Almanya Gündemi
Almanya Hıristiyan Demokrat Partisi CDU’nun 2 günlük kongresi dün “Güçlü Almanya. Herkes İçin Fırsatlar” sloganıyla Hannover’de başladı. Kongre öncesi Alman basınında konuyla ilgili haberlere geniş yer verildi. Ancak o haberlerde partinin ülkede yaşanan sorunlara ilişkin çözüm projeleri hakkında ipucu bulmak mümkün değildi. Zira medyadaki yansımaya bakıldığında kongrede tartışma yaratabilecek tek gündemler, CDU Kadın Kolları’nın annelerin emeklilik maaşını artırma planı, “Çılgın 13” denen grubun eşcinsel evliliklere vergi eşitliği projesi ve önümüzdeki yıl yapılacak genel seçimlerde Birlik 90/Yeşiller ile koalisyon ihtimalidir.
O açıdan bakıldığında bugün sona erecek kongrede güçlü içeriklerin gündeme gelip tartışılması ta başından beri beklenmiyordu. Ne CDU’nun öyle bir hazırlığı vardı ne de kamuoyunun iktidardaki parti ile ilgili öyle bir beklentisi söz konusu. Zira parti kongresi, formalitenin ötesine geçen bir şey değil artık. Gündemdeki siyasi meseleler, toplumun yaşadığı temel sorunlar, ülkenin geleceğine dönük perspektif gibi konular pek de rol oynamıyor. Alan memnun, veren memnun bir anlamda.
Fakat CDU’nun kongresi bir açıdan yine de dikkat çekici olup, Almanya’da siyasetin nasıl bir şeye dönüştüğüne dair önemli ipuçları sunuyor. Şöyle ki bu ülkede de artık temel tartışmalar ne toplumla birlikte ne de toplumun huzurunda yürütülüyor. Elbette bu yeni bir durum değil. Ancak siyasetin elitleştirilmesi, esas tartışma ve karar alma süreçlerinin hem kapalı alanlara taşırılması hem de zemin değiştirmesi giderek artış gösteren bir trend. ‘Temsili demokrasi’ o yüzden daha çıplak bir hal almaya başladı.
Ve ‘temsili demokrasi’de esas işlev, temsilciye aittir. O temsilcinin imajı ne kadar güçlüyse, ülkenin durumu da o denli güçlüdür - ya da öyle sanılır. Bizim somutumuzda o temsilcinin adı Angela Merkel’dir. 12 yıldan beri CDU’nun genel başkanı olan Başbakan Merkel, dün de 7. kez seçildi. Başka da alternatif yoktu elbet. Merak edilen tek şey, 1001 delegeden alacağı oy oranının geçen kongredeki yüzde 90.4’ü geçip geçmeyeceğiydi.
Hal böyle olunca parti kongresi, liderin şovundan ibaret olur. Zira CDU Merkel’dir, Merkel CDU’dur. Yoksa siz CDU’yu düşündüğünüzde aklınıza başka somut bir şey gelir mi? Gelmez. Gelmesine de gerek yok. Ne de olsa Merkel var ve toplum içinde popülaritesi her zamankinden yüksektir. O yüzden partinin popülaritesi düşük olsa da sorun yok. Güçlü Merkel demek güçlü CDU demektir, güçlü CDU ise güçlü Almanya demektir. Hesap böyle yapılıyor.
Parti kongresinin şiarı “Güçlü Almanya. Herkes İçin Fırsatlar” olunca bir benzerliği kurmadan edemeyeceğiz. Hatırlarsanız AKP’nin bu yılki kongresi de ‘Güçlü AKP, güçlü Türkiye’ formülüyle düzenlenmişti. Ve o kongre de Erdoğan şovundan ibaret idi. Öyle ki bir önceki kongrede seçildikten sonra 6 dakika boyunca alkışlanan Merkel, bu konuda Erdoğan ile yarışma gücüne sahip. Bakalım bu yıl alkışlanma rekorunu aşabilecek mi...
‘Güçlü liderlik’ formülü, çoğu zaman zayıf veya yanlış politikaların üstünü örtmek için başvurulan bir yoldur. Eğer Almanya’da Merkel etrafında bu kadar şov yapılıyorsa, sebebi budur. Seçmen bu şovun etkisine kapılır mı kapılmaz mı, gelecek yılki seçimlerde her birlikte göreceğiz.
* * *
Yıllık silah ihracat raporunun önümüzdeki günlerde açıklanması beklenirken, Alman silah endüstrisi Noel arifesinde şimdiden bayram havasına girmiş. Zira Suudi Arabistan, Leopard 2 tipi tanklardan 270 adet daha istediğini iletmiş. Almanların usta olduğu bir alan varsa, o da kuşkusuz tank üretmektir. Ve ne güzel ki yakında, kadınların araba kullanmasının yasak olduğu bir ülkenin asfalt yollarından, dünyanın en modern tankları geçecek! Hayırlı olsun!
Güçlü Merkel güçlü Almanya