Ya daxbego daye ewro koye yenî sero leminê miz û dumano...

Axve daye leminê no dumano dumanê çê sarê piye mino…
Ewro daxbego vesaye dê sixî qewxa wa danê pêro
venge tifangu xorî yeno.
Ax ve daye daye kilê maye zê kelê germî gîrino.
Ya daxgeb persena biraye mi lemî verde dara tekeee.
Biko Memedê mi va meso Daxbego vesaye dê cite meke.
Balîv persena veren dêra dismeno kano cira nebena rîza
û mineta biraye mi.
Memedê mi tîra xo ver mekuye ewro lazê Gulê Bolî amo
kistene okî to sera o to vera niyo meyîte deyo meyîte to het te.
Daxbeg persena verde gavano lemê kilê maye.
Memedê îlyaşî meyîte lazê Gulê Bolî noro qatî rî wertê
aşîrû ro lemin giran oncîno.
Cênîka viyaye vejîne tever vana Memed Axa heq tora pîlo îsan
meyîte aşîrû niyano wertê aşîrû ro lemin giru lemin nêoçî no... *

Tarih 9 Ocak. Yer Paris‘in en işlek caddeleri üzerinde bulunan Kürt Enformasyon Bürosu. 3 Kürt kadını, 3 devrimci yürek caniler tarafından alçakça katledildi. Failler belli. Bu sefer hedeflerinde devrimci kadınlar vardı. Sakine Cansız, Fidan Doğan, Leyla Şaylemez... Üç kardelen...
Sakine Cansız, Özgürlük Hareketi’nin kurucularından, ruhu, kadın hareketinin öncüsü Zarîfelerin, Besêlerin yoldaşı. Kürt tarih sayfasına yerini mücadelesiyle, dik duruşu, onurlu yürüyüşü ve zindan direnişi ile yazdıran Sakine Cansız’ı, Avrupa‘da tanıma onuruna erişmiştim.
Çocuğa, kadına, ve öğrencilere büyük değer verir tartışır, eleştirir, ön açıcı olur görüşlerini önemserdi.
Çocuğundan kadınına, yaşlısına, gencine herkesle birebir ilgilenir, sorunlarının çözümü noktasında kendisini sorumlu hisseder, acılarına ortak olurdu. Yüreği büyüktü, herkesi kucaklayacak kadar. Umutsuzluğa düşmek yoktu lügatında.  
Paris’te 3 kardeleni uğurlamaya 100 binler gelmişti. Aralarında kimler yoktu ki. Kadın  örgütleri, feministler, Mahirlerin, İboların, Denizlerin yoldaşları, komünistler vd... Herkes tek yürek olmuştu o gün ve hepimizin ama hepimizin yüreği yanıyor. Canımız acıyordu.
Yürüyüş boyunca tanık olduğum bir şey vardı; çocuğundan kadınına, yaşlısından gencine hemen herkesin Sakine ile bir anısı vardı. Ne çok insana ulaşmışsın, ne çok insana derman olmuşsun.
Paris’ten yüzbinler uğurladı 3 karanfili, İstanbul’da onbinler selamladı sizi, Amed’de milyonlar karşıladı. Paris’ten İstanbul‘a, Amed‘den Dêrsim’e, Toroslar’a, Nurhak’a insan seli oluştu.
Amed’de, Bağlar hastanesi önünde gençler, kadınlar nöbete durdu. Sabah binler gelip aldı sizi ve milyonların beklediği alana getirdiler. Kepenkler kapatıldı, öğrenciler okullarını boykot etti, insanlar işlerini gitmedi. Amed, Amed’e yakışır şekilde karşıladı misafir etti sizi.
Çocukları, kızları katledilen, ciğerleri yanan babaların barış mesajı yürekleri dağladı. Amed meydanında milyonlarla kutladık Fidan’ın doğum gününü.
3 yoldaşın yollarının ayrılma vakti geldi çattı, Leyla Toroslar’a, Fidan Nurhaklara, Sakine Dêrsim‘e doğru yolla çıktı. Avrupa’dan gidecek barış heyetleri sırasında Sakine de kendisini önermişti. Bir görüşmemizde‚ “gel beraber Munzurlara, Dêrsim’e gidelim bana eşlik eder misin” diye sormuştun? Ve bu anda sana eşlik ediyordum. Dêrsim‘e doğru yol alırken sana binlerce konvoy eşlik etti. Ergani‘de yüzler önünü kesti “Şehit namirin” sloganıyla. Seni yolculuyorlardı sloganlarıyla, tililileriyle.
Xarpet’te yoldaşların seni yine karşılayacaklardı. Amed Xarpet yolu araç seliydi. Xarpetli yoldaşların selama durdu Sakine.
Dêrsim girişine geldiğimizde, Seyitli noktasında, hani o malum devlet arama noktası var ya, işte orada binler karşılamaya gelmişti seni. Asker çekilmişti. Gündüz gibi aydınlatan o projektörler söndürülmüştü. Karanlığa karışmışlardı leşkerler. Seni karşılayan halkın aydınlığı vardı orada Sakine Heval. Ne çok insan vardı, ne kadar da genç yüz. Koparak köylerinden gelmişlerdi. Sana hoş geldin diyorlardı Sakine. Topraklarındaydın, o çok gelmek istediğin topraklarda, Dêrsim’de. Sloganlarla, zılgıtlarla merhaba diyorlardı. Güzargah üzerinde geçtiğimiz her yerleşim alanında insanlar yollardaydı. Göktepe’de, Mazgirt’te selama durdular sana: ‘Tu xêr ama herdê xo embaza Sakine. Serê sarê û çimûnê ma ama.’
Önü arkası belli olmayan binlerce konvoyla Dêrsim’e giriş yaptık. Seni taşıyan araç, Cemevi’nden giriş yaptı. Gün geceye çoktan dönmüştü, ay düşmüştü dağlara ve Munzur’a.
‘Size ömrümü mü vereyim.’ Baban, Ape İsmail, böyle sesleniyordu toplanan halka. O yaşında sesini yükselterek toplananlara duygu yüklü sesleniyordu: “Dêrsimliler, arkadaşlarım, hemşerilerim. Sizin selamınızı buradan Diyarbakır’a yollarım. Onların da size selamını getirmişim. Size kahraman insanı getirmişim. Barışı isteyen kadını getirmişim. Ama bırakmadılar. 75 milyon için barış istedi, başka bir şey istemedi. Hepinizin, buraya, bu soğukta beklemenizi, nasıl yapayım, bilmiyorum. Size ne diyeyim. Size ömrümümü vereyim. Sizi kucağıma alıp öpeyim mi? Sizi hepinizi saygıyla selamlarım.”
O gece seni Cemevi’nde misafir ettiler. Paris‘ten Amed’e, Dêrsim’e annenin yaktığı ağıt hepimizin beynine, yüreğine kazındı. Hani o bazen seni kah kızdıran kah güldüren  öğrencilerin de yanı başındaydı, hepimizin yüreği yanıyordu, sana böyle mi eşlik edecektik. Sonradan duyacaktık, dağda yoldaşların selama durmuşlar, ateşler eşliğinde.
Sabahın ilk ışıklarıyla beraber köylerden, ilçelerden insanlar merkeze akın ediyordu. Cemevinin önünde onbinlerce insan seni bekliyordu. Kadın yoldaşlarının omuzlarında getirdik seni karşılarına, sonra evine doğru yürüdük. Yol boyunca sana Silo Qiz’ın beğendiğin ‘Daxbeg’ kilamı eşlik etti.
Halkının haklı mücadelesi için çıktığın eve şimdi arkana onbinlerce insanı alarak geri döndün. Evinden tekrar kadın yoldaşlarının omuzlarında Cemevi’nin önüne getirildin. Yoldaşların konuştu. Seni anlatmada zorlandılar.
Kadın yoldaşların tekrar omuzladı, mekanına doğru bu sefer Delîla yoldaşın eşlik etti sana. Dêrsim’di burası. Acısı, şin û şîvanı eksik olmayan, feryadın, gözyaşın ocaklarda tüterdi her daim. Burası süngülenen bebelerin, gözleri açık yitirdiklerimizin ve kan, gözyaşı, ateş ve barutun birbirine karıştığı havarların yükseldiği Dêrsim. Dêrsim’di burası. Alişêrlerin, Zarîfê Xanım’ın, Seyid Rıza ve Besêlerin yurdu. Direnen, teslim olmayan Mazlumların, Delillerin, Şiyarların, Zilanların, İbrahim Kaypakkaya’ya kucağını açan, celladının suratına tüküren Sakinelerin yurdudur Dêrsim. Munzur olup Dicle û Fırat’a, dağ olup Zagroslara, Ararat’a, Cudi’ye, Gabara yoldaş olanlardır.
Ağıtlar yükseldi, gözyaşları Munzur’a karıştı. Munzur hırçınlaştı, güneş selama durdu Dêrsim semalarında.
Yolun açık olsun Dêrsim’in asi ve direngen kızı, yolun açık olsun.
Senin ziyaretine hep geleceğiz.
Seni unutturmayacağız.

* Silo Qiz’in ‘Daxbeg’ adlı şarkısının sözleri...