptık. Bütün bu görüşmelerde AK’nin aldığı kararın hayata geçirilmesi yönünde taleplerimiz oldu. Bir parlamenter olan Leyla Güven’in o dönemde cezaevinde olması, ayrıca Türkiye’nin kendi imzaladığı anlaşmalara uyması yönünde taleplerimiz oldu. Yani bu anlaşmalara uyması halinde tecridin kalkması otomatik olarak gerçekleşiyor.”

CPT’nin tavrında değişiklik yok

CPT’nin geçtiğimiz haftalarda Şengal Diaspora Meclisi üyeleri ile açlık grevi eylemcilerinin görüşme başvurularını reddettiğini hatırlatan Yağızay, “Eyleme başlarken görüşmelerimiz oldu. Ve kendilerinin gönderdiği cevapta ‘aynı noktadayız; Türkiye ile diyalogdayız ve dolayısıyla da aynı şeyleri tekrar söylemeye gerek yok’ anlamına gelen bir cevapları olmuştu” diye konuştu. CPT’nin tavrının kesinlikle tatmin edici olmadığının altını çizen Yağızay, cezaevlerini ziyaret etmeye yetkili tek kurum olarak CPT’nin çok şey yapabileceğini vurguladı. Yağızay, tüm bunlara rağmen AK ve CPT ile görüşmelerinin devam edeceğini söyledi.

Kritik aşama AK’yi endişelendiriyor

Yağızay, açlık grevlerinde oldukça tehlikeli bir sürece girilmesinin, Avrupa Konseyi (AK) ve diğer kurumlarda endişe yarattığını da söyledi.  Yağızay, o yüzden de bu kurumların çözüm bulunabilmesi için “Bir arayış içerisinde olduklarını” bildiklerini ifade etti.

Direnişin büyümesi Avrupa’yı harekete geçirecek

Kitlesel eylemliliklerin büyümesinin ve Avrupa’nın Kürt halkının var olan gücünü görmesinin önemli olduğunu söyleyen Fayik Yağızay, büyük ve barışçıl eylemlilikler karşısında Avrupa’nın uzun süre sessiz kalamayacağına vurgu yaptı. Tüm cezaevlerine yayılan açlık grevlerinin Avrupa’da da genelleşmesi ihtimalinin etkisini değerlendiren Yağızay, direnişin kitleselleşmesine ilişkin, “Açlık grevi direnişine daha fazla duyarlılık, daha fazla basında yer alması, parlamentolarının, hükümetlerinin, sivil toplum örgütlerinin gündemine girmesine yol açacaktır bu” dedi.

Eylemlerin kitleselleşerek süreklileşmesi önemli

Avrupa devletlerinin Türkiye nezdinde harekete geçmesini sağlayacak olanın Kürt halkının demokratik eylemsellikleri olduğunun altını önemle çizen Yağızay, barışçıl eylemlerin kitleselleştirilerek sürmesi çağrısı yaptı.   Yağızay, Türkiye’de yaşanan katliamlar, ağır insan hakları ihlalleri ve baskı ortamına rağmen Türkiye ile “Hiçbir şey olmamış gibi ticari ve siyasi ilişkilerini sürdüren” devletlerin sorumluluğuna işaret etti. Yağızay, tepkisini yeterince ortaya koyamayan Kürt halkının da sorumluluğu olduğunu sözlerine ekledi. Yağızay’ın verdiği bilgilere göre, önümüzdeki hafta içinde hem AK’de hem de AP’deki oturumlar vesilesiyle çok sayıda görüşme planlanıyor. Ayrıca AP’nin Türkiye raporunun bu hafta oylanacağı biliniyor.