17 Kasım’dan beri Fransa’yı sarsan Sarı Yelekliler’in eyleminin ardından sendika temsilcileriyle görüşen Macron, ulusa sesleniş konuşmasında ülkeyi en güçlü biçimde savunan lider modeli olarak kendisini lanse etti. Macron konuşmasıyla, kaybettiği halk desteğini yeniden oluşturma çabasındaydı.   SELMA AKKAYA PARİS Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un hükümeti, giderek artan eylemler, öğrenci hareketinin eylemlere dahil olması ile birlikte Pazartesi 4 saat boyunca CGT, CFDT, FO, CFE-CGE ve CFTC olmak üzere 5 işçi sendikasının temsilcilerinin katıldığı bir görüşme gerçekleştirdi. Görüşmede Macron’un temsil ettiği işverenler unutulmamıştı. Fransa’nın üç önemli işverenler birliği Medef, CPME ve U2P temsilcileri de toplantıda hazır bulundu. Fransız Hükümeti ve Macron, eylemleri şiddetle bastırma yoluna gitmenin çözüm olmadığını geçtiğimiz Cumartesi net bir biçimde anladı. Ardından Pazar günü bütün otoyollardaki radarların tahribi, liselilerin yeniden boykot kararıyla hükümet ve Macron kırıntı düzeyinde de olsa belli değişiklikler yapmaktan başka çare bulamayarak, sendikaların temsilcileriyle masaya oturdu. Macron: Ülkede derin bir öfke var Elysee Sarayı’nda gerçekleştirilen toplantıda Genel Emek Konfederasyonu Genel Sekreteri Philippe Martinez, Fransız Demokratik İşçi Konfederasyonu Genel Sekreteri Laurent Berger, Sendikalar Birliği Federasyonu Başkanı Bernadette Groison, Başbakan Edouard Philippe, Tarım Bakanı Didier Guillaume, İçişleri Bakanı Christophe Castaner, Sağlık Bakanı Agnes Buzyn, Bütçe Bakanı Gerald Darmanin, Çevre Bakanı Francois de Rugy, Hükümet Sözcüsü Benjamin Griveaux, Fransa Ulusal Meclis Başkanı Richard Ferrand, Belediye Başkanları Birliği Francois Baroin ve Senato Başkanı Gerard Larcher hazır bulundu. 4 Saatlik toplantı sonrası basın karşısına geçen Macron, konuşmasının ilk cümlesinde, Sarı Yelekliler’in eylemlerine ilişkin yaptığı açıklamada, “Ekonomik ve sosyal OHAL’deyiz” dedi. Sarı Yeleklilerin eylemlerine dönük “Sorumluluğumu kabul ediyorum” diyen Macron, “Ülkede derin ve haklı bir öfke var. Tarihi bir dönüm noktasındayız, bunu diyalogla çözeceğiz. Aday olduğum zaman söylediklerimi unutmuş değilim. Ekonomik ve sosyal aciliyetlere güçlü tedbirlerle yanıt vereceğiz. U dönüşleri ile değil, vergileri hızlı bir şekilde keserek, harcamalarımızı kontrol altına alarak” ifadelerini kullandı. Ardından “Tek endişem sizsiniz. Tek savaşımız Fransa için” diyen Macron, bu kısa açıklamanın devamını ise akşam  televizyon ekranlarında geldi. Macron ulusal sesleniş konuşması gerçekleştirdi. “Ülkede derin ve haklı bir öfke mevcut. Aday olurken söylediklerimi unutmuş değilim. Bu hafta içerisinde önemli kararlar vereceğim” sözleriyle konuşmasına başlayan Macron sorumluluğu aldığını belirterek, “söylediklerimle bazılarınızın canını yaktığını biliyorum. Bu akşam size çok açık olmak istiyorum. Eğer savaştıysam ülkemize hizmet etmek için ve onu sevdiğim içindir” diyerek Fransa’yı en güçlü biçimde savunan lider modeli çizerken, kaybettiği halk desteğini yeniden oluşturma çabasındaydı. ‘Asgari ücret 100 euro artacak’ Fransa’nın ekonomik ve sosyal olağanüstü halde olduğunu, ülke çapında daha fazla çalışılması ve üretilmesi gerektiğini belirten Macron “Asgari ücret 2019 yılından itibaren 100 euro artacak. Fazla mesai, vergiler ve harçlar olmadan ödenecek. Haysiyetle yaşayabileceğimiz bir Fransa istiyoruz” vaadinde bulundu. 100 euro ile açlık sınırına gelen asgari ücretlilerin hayatında bir şey değişmeyeceğini adı gibi bilen Macron vaatlerine bu kez, “Ayda 2 bin euronun altında kazanan emeklilere yönelik sosyal güvenlik vergisindeki artışı 2019’da iptal ediyorum. Bu haksızlıktı” diye devam etti. Halkın davasını meşru bulduğunu ve halkın çaresizliğini anladığını dile getiren Macron, şiddetin kabul edilmez olduğunu ifade etti. Macron devamla, “Bu çaresizlik dünden kalma değil, 40 yıllık bir çaresizlik” dedi ve kendisinden önceki iktidarların yükünü taşıdığını ima etmekten kaçınmadı. Belediye başkanlarından öğrenecek Kaldırdığı zenginlik vergisi için “Bu vergi 40 yıldır vardı ve işe yaramadı. Hep birlikte her şeyden önce görevimizi belirlemeliyiz” diyen Macron, halkı çalışmaya, öğrenmeye ve iklim değişikliği için alışkanlıklarını değiştirmeye davet etti. Macron konuşmasında yereldeki halkın sorunlarını daha yakından takip etmek için belediye başkanları ile tek tek görüşeceğini de sözlerine ekledi. “Şirketlerden çalışanlarına yıl sonu ikramiyesi ödemelerini isteyeceğim” diyen Macron, halkın meşru talepleriyle hak talepleri karşısında bahsettiği bir kaç kırıntıyı ise tarihi ilan etti. Macron “Bugün tarihi bir gün. Tek mücadelem sizin için. Tek mücadelemiz Fransa için. Yaşasın Fransa” sözleriyle konuşmasını sonlandırdı. Konuşmanın tamamına bakıldığında elle tutulur tek gelişme o da gelişme sayılırsa 100 euroluk asgari ücret artışı oldu. Sarı Yelekliler konuşmadan tatmin olmadı Macron, Sarı Yelekliler’in giderek büyüyen eylemi karşısında önce akaryakıt zamlarını geri çekmişti. Ardından sosyal adalet talebinin daha da güçlü bir dalga olarak geldiğini gören Macron bu kez kırıntı düzeyinde asgari ücret artışı, kimi vergilerin kaldırılması gibi vaatlerde bulundu. Söz konusu konuşmayı yakından takip eden Sarı Yelekliler, sosyal medya ağı üzerinde tartışmaları da aynı anda başladı. Küçük bir azınlık eylemi bırakmaya karar verirken, Macron’u dinleyen binler, 5. etap için Cumartesi yeniden eylemde olacaklarını bir kez daha duyurdu. Sarı Yelekliler önce 2019’da yürürlüğe girecek akaryakıt zamlarına karşı sokaklara indi. Otomobil kullanıcıları sarı yelek giyerek yolları bloke ederken, eylem daha sonra sosyal medya üzerinden ülkenin her yanına yayıldı. Asıl olarak büyük kent merkezleri dışında gelişen eylem, 17 Kasım’dan bu yana 4 kez büyük buluşma gerçekleştirdi. Eylemciler Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nın kapısına kadar dayandı. Paris başta olmak üzere birçok kentte 10-15 saati bulan çatışmalar yaşandı. Çatışmalarda 4 bin 565 kişi polis karakollarına taşınırken, bunun 4 bin 99’u gözaltına alınıp haklarında soruşturma başlatıldı. Sarı Yelekliler’i desteklemek ve üniversite giriş sürecini zorlaştıran eğitim reformunu protesto eden liseliler ise günlerdir eğitimi durdurmuş bulunuyor. 700 liseli gencin gözaltına alınmasının ardında eylemler büyümüş, hükümet çareyi Pazartesi’den itibaren eylemlerin yoğun olduğu okulları tatile sokmakta bulmuştu. Macron’un ulusa sesleniş konuşmasının eylemlerin önünü ne kadar alacağını önümüzdeki günlerde göreceğiz ama konuşmaya başladığı andan itibaren sosyal medyaya bakıldığında söz konusu Macron vaatlerinin çok tatmin edici görülmediği açık!
 

Fransa’da öğrencilerden ‘Kara Salı’ eylemi

[caption id="attachment_147917" align="alignright" width="391"] AFP/PARİS[/caption] Fransa’da başta Paris olmak üzere farklı kentlerde sokakları dolduran çok sayıda lise ve üniversite öğrencisi, üniversiteye girişte ve lise müfredatında değişiklik öngören yasa tasarısını ‘Kara Salı’ eylemleriyle protesto etti. Düzenlemeleri protesto etmek için öğrenci sendikalarının ‘Kara Salı’ çağrısına katılan liseliler, Salı günü sabahın erken saatinde harekete geçerek 450 okul önünde eyleme geçti. Bağımsız ve Demokratik Liseliler Federasyonu Başkanı yaptığı bir açıklamada, “Taleplerimiz karşılanana dek protestolarımızı sürdüreceğiz” dedi. Macron’un protesto edilen reformları arasında okul bitirme sınavının iptali, sözel – sayısal – sosyal bölümlerinin kaldırılması gibi maddeleri öğrenciler arasında ayrımcılık olarak gören öğrenci sendikaları, eylemlere devam edeceklerini duyurdu. [caption id="attachment_147925" align="alignright" width="1068"] AFP/PARİS[/caption] Aralarında Paris, Rennes, Reims, Amien ve Montpellier’nin de olduğu ülke genelinde blokaj eylemleri yapılırken, UNL Sendikası Başkanı Louis Boyard, Macron’un açıklamasına tepki göstererek, “On gündür yüzlerce liseyi harekete geçirdik, 10 gündür bize diz çöktürmeye çalışıyor ve bizi copluyor. 10 gündür Emmanuel Macron tek bir kez kamuoyu önünde ‘liseli’ kelimesini kullanmadı” dedi. 5.Cumartesiye hazırlık yapılıyor Öte yandan Fransız Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un Pazartesi akşamı yaptığı açıklamayı Sarı Yelekliler de yeterli görmedi. Salı sabahından itibaren otoyol blokajları kurulurken, Sarı Yelekliler’in 5.büyük gün olarak adlandırdıkları önümüzdeki Cumartesi için de hazırlıklar, tüm hızıyla sürdürülüyor. 4 haftadır süren eylemlere bu kez de demiryolları işçileri dahil olacak. Genel İş Sendikası CGT, 14 Aralık Cuma günü demiryolları ve toplu taşıma çalışanlarını greve çağırdı. SCNF ve RATP kurumlarında yapılacak grevlerle hükümetin sosyal politikaları hedefte. Diğer taraftan kamu emekçileri kamuda 2022’de çalışan sayısının 10 bine düşürme planına karşı Salı gününden itibaren greve başladı.  PARİS https://twitter.com/i/status/1072479910080458752
 

Bayık: Erdoğan’ın söylediğinin tersi doğrudur

KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Bayık, Erdoğan’ın Türk polisini Fransız polisiyle kıyaslayarak övmesini, “Faşistler hiçbir zaman yaptıklarını çirkin görmezler. Bu faşizmin karakteridir. Erdoğan ne söylüyorsa tersi doğrudur” dedi. BERFİN BAĞDU/DENİZ GAFUR ANF/BEHDİNAN Fransız polisinin sokaklarda göstericilere karşı durduğunu ama Türk polisinin evlerde, binalarda etkinliklere saldırdığını, Cumartesi Anneleri’nin bir araya gelmesini bile engellediğini hatırlatan KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Cemil Bayık, “Şimdi bundan daha vahşi bir şey olabilir mi?” diye sordu. KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Cemil Bayık, Medya Haber TV’de yayınlanan Ülkeden Özel programında Gazeteci Esra Mikyaz’ın sorularını yanıtladı. Avrupa toplumunda kapitalizm ne kadar tahribat yaratmış olursa olsun demokratik özgürlükçü değerler varlığına özellikle de Fransa’ya dikkat çeken Bayık, “Çünkü büyük bir Fransız devrimi gerçekleşmiş ve dünyayı etkilemiştir. Onun için Fransa’da böylesi bir eylemin gelişmesi tesadüfü değildir, yani tarihiyle bağlantılıdır. Tarihteki demokrasi ve özgürlük değerleriyle bağlantılıdır. Sarı Yelekliler’in eylemi biraz da bunu ifade ediyor” dedi. Özü itibariyle demokratiktir Fransa’daki adaletsizliklerin protesto edildiğini, hatta Macron’un zamları 6 ay donduracağını söylemesine rağmen kararlıca sürdürüldüğünü belirten Bayık, şöyle devam etti: “Sorun, 6 ay sorunu değil. Geliştirilen politikalar, daha çok zenginleri koruyan ama toplumun genelini ise yoksullaştıran, zor duruma düşüren politikalardır. Eğer zenginleri koruyan yasalar, kararlar olmasaydı bu kadar toplumda geniş bir etkide bulunamaz, destek görüp yayılamazdı. Bu eylemler tabi özü itibariyle demokratik eylemlerdir. Onun için zaten toplumda destek buluyor. Bu tarzda da süreceği anlaşılıyor.” Faşist kendi çirkinliğini görmez AKP Genel Başkanı ve Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Fransız polisinin ne kadar vahşi, kendilerinin de ne kadar demokratik ve insancıl olduğunu iddia ettiğine dikkat çeken Bayık, şöyle konuştu: “Bu, faşistlerin söylemidir. Faşistler hiçbir zaman yaptıklarını çirkin görmezler, tam tersine en iyi, en güzel şeyler olduğunu ballandıra ballandıra topluma sunarlar. Bu faşizmin karakteridir. Şimdi Erdoğan’ın da yaptığı budur. Aslında bunu yeni yapmıyor. İktidara geldiğinden beri bunu yapıyor. Şunu rahatlıkla söyleyebilirim; Erdoğan ne söylüyorsa tersini düşünmek gerekiyor. Tersi doğrudur. Erdoğan diyor ki, Türkiye’de basın özgürlüğü var. Dünyada hiçbir yerde olmadığı kadar basın özgürlüğü Türkiye’de var diyor bunun gerçeği nedir? Dünyada Türkiye kadar basın özgürlüğünün ayaklar altına alındığı bir yer yoktur. Zindanlar basıncılarla doludur.” Türk polisinin topluma karşı tam bir vahşet uyguladığını vurgulayan Bayık, Endoğan’ın manüpülasyonunun da hiç bir kıymeti olmadığını vurguladı. Bayık “İstedikleri kadar yalan söylesinler, istedikleri kadar her şeyi ters yüz göstersinler artık kimseyi aldatamazlar, faşizmin gerçeğini örtbas edemezler. Onun için Erdoğan’ın o söylemlerinin hiçbir değeri yoktur. Onunla kendi gerçeğini söylüyor” dedi.