Kürtlerin ilçe ilçe öz yönetim ilanları gerçekçi mi?Kürdistan’da merkezi idarenin siyasi açıdan kabul edilebilirliği kalmamıştır. Devlet eğer herhangi bir sokağa zırhlı araçlarla girmek zorunda kalıyorsa öz yönetim ilanı geç kalınmış bir karardır. Valilik, kaymakamlık ve benzeri merkezi idare kurumları sadece işgal ve sömürge koşullarını korumak adına görevdeler. Bunların mesai saatleri içerisinde neredeyse tek işleri PKK ve HDP’nin zayıflatılmasına, geriletilmesine yönelik askeri ve polisiye tedbirler geliştirmek olmuştur. Yerel yönetimlerin çok daha fazla etki, yetki ile donatılması bu açıdan kaçınılmaz olmuştur. Valilik artık her ilde kötücül bir Türk sisteminin idari yapısıdır. Tasfiyesi halinde Türkler ve Kürtlerin barışma ihtimali artar.
24 Temmuz operasyonlarından sonra KDP ve KDP Dışilişkiler sorumlusu Hemin Hawrami’nin dolaşıma soktuğu PKK yöneticisi Duran Kalkan’ın gerilla ve gerilla yakınlarıyla çektirdiği fotoğraflar 23 Ağustos tarihli bazı Türk gazetelerine çirkef bir üslupla manşet oldu. Aynı gün bazı Türk yazarlar Güney Kürdistan petrollerinin satışına dair Türk şirketleriyle Hemin Hawrami’nin yolsuzluklarına ilişkin bilgiler geçtiler. Öncesinde konu hakkında Hürriyet gazetesi köşe yazarlarından Tolga Tanış’ın bazı iddiaları vardı. Zira Tanış, Washington’dan yazıyor ve oldukça sağlam kaynaklara sahip. Akla KDP’nin bazı odaklarının Kürdistan’da yürütülen kirli savaşta AKP ile bazı yolsuzlukları perdelemek için kullandıklarını getiriyor. Hava bombardımanlarına ve Zergelê Katliamı'na KDP’nin verdiği silik, sinik, düşmanca tepki hatırlandığında bu yolsuzluk-savaş-siyaset çıkmazı hakkında ne kadar fikir yürütsek az. Zira El Cezire Türk’ün neredeyse her gün bir KDP’li ve ENKS’li yetkiliyle PKK karşıtı röportajlar yapması işin psikolojik savaş boyutu sayılabilir. Sanırım Kürdistan’da yürütülen PKK karşıtı savaş, birçok kirli bileşeninin olduğu bir kötüler koalisyonun ortak iradesi sonucu. PKK’nin her krizden çıkmayı başardığı düşünüldüğünde bu kötülükler koalisyonunun da yakında dağılacağına inanabiliriz.
Milli Kürt meczuplar nerede?
PKK ve HDP’nin yaratığı siyasi iklimde HDP’nin mitinglerinde ellerine KRG bayrağı alıp meydanlarda bolca KDP ve o odak etrafında anti PKK’cilik oynayan bazı gruplar Türk devletinin işgali derinleştirme operasyonlarından sonra sanırım izne çıktılar, tüydüler. PKK’ye yakın çevreler bir tek sokağın bile Türk polisi tarafından alınmaması için can verirken internet köşelerinde PKK ve HDP karşıtı tetikçilik yapan aynı zevat şimdilerde PKK’ye sükunet ve silahsızlanma önerileri yapıyor. Kürdistan’ın bu koşullarda twitterde, Facebook’ta günde sekiz defa “Kürdistan” yazarak özgürleşeceğini sanıyorlar. TRT 6’ya kapağı atmış mirasyedi kimi fırıldaklar da yakılan ormanların, vurulan insanların, harap edilmiş evlerin mesuliyetini PKK ve bileşenlerine yıkma gayretindeler. Oysa Güney Kürdistan’da o statünün bile kaç yüzbin insanın kanıyla, bedeliyle alındığını çok iyi bilirler. Şimdi PKK’nin dört parça Kürdistan’da geliştirmek istediği sisteme karşı çıkıyorlar.
HDP’nin eşbaşkanları dahil birçok yönetici bugünlerde Kürdistan dememeyi neredeyse sıradanlaştırdılar. Bunun politik esneklikle falan ilgisi yok. Eğer gerçekten silahsız çözüm yanlısı iseniz öncelikle taleplerinizin başında yüzyıldır adı, sanki yasaklanan ülkenin adının iadesi olmalı. Ki ancak o koşullarda silahlı mücadele yürütenlere, "siyasetle haklarımızı alabiliriz" mesajı verebilirsiniz. Eğer argüman olarak da Kürdistan ve Kürdistan halkları kavramlarını kullanmakta Türklerden gelecek oy kaygısıyla kaçıyorsanız HDP diye bir partiye ihtiyaç yok. Zira halkların demokratik talepleri arasında Kürdistan adının iadesi var, partinin adıyla çelişmiş olursunuz. Türkler bu adın iadesini kabullenerek size oy vermeli. Yoksa size ihtiyaç yok.